Kurban eti yerine para verenler ve itiraz edenler

Ama öncelikle ben sizlere Arslan Tüten ve eşinin, bu yıl ilk kez kurban kesmek yerine, kurban parasını dörde bölerek dört muhtaç aileye ulaştırma öyküsünü kendi ağızlarından aktarmak istiyorum:"Maddi imkanımız oldukça kurban kesiyorduk. Bu sene eşimle, kurban kesmek için ayırdığımız meblağı ihtiyacı olan kişilere vermeyi kararlaştırdık. Kapı komşumuzu bile tanımadığımız bir toplumda yardımımızı nasıl gerçekleştirecektik? Sonunda mahalle muhtarına gittik. Kurban bedelini dörde bölüp ihtiyaç sahiplerine vermek istediğimizi söyledik. Muhtarımız kağıda notlar yazıp, Bu kağıtta yardıma muhtaç 7 kişi vardı, bunların içinde acil ihtiyaç sahibi 4 kişinin isim ve adreslerini veriyorum ve size teşekkür ediyorum diyerek bizi uğurladı. Kurban eti yerine para meselesi, pek netameli bir konuymuş meğer. Son yıllarda kurban kesmek yerine muhtaç kişilere doğrudan para yardımı yaptığını dile getiren çok sayıda okurumun yanı sıra, "Sen dinimize müdahaleye mi kalkışıyorsun?" diyerek beni eleştirenler de var. Arayan buluyor İkinci ev bir harabeydi. Pencereleri kırık, içerisi çok soğuktu. O da tek başına yaşayan bir kadındı. Soğuğa karşı korunmak için neyi varsa üstüne giymişti. Kulakları duymuyordu. Anlaşmakta zorlandık. Perişanlık karşısında şaşkındık. İçimizde yardım yaptığımız için bir huzur vardı. Ayrıldıktan sonra onların çaresizliğine ağlıyorduk.Üçüncü adreste kimseyi bulamadık.Dördüncü adreste 2 küçük çocuklu, genç bir anne vardı. Çocuklar hastaydı. Anne de sağlıklı görünmüyordu. Bize teşekkür ettikten sonra bir kahve içimi içeri davet etti. Yakın bir tarihte geleceğimizi söyledik. Öyle söylüyorlar da gelmiyorlar dedi.Gideceğiz. Bugün de üçüncü adrese tekrar gideceğiz.O kadar huzur içindeyiz ki. Bugünkü yazınızı İşte işin püf noktası da burada diye bitiriyorsunuz. Püf noktasına bir mum ışığı olur düşüncesiyle size yazdım." İlk gittiğimiz evde 80 yaşını aşmış bir nine vardı. Eski İstanbul hanımefendilerindendi. Nur yüzlüydü. Deniz Feneri "Kamuda tek maaş sabit gelirli biriyim. Deniz Feneri Derneğinin Kanal 7deki programına ilk başta şov yapıyorlar diye kızmıştım, ama yanılmışım. Değil başını sokacak bir evi, akşama karnını doyuracak aşı olmayan o ailelerin ekrandaki içler acısı görüntüleri, sıcacık evinde oturan vicdan sahibi herkese, onlara yardım elini uzatma gereğini sürekli hatırlatıyor.Yardım etmenin ya da göstermenin, diğer insanları harekete geçirmek için gerekli olduğuna artık ben de inanıyorum. Bu nedenle son 2 yıldır kurban niyetine doğrudan para yardımı yapıyorum." Eskişehirden e - posta gönderen ziraat mühendisi Dr. Öner Çetin, son 2 yıldır kurban kesmek yerine para yardımı yapanlardan. Ancak aileleri nasıl seçtiğine ilişkin bilgi vermemiş: Yoksula et parası "Ben kurban kesmiyorum. Etrafımızdaki fakirlere 2 kilo et tutarını para olarak veriyorum. Bu uygulamayı 6 yıldır yapıyorum. İsteyen dilediği gibi yorumlayabilir." Karabükten Tacettin Korkut adlı okurumuz ise daha krizler falan olmadan, Türkiyenin göreli bolluk günlerinde bu noktaya gelmiş: Para olmaz "Yoksullara kurban eti yerine para yardımı yapmak maalesef İslam inancıyla bağdaşmıyor. Kurban, İslam dininin bir emri. Bütün dinler bir inanç sistemidir ve yapıları gereği sorgulanmaya açık değildir. Kurban ibadeti de Allahın Kurandaki emirleri doğrultusunda yapılagelmiştir ve Hacc Suresinin 28. ve 36. ayetlerinde bu çok açık belirtilmiştir. Artık 2003 yılındayız, böyle hayvan kesmek falan olur mu canım tarzı düşünceler dinin ruhuna aykırdır." Kurban yerine para verilmesini dine aykırı bularak "olmaz" diyen okurlarımın görüşlerini ise, Serkan rumuzlu e - posta mükemmel özetliyor: Yarın: Açlık ve türban mtamer@milliyet.com.tr