İSO 500’le 30 yıl öncesine yolculuk

Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşunun; cirodan kâr-zarara, ihracattan istihdam ve katma değere 2012 performansını öğrenmek üzere dün İstanbul Sanayi Odası’nda katıldığım toplantı, benim için tam bir nostaljiye dönüştü.
İSO’nun yeni Başkanı Erdal Bahçıvan, “hepinizin merakla beklediği 500 büyük sanayi kuruluşunu açıklamadan önce, bu araştırmanın köklerine dönmek istiyorum” dediğinde ben de zaman tünelinden 30 yıl öncesine ışınlanıverdim.
Bahçıvan’ın da dikkat çektiği gibi İSO’nun Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırması, “ülkemizde istatistik biliminin, ekonomi kitaplarından çıkıp da sahada henüz ifadesini bulmadığı bir dönemde, 1968’de başlamış” ve 45 yıldır aralıksız sürdürülüyor. Son 30 yıldır da benim düzenli takibimde!

Global bir markaya...
Bu kıymetli rapor, Türkiye sanayisi için gerçekten de eşsiz değerde bir bilgi havuzu ve ekonomiye tutulan güçlü bir ayna; ilaveten bugüne kadar akademik düzeyde birçok tez ve araştırmaya da konu olmuş bulunuyor. Her biri sanayimizin bir mihenk taşı olan bu 45 rapor biraraya getirildiğinde, karşımıza bir ekonomi tarihi kütüphanesi de çıkıyor.
Bahçıvan, gerek ekonomi kamuoyu gerekse akademi çevreleri ve bürokrasinin büyük değer verdiği bu 45 yıllık araştırma dizisini, global bir marka haline getirmek üzere kolları sıvadıklarını açıkladı.

Yeni lokomotif gıda
2012’nin en büyük 500 sanayi kuruluşuyla ilgili detayları, ekonomi sayfalarımızda bulabilirsiniz. Ben Bahçıvan’ın “şimdi biraz da sektörel nostalji yapalım” dediği bölüme değinmek istiyorum. Bu yıl ilk kez 30 yıllık verileri yan yana koymuşlar ve sonuç: 1982’de sanayinin belkemiğini oluşturan sektörler bugün gerilere düşerken, yeni yıldızlar ortaya çıkmış. Örneğin 30 yıl öncesinin öncü sektörü dokuma, giyim eşyası, deri ve ayakkabının sayısal ağırlığı, yarı yarıya azalarak
% 22.4’ten % 10.4’e düşerken, gıda- içki ve tütün sanayi % 21.4’le günümüzün lokomotif sektörü haline gelmiş. Elektrik sektörü ise 30 yıl önce hiç yokmuş, şimdi % 2.4’lük paya sahip.

İlk kadın başkan Bodur
Bu arada İSO’nun tarihinde ilk kez bir kadın Meclis Başkanı var: Zeynep Bodur Okyay. Ekonomi gazeteciliğine başladığım 80’li yılların başlarında babası İbrahim Bodur, İSO Meclis Başkanı’ydı. 30 yıl sonra da kızı... Aynı uzmanlık dalında 2-3 nesil peşpeşe ünlenmiş, soyadlarını hepimizin bildiği doktorlar ya da avukatlar gibi...
Babalar ve oğullarına alışığız da, meslek odalarının üst yönetimlerinde babalarının yerini yıllar sonra alan kızları, hâlâ habere konu olabiliyor.

İlk kadın üye Meral Gezgin
İbrahim Bodur’un 2. Meclis Başkanlığı döneminde Yönetim Kurulu Başkanı olan rahmetli Nurullah Gezgin’in kızı Meral Gezgin, 1987 yılında İSO Meclisi’ne giren ilk kadın üyeydi; sonraki yıllarda İSO Yönetim Kurulu’nda da yer aldı.
Kadınlardan söz açılmışken, Erdal Bahçıvan’ın Yönetim Kurulu Başkanlığı ile birlikte İSO Genel Sekreterliği’ne de bir kadın geldi: Melek Us.
Düne kadar meslek odalarında şöyle bir âdet vardı: Yönetime aday olanlar önce Yönetim Kurulu Başkanı olur, 1 ya da 2 dönem bu görevde bulunduktan sonra da icraatın dışına çıkarak daha onursal bir koltuk olan Meclis Başkanlığı’na geçerdi. Şimdiyse gerek İSO’da, gerekse İTO’da (İstanbul Ticaret Odası) ilk kez tam tersi bir durum var. Geçen dönemin meclis başkanları Erdal Bahçıvan ve İbrahim Çağlar, yönetim kurulu başkanı olarak direksiyonun
başına geçtiler.