Kızılordu'nun maaşına Türkiye'den katkı!

Kızılordu'nun maaşına Türkiye'den katkı!


Elektrik malzemelerinde Siemens, Schneider gibi markaların Çin malı taklitleri, Türkiye'nin yanı sıra Yunan ve İtalyan pazarlarını da tehdit ediyor. Taklitçilerin arkasında ek gelir peşindeki Çin ordusu var

       Türkiye'de 500 milyon dolarlık (yaklaşık 250 trilyon lira) hacme sahip elektrik malzemesi pazarının yüzde 10'unu Çinliler ele geçirmiş durumda!
       Çin'de üretilen taklit ve standart dışı elektrik malzemeleri deniz yoluyla Türkiye'ye getiriliyor ve Türk gümrüklerinden rahatça geçiyor. Hatta hem sanayimizin, hem evlerde hepimizin kullandığı, can ve mal güvenliği açısından sakıncalı bu taklit ürünlerin üzerinde TSE damgası bile var!
       Bu okuduklarınız belki sizi hayrete düşürmeye yetmiştir. Ama devamı da var...
       Nihai tüketicinin bu malları ayırt etmesi imkansız. Ucuz Çin mallarının bir numaralı alıcısı olan küçük tali bayiler, gümrükten markasız giren ürünleri, üzerine Siemens, Schneider gibi markalar basılmış olarak satıyor. Görünüşte tek farkı fiyatı. Üstelik taklidiyle gerçeğini birbirinden ayırmak giderek daha güçleşiyor. Çünkü bu işi yapanların son cinliği, ikisini karıştırarak satmak. Yani 10'lu bir paketin 6'sı markaysa, 4'ü taklit çıkabiliyor.
       Taklit edilen ürünler arasında otomatik sigortalar, kaçak akım koruma röleleri, duylar, prizler, motor koruma şalterleri, sanayi panoları gibi onlarca çeşit var.
       Türkiye pazarı durgunluk nedeniyle küçülürken, taklit Çin mallarının pazar payının hızla büyümesi üretici firmaları rahatsız ediyor. Kalitesi düşük taklit Çin elektrik malzemeleri, 500 milyon dolarlık toplam pazardan 1998'de 10 milyon dolarlık pay alırken, rakam bu yıl katlanarak artmış ve 50 milyon dolara yükselmiş.

Haksız rekabete karşı güçbirliği

       Sarı tehlikenin önlenemez yükselişi, Elektromekanik Sanayicileri Derneği EMSAD'ın çatısı altında toplanan ABB, Siemens, Tetsan, Kaleporselen, Metesan - Lexel, Ekosan ve Schneider gibi firmaları, kendi aralarındaki rekabeti bırakarak, Çin mallarının haksız rekabetine karşı güçbirliğine yöneltmiş bulunuyor.
       Bu konuda sektörün sözcülüğünü üstlenen Siemens Endüstri Bölümü Direktörü Kaya Tütengil'in aktardığına göre Çin malı elektrik aksamı önce en yakın çevredeki Hindistan ve Pakistan'da kendisine pazar bulmuş. Ardından İran, Suriye ve diğer Ortadoğu ülkelerine girmiş. Dikkat ederseniz bu ülkelerin hepsinin ortak özelliği, tüketicinin bilinç düzeyinin göreceli olarak düşük olması ve piyasanın fiyata duyarlılığı. Her iki durum kısmen Türkiye için de geçerli.
       Tütengil'den öğrendiğimize göre bir tür kooperatif gibi çalışan taklit mafyasının arkasında Çin'in ünlü Kızılordu'su var. Maaşları düşük olan Kızılordu mensupları, üretime lojistik destek sağlayarak kendilerine ek gelir yaratıyorlarmış. Ülkeye döviz girdiği için Çin hükümeti de olan - bitene göz yumuyormuş.

TSE'nin gözünü boyadılar

       Tütengil'in ortaya koyduğu tablonun her karesi birbirinden ilginç. Taklit Çin elektrik malzemelerinin Avrupa Birliği ülkelerinin kapılarını zorlamaya başlaması da konunun bir başka ilginç boyutu (çünkü oralarda tüketicinin bilinç düzeyi de yüksek, gümrükler de elek gibi değil).
       Ortadoğu, Türkiye derken Çin malları Yunanistan'a da yerleşiyormuş. Hatta İtalya'da da kendine yer açmaya başlamış. Ve ancak bu noktadan sonra Almanya - merkezdeki üst yönetim, sarı tehlikenin kendi kapılarına da dayanabileceği kaygısıyla konuyla yakından ilgilenmeye ve Çin'in üst düzey yetkililerini uyarmaya başlamış.
       Tütengil bu gidişata dur denemezse ünlü markaların Türkiye'deki üretimlerini durduracakları kaygısını taşıyor ve bu durumdan hem sektörde çalışan 7700 kişinin (aileleriyle birlikte 30 bin kişi) hem de kalitesiz elektrik malzemesini kullanacak tüketicinin zarar göreceğine işaret ettikten sonra sözlerini şöyle sürdürüyor:
       "Bu mallara para ödeyenler "çok iyi fiyata Siemens aldım, adam yüzde 60 indirim yaptı" sanıyor. Zaten bu malları büyük ana bayilerimizden alamazlar. Daha küçük tali alt bayileri Çin'e davet ediyorlar. Yedirip - içiriyor, fabrikaları gezdiriyorlar. Gezdirdikleri fabrika oradakilerin en iyisi. Buradan çıkan malın kalitesi yüzde 95 oranında bizim mallara yakın. Ama fiyatı da bizim ürünlere yakın. Daha azına mal etmesi imkansız.
       Ama hemen o fabrikanın yanında yüzde 60'ı taklit, hatta yüzde 30'u taklit üretim yapan başka fabrikalar var. O fabrikaları kimseye göstermiyorlar, ama hangi fiyat ve yüzde kaç randımanlı ürün isterseniz size veriyorlar."
       Bu ürünler Türk gümrüklerinden yasal olarak geçtiğine göre anlaşılan bizim TSE'nin bazı uzmanları da bu tezgahın bir parçası durumunda. Çünkü bildiğimiz kadarıyla elektrik malzemeleri hangi ülkeden gelirse gelsin, Türkiye'de TSE baklavası olmadan satılamıyor. Kalitesiz ürüne TSE baklavası da acaba TSE uzmanlarının toplu Çin seyahatleri sonucunda mı veriliyor? Yoksa belge verme yetkisinin TSE'de, denetim yetkisinin Sanayi Bakanlığı'nda olması mı arada yetki boşluğu yaratıyor?

İhtisas gümrükleri şart

       Türkiye, Uzakdoğu'dan gelen kalitesiz malların, dünyada belki de kendine en zahmetsiz yol bularak girebildiği ülkelerin başında geliyor. Bunun en temel nedeni, ülkemizde ihtisas gümrüklerimizin bulunmaması.
       Kalitesiz elektrik malzemeleri gibi can ve mal güvenliğimizi tehdit eden ithal ürünlerin ülkemize bu kadar rahat girebilmesine dur demeliyiz.
       Fransa, bu işi en iyi becerebilen ülke olarak gösterilir hep. Serbest ticaret ilkeleri Fransa'da da en az bizdeki kadar geçerli. Ama Uzakdoğu'dan gelen bir ürün Fransa'ya girerken son derece ince elenip sık dokunuyor, bin türlü denetime tabi ve standart dışı mallar bu şekilde eleniyor.
       Türk Siemens Endüstri Bölümü yöneticisi Kaya Tütengil'den öğrendiğimize göre zaten Çinliler de cin gibi. Bakmışlar ki İstanbul gümrüklerine getirdikleri mallar, Türkiye'deki büyük markaların sıkı takibinde. Onlar da çareyi Anadolu'ya açılmakta bulmuşlar. Kalitesiz mallar İstanbul yerine Niğde vs. gibi illerden içeri sokuluyormuş.
       İşin bir diğer ilginç boyutu ise Çin hükümetinin kendi iç piyasasını bu tür kalitesiz taklit mallara karşı sert kurallarla koruyor olması. Yukarıda adı geçen büyük üreticilerden çoğunun Çin'de fabrikası var. Ancak bu fabrikaların üretimi iç talebi karşılamıyor. Çin hükümeti, ihracat yapmak isteyene her türlü belgeyi bol keseden dağıtırken, ithalat belgelerinde işi çok sıkı tutuyor. Dahası Çin'de üretilen kalitesiz malzemenin ihraç edilmek yerine iç piyasaya verilmesinin cezası da çok ağır.




Yazara E-Posta: mtamer@milliyet.com.tr