Kanserle geçen 14 ayın sonunda...

20 mart günü “Arap dünyası geleceğini arıyor” başlıklı uluslararası toplantı için Antalya’ya giderken, yıllardır ev işlerimize yardımcı olan sevgili Ayşegül Hanım’ın eşi Habib Bey sapasağlamdı ve ayakkabı imalatında çalışıyordu.
23 martta İstanbul’a geri döndüğümde Ayşegül Hanım, eşinin önce kasıklarında ağrı, ardından karnında şişkinlik ve kabızlık şikayetiyle Haseki hastanesine gittiklerini ve 2 gündür işe gidemediğini söyledi. Endoskopi için 2 ay sonrasına gün verdikleri için, tetkikleri daha hızlı yürütme imkânı buldukları Çapa Tıp Fakültesi’ne yöneldiler. Bu arada Habib Bey’in karnı hızla şişiyor, tek lokma yiyemiyordu. Kan tahlilleri, endoskopi, bilgisayarlı tomografi, MR, PET scan derken... Habib Bey’i önceki gün (18 nisan) kaybettik.
Ayşegül Hanım, eşinin doktora gitmekten hiç hoşlanmadığını, çok gerektiğinde zorla kolundan tutup götürdüğünü söylerdi hep. Kanser, hiç kendini belli etmeden sinsice ilerleyerek, ölüme 5 kala ortaya çıkmıştı. Bağırsakları tamamen tıkanmış olduğu için kolonoskopi bile yapılamadı.

Üzüldüm, sarsıldım...
Ben bu hafta sonu (22-24 nisan), yani tam 1 ay sonra, bu kez 19. Ulusal Kanser Kongresi nedeniyle yine Antalya’da olacağım. Habib Bey’i 4 hafta içinde kaybetmenin şaşkınlığı, çaresizliği ve üzüntüsüyle sarsılmış olarak ve kendi kanserime geri dönerek...
14 ay önce çok erken evrede teşhis edilen meme kanseri ameliyatı olduğumda, beni tanıyan herkesin neden çok üzüldüklerini şimdi daha iyi anlıyorum. Pek çok kez yazdım; ancak bir kez daha tekrarlamakta mahzur yok: Hem kanser tek bir hastalık değil, binlerce çeşidi var; hem de düzenli kontrol ve erken teşhis çok önemli. İş işten geçmeden hastalığa müdahale edilmesini sağlıyor ve hayat kurtarıyor.
1-7 nisan Kanser Haftası’ydı. Bu çerçevede ben de kitap yazmış bir kanser hastası olarak Gülben Ergen‘in TRT-1’deki sabah programından TNT’de Ender Saraç ‘a, pek çok TV programına katıldım.
Türkiye Kanserle Savaş Vakfı TKSV’nin düzenlediği ve değişik branşlardan onkologların konuşmacı oldukları “Kanserin 1001 Yüzü” başlıklı paneli yönettim. Johns Hopkins-Anadolu Sağlık Merkezi’nin doktorlarına, hastanın gözüyle kanseri, geçirdiğim diğer hastalıkları ve doktorlarla ilişkilerimi anlattım.

Tütün, kilo, alkol
Nisan ayı boyunca kanserle ilgili çok değerli yeni bilgiler edindim. Örneğin dünyadaki gelişmeleri günü gününe izleyen değerli onkoloğum Prof. Dr. Gökhan Demir, birlikte katıldığımız Ender Saraç’ın programında “Biz artık kanser hücrelerinin nasıl çalıştığını öğrenmeye başladık; tümörü küçültmeden kronikleştirebiliyoruz” dedi ki bu çok-çok önemli. Ve kanserde gerçekten yepyeni bir aşama.
Bütün bu toplantılar sonunda şuna ikna oldum ki, halk arasında bilinenin aksine kanserde genetik yatkınlığın etkisi ancak % 5-10; geri kalan % 90-95 çevresel faktörler. Anlayacağınız yaşam tarzınız, kanserde baş düşmanımız haline gelebiliyor.
Neolife Tıp Merkezi’nden Prof. Dr. Gürkan Zorlu, kanserli hücrelerin oluşmasındaki en etkili 4 unsuru şöyle sıraladı:
- Tütün
- Kilo, hareketsizlik
- Alkol
- Enfeksiyonlar
Bütün toplantılarda her 2 kanser hastasından 1’inin, hayat boyu bir daha kanser olmamak üzere tedavi edibebildiği vurgulandı. Özetle ne yapmanız ve ne yapmamanız gerektiği belli: Periyotik kontroller ve kan tahlilleri yapılacak; tütün, alkol ve şişmanlıktan uzak durulacak! Tamam mı?