İSO 500’de son 2.5 yılda tek bir halka arz olmamış

Eklenme Tarihi24.07.2015 - 2:30-Güncellenme Tarihi23.07.2015 - 21:50

İstanbul Sanayi Odası İSO’nun bu ayki Meclis toplantısında İstanbullu sanayiciler,  Borsa İstanbul’un (BİST) yeni Genel Müdürü Tuncay Dinç’le tanıştılar. 3 ay önce göreve gelen Dinç, havayolu ikram sektöründe THY ve Do&Co’nun kurduğu Turkish Do&Co’nun CEO’suymuş.


Galatasaray Lisesi mezunu ve Galatasaray taraftarı, ancak görevi nedeniyle taraftarlığı, cep telefonundaki GS amblemini göstermekle sınırlı; ”takımlarımız borsaya açık oldukları için kendi tuttuğum takımla ilgili konuşmam uygun olmaz” diyor.
Dinç “hem yaptıklarımızı anlatmaya, hem de sizlerle dertleşmeye geldim” dediğinde işkillenmiştim; nitekim konuştukça, 2.5 yıl önceki 11. Sanayi Kongresi’nde o dönemdeki adıyla İMKB’nin Başkanı İbrahim Turhan’ı dinliyor gibi oldum.
Aradan 2.5 yıl geçmiş, BİST’e yabancı ortaklar gelmiş, BİST Londra Borsası gibi yabancı borsalara ortak olmuş; ancak Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşundan tek bir halka arz olmamış.

Sadece 86 şirket
Turhan, aralık 2012’de İstanbullu sanayicileri İMKB’ye davet ederken, “Biz artık yöntem değiştirdik; sanayicinin ayağına gidiyoruz. Geçen yıl İSO 500’den 68 firmayı ziyaret ettik. Bu ziyaretleri sürdüreceğiz ve sizleri, halka açılmanın maliyetinin, benzer finansman bulmanın maliyetinden çok daha düşük olduğuna ikna edeceğiz. İSO 500’e baktığımda yüreğim sızlıyor. Lütfen bu sayıyı artırın” demişti.
Turhan’ın o tarihte yüreğini sızlatan sayı, Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşundan sadece 86’sının halka açık olmasıydı. Tuncay Dinç söylediğinde kulaklarıma inanamadım: Aradan 2.5 yıl geçtiği halde İSO 500’deki halka açık şirketlerin sayısı hâlâ 86. Buna karşılık Turhan sözünde durmuş. Borsa yetkilileri firma ziyaretlerini sürdürmüşler ve Dinç’ten öğrendiğimize göre sayı, 2.5 yılda 68’den 795’e yükselmiş.

Bedeli ağır
İSO Başkanı Erdal Bahçıvan da konuşmasında Türkiye’de sermaye piyasaları yeterince gelişmediği için özel sektörün uzun vadeli ve düşük maliyetli bir finansmana ulaşma imkânı bulunmadığından yakındı. “Reel sektör finansmanı, çoğunlukla bankalar eliyle yurtdışından edinilen dış kaynaklara dayandığı için özel sektör bugün 285 milyar dolarlık ağır bir borç yükü ve kur riskiyle karşı karşıya” dedi.
Türk sanayi şirketlerinin esas faaliyetlerinden elde ettikleri kazanımların yarıya yakınını finansal giderlere harcadıklarına dikkat çeken Bahçıvan’a göre sanayi çevrelerinin süratle sermaye piyasalarına entegre olması gerek. Peki bu entegrasyon neden gerçekleşemiyor diye sorduğumuzda ise cevabı; “finansal inovasyona şiddetle ihtiyaçları var!”