Kuru gürültüden ibaret bir seçim kampanyası, nihayet bitiyor

İki hafta kadar önce Açık Toplum Vakfı Genel Sekreteri Hakan Altınay’dan bir e-posta gelmişti: “Yaklaşan seçimler öncesinde, adayların unuttuğunu düşündüğümüz bir konu hakkında, yeni bir çalışmaya destek olduk. Çalışma, mahalle kreşleri konusunda ve Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Forumu tarafından yapıldı.”
Mahalle kreşleri, çocukların yanı sıra kadınlar için de önemli; çünkü:
-  Ülkemizde çocuk bakımından sadece kadınlar sorumlu tutulur. Kreşler, sadece çalışan kadının değil, iş gücüne katılmayan kadınların da yükünü azaltarak, kendilerini geliştirmelerine imkân sağlar.
-  Şu anda sadece üst sınıfların yararlanabildiği erken çocukluk eğitimi, toplumdaki eşitsizliği artırıyor. Hâlbuki ücretsiz mahalle kreşleriyle, eşitsizlikler biraz olsun azaltılabilir.
Ama bu seçimlerde kadınlar-çocuklar, yerel hizmetlerle ilgili projeler kimin umurunda!

Kimin umurunda?
10 Aralık Hareketi de mitinglerde parti liderlerince yapılan konuşmaların kısır bir çerçeveyi aşamadığından, yerel sorunlara ilişkin kapsamlı çözüm önerilerinin, gündemde gereken yeri bulamadığından yakınıyor. Ve 20 sayfalık broşürde, yerel yönetimlerin yepyeni bir anlayışla güçlendirilmesinin, ülke sorunlarının çözümü için de anahtar olabileceğini maddeler halinde sıralıyor.
Parti liderlerinin, sanki genel seçim varmış gibi meydanlarda avaz avaz gövde gösterisi yaptığı bir ortamda, bu tür ciddi çalışmaların “cılız bir ses” bile çıkartamadığını görmek, insanın içini sızlatıyor.

Kuru gürültüden ibaret
Vaat bakımından bu kadar kısır, siyasi söylem açısından bu kadar sığ, adaylar açısından bu kadar heyecansız bir yerel seçim kampanyası geçmişte yaşandı mı? Ben hatırlamıyorum. Ve bu kuru gürültü içinde kendimi değil bir seçmen, bir seyirci olarak bile göremiyorum; tahammül edemiyorum.
Taha Akyol’un CNN Türk’teki Eğrisi Doğrusu programında cuma akşamı konuk ettiği psikiyatri uzmanı Prof. Dr. Tarık Yılmaz, bir çalışma yapmış. Başbakan Erdoğan ile CHP lideri Deniz Baykal’ın 8 mitingde yaptıkları konuşmaları masaya yatırmış; 30 bini aşkın kelimeyi tarayarak 2 liderin kullandıkları ve kullanmadıkları kelimeleri belirlemiş. Ve ortaya yukarıda gördüğünüz ilginç tablo çıkmış (22 mart günkü Akşam’da, Ali Saydam’ın köşesinde daha genişçe bir tablo var)
Halkımızın değişime oy verdiği biliniyor, ama Baykal bir kez bile değişim kelimesini telaffuz etmiyor. Erdoğan 51 kez proje kelimesini kullandığı halde, Baykal sadece 7 kez kullanıyor.
Yolsuzluk kelimesinin Erdoğan’ın konuşmalarında 5 kez, Baykal‘ınkilerde ise 190 kez geçmesi normal. Ama mitinglerde büyükşehir belediye başkanlarını -hangi akla hizmetse- konuşturmayan Baykal’ın, Erdoğan’ın aksine “Biz” kelimesine rağbet etmemesinde şaşılacak bir durum yok.

Kuru gürültüden ibaret bir seçim kampanyası, nihayet bitiyor