Laserle taşı kırarken böbrek de gitti

Laserle taşı kırarken böbrek de gitti

Meral Tamer

International Hospital'da 40 dakika diye girdiği laserle böbrek taşı kırma operasyonundan 5,5 saat sonra sapasağlam böbreği de alınmış olarak çıktı.

Gazetemiz kültür - sanat sayfası yönetmeni Bülent Berkman ve Yalçın Doğan'ın sekreteri olan kardeşi Gaye Tekelioğlu, önceki sabah allak bullak bir yüz ifadesiyle odamdan içeri girdiler.
Ortanca kardeşleri Aşkın Berkman'ın International Hospital'da bir gün önce başına gelenlerin etkisini hala üzerlerinden atamamışlardı.
Bülent Berkman, olayı daha sonra yazılı olarak şöyle aktardı:
"Kardeşimin böbreğindeki taş, bulunduğu yeri terketmiş ve idrar kanalına gelmişti. International Hospital'da taşı kırmak için uygulanan dört seans da sonuç vermeyince bir operasyonla alınmasına karar verildi.
14 temmuz günü Op. Dr. Yusuf Alican yönetimindeki ekip, bize 40 dakika süreceğini söyledikleri operasyona başladılar. Organdan girilerek taş laserle kırılacaktı. Olay yüzde 99 böyle çözümlenecekti. Yüzde 1 ise açık ameliyata dönme riski vardı.
Kardeşim böbreğiyle ilgili bir risk olup olmadığını sorduğunda, "böbrekle bunun ne ilgisi var, Aşkın bey," yanıtını almıştı. Hatta bir gece hastanede kaldıktan sonra, ertesi gün arabasına atlayıp işe gidebileceği de belirtilmişti.
Neyse, operasyon saat 12:00'de başladı. Ve ameliyathanenin kapısında giderek artan bir kaygı ile bekleyen bizlere hiçbir bilgi verilmeksizin tam 5,5 saat, yani 17:30'a kadar sürdü. İyice telaşlanmıştık. Acaba bir aksilik mi çıkmıştı? Ancak tüm sorularımız yanıtsız kaldı. 40 dakika denip de 5,5 saat süren operasyon için International Hospital'dan hiç kimse bize herhangi bir açıklamada bulunmadı.
Ameliyat bittikten sonra doktor yanımıza geldi ve idrar kanallarında başka komplikasyonlar (hatalar mı acaba?) çıktığını ve kardeşimin böbreğini aldıklarını söyledi!
Yaşadığımız şoku tahmin edebilirsiniz herhalde.
Dr. Alican'a göre bu zedelenmelere idrar kanalının darlığı neden olmuştu. Bunun üzerine idrar kanalındaki bu sorunun daha önceden belirlenip belirlenemeyeceğini sordum. Yanıtı "tabii belirlenebilirdi. Tahliller ve film çekimi yapılabilirdi. Ama böyle bir şey beklemediğim için gerek görmemiştim," oldu.
Bu şu anlama gelebilir, "denedik, ama olmadı." Zaten Dr. Alican da, ısrarla "bu durum Aşkın beyin şanssızlığı" açıklamasını yaptı.
Kardeşim Aşkın'ın bu kadar basit olduğu düşünülen bir ameliyatta sağlam böbreğini (Dr. Alican, ameliyat sonrasında böbreğin sapasağlam olduğunu söyleyecek kadar da açık yürekliydi!) yitirmek gibi, bir sağlık kumarı oynamak niyetinde olmadığından eminim. Ancak böylesine iddialı bir hastanede de, "şanssız" olmanın, risk dışı organları bile kaybetmeye değin varan bir duruma ulaşmasını mantıklı kabul edemiyorum."
Ameliyathanenin kapısında 5,5 saat giderek tırmanan bir endişe ile bekletilmek....
Doktorun "ertesi gün işe bile gidebilirsin" dediği bir hastanın, hiç beklemediği şekilde sapasağlam böbreğinden olması...
International Hospital yönetimi, hastanın kardeşleri Bülent Berkman ve Gaye Tekelioğlu'ndan esirgediği açıklamaları bizlere de yapmadı.
Ameliyatı yapan Dr. Yusuf Alican ise arkadaşlarımızın sorularını yanıtlarken çok üzgün olduğunu belirttikten sonra "tıpta her zaman iki kere iki dört etmez. Beklenmedik aksilikler çıkabilir. Risk dışı denen organlarda bile yüzde 5 risk payı vardır," dedi.

Düğün gecesinde ayakkabılarının topuğu kırılan Yaprak Çağıran, Erol Kundura'ya karşı açtığı davayı kazandı. Mahkemenin biçtiği 7.5 milyon lira tazminatı Yargıtay da onayladı.
3 yıl önceki düğününde Erol Kundura'nın azizliği yüzünden adı "çıplak ayaklı gelin"e çıkan Yaprak Çağıran, sonunda mağazayı mahkum ettirerek muradına erdi.
İzmirli Çağıran ailesi, kızları Yaprak'ı 1994'ün sonunda telli - duvaklı gelin etmişti. Gelinin annesi ve babası bir aksilik çıkmaması için herşeyi önceden düşünmüşlerdi. Ama hiç beklenmedik birşey oldu. Asıl ününü gelin ayakkabılarıyla yapmış olan Erol Kundura'dan alınan gelin ayakkabıları, düğün gecesinin hemen başında topuğun tabanla birleştiği yerden kırılıverdi. Hem de ikisi birden!
Gelinin babasının ve garsonların topukları tamir etme çabaları sonuçsuz kalınca, gelin hanım sonunda çareyi ayakkabıları ayağından fırlatıp, geceye çıplak ayakla devam etmekte buldu. Gerek kendisi gerek ailesi, konuklara karşı mahçup olmuşlardı.
Düğünden sonra Çağıran ailesi ayakkabıların parasını geri almak istemişti. Ancak Erol Kundura ayakkabılarda üretim hatası olduğunu kabul etmiyordu. Olay sonunda köşemize yansımış ama mağazanın tavrı değişmemişti.
Ancak bu olayı bir tüketici olarak içine sindiremeyen Yaprak Çağıran, düğün gecesini mahveden Erol Kundura'dan davacı olmaya karar verdi. 1995'in kasım ayında manevi tazminat davası açtı. Ve geçtiğimiz günlerde de davayı kazandı.
Okurumuzun avukatı Atay Eyiçıtak'ın köşemize yolladığı mahkeme kararından anlaşıldığı üzere bilirkişi raporunda ayakkabıların yapımında kullanılan çivilerin kısa olduğu bildirilmiş. Davacı tarafın olaydan duyduğu üzüntüyü de dikkaten alan mahkeme, Erol Kundura'yı 7.5 milyon lira tazminat ödemeye mahkum etmiş. Karar Yargıtay'ca da onaylanmış.
Mahkemenin belirlediği tazminat 3 yıl sonra yeni bir ayakkabı almaya bile yetmiyor olsa da, Çağıran ailesi için zaten önemli olan, haklılıklarının yasalarca da teslim edilmiş olması.

Kars'ta konuşlanan 3'ncü Ordu Tabur Komutanlığı'ndan mektup var.
Muhabere yarbay Gündüz Aykın'ın bildirdiğine göre birliğin başı bulaşık makinesiyle dertte. Nisanda satın aldıkları Öztiryakiler marka 500 tabak kapasiteli profesyonel tip makine, 2,5 aydır doğru - dürüst çalışmıyormuş. Bu yüzden koskoca birliğin bulaşıklarını elde yıkamak zorunda kalıyorlarmış.
Aynı birlik. 2 yıl önce de köşemize arızalanan Alarko marka su pompası nedeniyle konuk olmuştu. Pompanın o günden beri sorunsuz çalıştığını yazan yarbay Aykın, bulaşık makinesiyle ilgili olarak, "deterjan gözüne her seferinde 1 kilo deterjan koymak zorunda kalıyoruz. Her yıkamada bir miktar alması gerekirken tamamını alıyor. Üstelik bulaşıkları da iyi yıkamıyor," diye yakınıyor.
Makine arızalanınca önce Öztiryakiler'in İstanbul'daki merkezini aramışlar. Kars'taki Murat Teknik'in yetkili servisleri olduğu ve onlarla temasa geçmeleri gerektiği söylenmiş. Ancak bekledikleri yardımı onlardan da görememişler. Çünkü Murat Teknik, bu modeli hiç tanımıyormuş ve o yüzden de müdahele edememiş.
Arkadaşımız Nuray Köroğlu'nun sorularını yanıtlayan servis yetkilisi, birliğin makinesinin yeni bir model olduğunu ve henüz elemanlarının bu modelle ilgili eğitim almadıklarını söyledi.
Sorunun çözülmesi için Nuray'ın Öztiryakiler'in sahibi Tahsin Öztiryakiler'le görüşmesi gerekti. İstanbul'dan Kars'a özel olarak teknik bir eleman gönderilmesiyle, aylardır kullanılmayan makine onarıldı. Birlik de bulaşıkları elde yıkamaktan kurtuldu.
Bu arada yetkili servis Murat Teknik'e de bu ay içinde makineyle ilgili kurs verilecekmiş.

Yazara EmailM.Tamer@milliyet.com.tr