Küresel sorunlar, vakıflara emanet

Bizim bahçede de yaseminler açtı, mis gibi de kokuyorlar; ama Güler Sabancı’nın evinin bahçesindeki 7-8 metre yüksekliğinde 20-25 metrelik beyaz çiçekli “yasemin duvarı”nın hem görsel etkisi, hem de insanı mest edici yoğun kokusu bambaşka...
Önceki akşam Sabancı’nın evinde, Kalust Gülbenkyan Vakfı’nın Portekizli Başkanı Dr. Emilio Rui Vilar’ın onur konuğu olduğu bir yemekteydik.
Dr. Vilar ile geçen yıl Sabancı Müzesi koleksiyonundan Türk ressamlara ait 40 kadar resmin Gülbenkyan Müzesi’nde sergilenmesi vesilesiyle Lizbon’a gittiğimizde tanışmış, bu vakıfta 3.5 milyar euroluk (yaklaşık 7 milyar YTL) bir parayı yönettiğini duyunca epey şaşırmıştım. Sonra Dr. Vilar’ın özgeçmişini öğrendiğimde durum değişti:
Portekiz Merkez Bankası Başkan Yardımcılığı, ülkenin en büyük bankalarından birinin başkanlığı, Dış Ticaret ve Turizm Müsteşarlığı, Ulaştırma Bakanlığı, AB Komisyonu Genel Müdürlüğü...

Avrupa Vakıf Merkezi
Dr. Vilar, düne kadar Gülbenkyan Vakfı Başkanı olarak Portekiz’de protokolün üst sıralarında yer alıyordu. Bugünden itibaren ise Avrupa Vakıf Merkezi‘nin de Başkanı oluyor. Yeni başkanlığı şerefine önceki akşam ilk kadehi biz kaldırdık.
Volkswagen, Bosch, Agnelli, Olivetti, Gülbenkyan gibi Avrupa’nın önemli ve zengin vakıflarını çatısı altında toplayan Avrupa Vakıf Merkezi’nin 19. Genel Kurulu, Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı TÜSEV’in ev sahipliğinde bugün İstanbul’da başlıyor.
3 gün sürecek toplantıların ana teması “Vakıflarda yaratıcılığı özendirmek.” Seçilen tema, Güler Sabancı’ya göre çok önemli. Çünkü bugünün küreselleşen dünyasında vakıfların yeni roller üstlenmeleri şart. Güler Hanım, “Siyasiler en fazla 3 - 5 yıl ötesini planlar; şirketlerin bakış açısı daha uzun vadelidir, ama 10 - 15 yılı geçmez. Daha uzun vadeli hedeflere, planlamalara ihtiyaç var, ki bunu da ancak vakıflar gerçekleştirebilir,” diyor.

Yeni örgütlenme biçimi
Dr. Vilar’ın özgeçmişinden de anlaşılabileceği gibi büyük vakıflar artık, önemli görevlerde bulunmuş, finanstan anlayan, çevresi geniş, deneyimli profesyoneller tarafından yönetiliyor. Bu vakıflarda eskisine göre daha çok para toplanıyor; dolayısıyla da alışılagelmiş hayırseverlik çerçevesinin dışına çıkan ve küresel sorunları çözmeye de yönelen açılımları oluyor.
Dr. Vilar da, Güler Sabancı ile aynı görüşte: “Şirketlerin hedefi kâr, siyasilerin hedefi oy. Siyasetçi, öncelikle kendi oy alacağı tabanın taleplerine duyarlı, ama öte yanda da her geçen gün büyüyen küresel sorunlar var.”
Pekiyi büyük vakıfların elindeki artan kaynaklarla, bu sorunlara çözüm bulunabilir mi? Dr. Vilar’a göre bulunabilir, ama sadece kaynak tahsisi yetmez; vakıfların çalışma yöntemlerini de değiştirmeleri lazım.
Örneğin sıtma ve AIDS gibi hastalıklarla mücadelede, fiilen o sorunun olduğu yerde mücadeleyi yürütecek kadrolara, ekspertize, bilgiye ihtiyaç var. Küresel sorunların çözümü için yerel kadroları da içeren yeni bir örgütlenme biçimine ihtiyaç var.