Kireç sökücünün reklamı, bankaları solladı

Kireç sökücünün reklamı, bankaları solladı

Meral Tamer

Masamın üzerinde uzun süredir duran dergilerden Marketing Türkiye'yi karıştırırken gözüme yandaki tablo çarptı.
Önce bir yanlışlık var diye düşündüm. Çünkü televizyonu her açışımda karşıma çıkan medya reklamlarından hiç söz edilmiyordu. Ancak biraz araştırınca öğrendik ki, kendi içinde takas usulü çalışan ve gerçek paranın dönmediği medyayı bu sıralamaya koymayı mümkün görmedikleri için tümüyle dışlamışlar.
Ve geriye gördüğünüz gibi temizlik ürünleri ve bankalar kalmış. Aslında deterjancılar, geçmiş yıllarda da sıralamanın hep önlerinde yer alırlardı. Ama benim aklımda Procter and Gamble'ın ilk sırayı tuttuğu gibi bir izlenim kalmış.
Son sıralamada ise P&G de en büyük rakibi Omo var. Buna karşılık çamaşır makinelerindeki kireç çözücü Calgon birinci sıraya oturmuş. Benckiser firması, Calgon'un yanı sıra bulaşık ve çamaşır deterjanı Calgonit ve Marc sıvı temizleyici için de yoğun reklam yapmış. Zaten tabloda en fazla reklamı yapılan 20 markadan 3'ü Benckiser ürünü.
Bankalar her zaman ön sıralarda yer alır. Ancak geçen yılın önemli bir değişikliği, her türlü medyaya bol keseden reklam dağıtan kamu bankalarının sesinin soluğunun kesilmiş olması. Emlakbank, nasıl da alt sıralara düşmüş. Halkbank ve Ziraat Bankası'ndan ise hiç ses seda yok!
Kamu bankalarının reklam bütçelerinin kısılmasında, Refahyol hükümetinin Refah kanadının etkili olduğu da sır değil.
Profilo'nun tesislerini satın aldıktan zonra Türkiye pazarına yerleşmek isteyen Bosch'un reklam atağı çok doğal. İstikbal Yatakları ise piyasaya yerleşmiş Yataş, İdaş ve Mekan'a karşı pazar payını büyütmek amacıyla yoğun kampanyalar yapmıştı.


Mavijeans dergisinin yayını Mavilogy dergisinde İzzeddin Çalışlar imzasıyla yer alan ve değişik ülkelere yapılan seyahatlerden izlenimleri içeren geniş yazıda Dubai'deki free shop'ta bulunan Porsche otomobilden de söz ediliyordu.
Bu yazıdan yaptığım alıntı üzerine çok sayıda faks aldım. Okurlarımız, free shop'taki Porsche'nin satılık olmayıp promosyon nedeniyle orada durduğunun ve 15 günde bir yapılan çekilişle sahibini bulduğunun özellikle vurgulanmasını istiyorlar.
Örneğin Ekinciler Dış Ticaret'ten yazan Demir Temurboğa, "free - shop'tan Porsche almam, çünkü alamam" diye başlayan faks mesajında Dubai Havalimanı'ndaki Porsche'lerin satılık olmayıp, 15 günde bir tanesi 150 dolar olan 2 bin bilet üzerinden düzenlenen piyangonun armağanı olduğunu hatırlatıyor.
Okurumuz, sloganı "FLY - BUY - DUBAI" olan free - shop'un, bu otomobilleri talihlisinin evine kadar teslim ettiğini de özellikle vurgulamış.
Al Mathana Trading'de görevli okurumuz Hacer Kaya'nın faks mesajı da aynı doğrultuda. Sadece Hacer hanım, çekilişin 1000 kişi arasında yapıldığını belirtmiş.
Martı Denizcilik'in teknik müdürü Haldun Dinçer'in mektubunda ise her 15 günde bir, biri Porsche, diğeri Mercedes, üçüncüsü de BMW olmak üzere son model 3 otomobilhin çekilişle talihlilerini bulduğu, bu çekilişe katılmak için yine free shop'ta satılan tanesi yaklaşık 200 dolar olan biletlerden almanın yeterli olduğu belirtiliyor. Dinçel'e göre çekiliş 500 kişi arasında yapılıyor.
3 okurumuz da İzzeddin Çalışlar'a köşemiz aracılığıyla otomobillerin satılık olmadığı mesajını aktarmak istemişler.
Ben kendi hesabıma o Porsche'nin satılık olduğunu zaten düşünmemiştim. Çalışlar'ın yazısını ise çok mizahi ve renkli bulduğum için köşeme koymuştum.

Fethullah'çıların geçen yıl kurduğu Işık Sigorta hızla büyüyor. İhlas Sigorta ise Işık'a kaptırdığı pazar payını, KİT'leri sigortalayarak telafi etmeye çalışıyor.
Anadolu Hayat'ın Genel Müdürü Hasan Eskil, geçen hafta sonu Durusu'da düzenlediği toplantıda dindar kesimin sigortaya bakışının son dönemde nasıl 180 derecelik dönüş yaptığını şöyle anlatmış:
"Dindar kesimde bizim sigorta satmamızı zorlaştıran bir fenomen vardı. Sigorta haramdır diyorlar ve gerekçesini de "hayat sigortası geleceğe yönelik bir akittir. İnsanın geleceğini ise sadece Allah bilebilir," diye açıklıyorlardı. Şimdiyse tam tersini söylüyorlar.
Sigorta haram olmaktan çıktı. Hatta Refahyol hükümetinin dördüncü kaynak paketinde sağlık ve emeklilik sigortalarından bir yılda 2,5 milyar dolarlık kaynak beklendiği açıklandı."

Evet, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu diyebilirsiniz. Hatta hayali rakamlara pek meraklı olan Başbakan Necmettin Erbakan'ın sadece sağlık ve emeklilik sigortasından bir yılda toplanmasını beklediği 2,5 milyar doları duyunca "ya sayı saymasını bilmiyor, ya da hiç dayak yememiş" diye bile düşünebilirsiniz.
Zira şu anda bu rakam sadece 150 milyon dolar (20 trilyon). Zaten kasko da dahil tüm sigorta sektörümüzün geçen yılki işlem hacmi 120 trilyon (geçen yılın ortalama kuruyla 1,5 milyar dolar)
Erbakan'ın sözünü ettiği 2,5 milyar dolarlık rakam, daha uzun yıllar hayal olarak kalacak gibi görünse de, islami kesimde sigortacılık konusunda ciddi bir kıpırdanma ve rekabetin yaşandığı da kesin.
Sektörün yeni yıldızı, Fethullah Gülen cemaatinin sigorta şirketi Işık Sigorta. Geçen yılın başında kurulmuş. Ancak şu anda sektördeki 62 sigorta şirketi içinde 22. sırada. Mart 1996 - mart 1997 arasında tam yüzde 830 büyümüş.
3 yıl önce kurulan İhlas ise 1996 sonunda 62 sigorta şirketi arasında 21. sıradayken, mart 1997'deki sıralamada 24'üncülüğe gerilemiş.

Sektörün yıllardır içinde bulunan sigortacılarından öğrendiğime göre Işık Sigorta'nın kurulmasıyla birlikte İhlas Sigorta, özellikle bireysel sigorta bazında Işık'a pazar payı kaptırıyormuş. En dindar kesimin sigortada kesin tercihi Işık Sigorta imiş. Ayrıca Işık'ın Anadolu'da bugüne kadar sigortalanmamış kesime yöneldiği de belirtiliyor.
Buna karşılık İhlas Sigorta'nın ise kurumsal sigortacılığa ağırlık vererek büyük devlet ihalelerini almak için kolları sıvadığına dikkat çekiliyor. İhlas Holding'in sahibi bulunduğu TGRT televizyonu ve Türkiye gazetesinin Refahyol'a yüzde 100 destek veren yayınlarının da katkısıyla, birkaç devlet ihalesinin İhlas Sigorta'ya geçtiği belirtiliyor.
Sigortacıların "çok büyük iş" diye nitelediği Petkim'in Güneş Sigorta'nın portföyündeyken İhlas'a verildiği, Başak Sigorta'nın portföyündeki Kardemir'in de İhlas Sigorta'ya geçtiği, yine "çok büyük iş" olan TÜPRAŞ'ın ise İhlas'a geçmek üzereyken son anda engellendiği belirtiliyor.
Devlet Hava Meydanları, İstanbul Belediyesi'nin Elektrik ve Tramvay kaza işleri, İETT'nin Tünel Aksamı nakliye işleri de İhlas Sigorta'da.
Bu arada Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün yönetimine Refah partililerin gelmesi sonucu Güneş Sigorta'nın da Refah'lılar tarafından koruma altına alındığı, dolayısıyla İhlas'a verilebilecek bazı büyük işlerin Güneş Sigorta'da kaldığı hatırlatılıyor.
Yazara Emailm.tamer@milliyet.com.tr