Krizi gördüm, ben de Davos’ta konuşurum dedim

Hasılat 2 milyar dolara yaklaştı. Hükümetin kısmi yasağı ve 22 dolarlık bilet fiyatına rağmen Çinliler kuyrukta

Krizi gördüm, ben de Davos’ta konuşurum dedim

Cuma gecesi saat on buçuk. Sabahın sekizinde başlayan toplantılardan bitap düşmüş Davos ahalisi, Arcade sinemasının önünde upuzun bir kuyruk oluşturmuş, lapa lapa yağan kara rağmen sabırla bekliyor. Belki kaydını yaptırmış biri vazgeçer de, Hollywood’un dâhi çocuğu James Cameron ile bulaşacak şanslılar arasında yer alabilir diye...
Yedeğe kalmadan kaydımı yaptırmayı başarabildiğim için ben rahatım. Kalabalığı güçlükle de olsa yarıp salondaki yerimi alıyorum.
“Beni belki 15 yıldır Davos’a çağırıyorlardı; ben de her seferinde ‘Ben ekonomiden anlamam, orada işim ne?’ diyerek gelmiyordum. Ama bu çapta derin bir kriz patladığına göre, demek dünya ekonomisinin seçkinleri de ekonomiden anlamıyorlarmış. Bunu farkedince ‘O zaman ben de Davos’a gidebilirim’ dedim!”

Filmde en sevdiği sahne
Cameron bize bu sözlerle merhaba deyince, sohbetimiz kahkahalarla, yoğun alkışlar arasında başladı ve öyle devam etti. “Haydi, birlikte uçalım; tıpkı çocukluğumuzdaki gibi” diyerek bizlere unutulmaz bir 1.5 saat yaşattı.
Avatar’dan 4 kısa bölüm de gösterdi. Örneğin “En sevdiğim sahne” dediği genç kızla genç erkeğin kelebekler gibi kanatlarıyla uzayın boşluğunda uçmaları ya da “Filmin en eğlenceli sahnesi” dediği seyircilerin üzerine uçuşan izlenimi veren rengârenk çiçekler” gibi...
Gişe rekoru kıran filmlerle aram pek iyi değildir; Avatar’ı izlemeyi de düşünmüyordum. Buna karşılık Hollywood’un assolistiyle buluşmayı kaçırmamak için elimden geleni yaptım.

Çin’de izdiham olunca
Ne var ki 6 hafta içinde 1.9 milyar dolar gişe hasılatı yapan, Çin’de 2 hafta içinde 80 milyon dolarlık bilet satılınca hükümetin “Halkı galeyana getirir” diye gösterimini kısıtlama gereği duyduğu, filmi her görenin farklı bir izlenimle çıktığı bu teknoloji harikası “yetişkin masalı”nı, herhalde ben de en kısa zamanda izleyeceğim.
Cameron anlattı; Çin’de derhal yerli yapım ve halka kendi değerlerini anlatan Konfüçyüs adlı filmi vizyona sokmuşlar ve sadece sınırlı sayıdaki 3 boyutlu sinemalarda gösterimine izin verilen Avatar için bilet almak isteyenlere, Konfüçyüs’e de bilet alma zorunluluğu getirmişler.

Bu başarıya şaşırmış
Biz Cameron’la Avatar’ın, tüm zamanların en fazla hasılatına sahip, yine kendi filmi olan Titanik’in 1.84 milyar dolarlık rekorunu kırmasından 3 gün sonra buluştuk. Duygularını şu sözlerle anlattı: “Böylesi bir başarıyı öngöremezdim. Şaşkınım; çok mutluyum ve hep konuşmak, filmimi anlatmak istiyorum.”
2 filmi karşılaştırmasını istedik. Cevabı:
“Her bakımdan birbirinden çok farklı 2 film. Ama demek ki ikisinde de çok değişik ülkelerdeki seyircilerin beklentilerine yanıt veren ortak bir nokta var. Her ikisi de duygulara hitap eden hikâyeler. Her ikisi de seyirciyi oturduğu koltuktan alıp filmin içine çekiyor ve sarıp sarmalıyor. Sinemada tekniğin sonu yok; bizi tek sınırlayan hayal gücümüz. İzleyenler, filmden çıktıklarında günlük hayatlarına geri dönmekte zorlandıklarını söylüyorlar.”
Sorulan sorulardan anladım ki izleyenlerin çoğunluğu filmden farklı farklı mesajlar almışlar. Kimi Amerika’nın Irak’ı işgaline, kimi küresel ısınmaya karşı çıktığını, kimi ana mesajın anti-emperyalizm, kimi anti-militarizm olduğunu söyledi.
Cameron’un cevabı ise kısacıktı: “Başka insanlara ve doğaya karşı ne kadar bencil ve acımasız davrandığımızı, insanlık durumunu anlatmak, vicdana dokunan bir film yapmak istedim.”