Lula'nın seçim zaferi, Erdoğan'a ilham verir mi?

Brezilya'da en yoksul 12 milyon aileye bağlanan ayda 65 dolarlık vatandaşlık geliri, Lula'yı 2. kez iktidar yaptı

Ve ikisi de ayaklarının tozuyla ocak 2003'teki Davos toplantısında dünyanın kreması önünde görücüye çıktılar.Erdoğan henüz milletvekili seçilmediği için başbakanlık koltuğuna oturamamış olsa da 2 yeni lider de Davos ahalisini etkilemiş, ilgiyle dinlenmişlerdi.Aradan 4 yıl geçti. Lula, partisinin adının karıştığı yolsuzluklar nedeniyle epey tökezlediyse de önceki gün 22 puanlık farkla, açık ara ipi göğüsledi; iş çevrelerinin desteklediği muhafazakâr rakibinin % 39'luk oyuna karşı oyların % 61'ini aldı. Brezilya'da sendikacı sosyalist lider Lula da Silva ile Türkiye'de İslamcı muhafazakâr lider Recep Tayyip Erdoğan, 2002'nin sonuna doğru aynı günlerde seçim kazanarak iktidara geldiler. Dün Sabah gazetesinde, Lula'nın seçim zaferiyle ilgili haberin başlığı da kendisi de anlamlıydı: "Fakirleri doyurdu, ikinci kez seçildi! Yolsuzluk skandalıyla sarsılan Brezilya Devlet Başkanı, fakir halkın gelirini ve sosyal hizmetlerini arttırarak koltuğa 2. kez geldi. Tırmanıştaki ekonomi de can simidi oldu.Seçmen Jane Cunha'nın şu sözleri, Lula'ya oy verenlerin düşüncelerini yansıtıyor: 'O fakirleri önemsiyor. Bu, yolsuzluktan daha önemli. Yolsuzluk zaten hep vardı. Lula'nın sayesinde ayda 20 dolar daha fazla kazanıyorum. Yiyeceklerin fiyatı o kadar düştü ki, sürekli et yiyebiliyorum."Acaba Başbakan Erdoğan, gelecek yıl seçimlere gittiğinde yoksul Türk vatandaşı, benzeri şeyler söyler mi dersiniz? Hiç sanmam. Fakirleri doyurdu Bana göre Lula'nın başarısındaki en temel faktör, yoksulluğu vatandaşlık sorunu olarak görmesi:1) 180 milyon nüfuslu Brezilya'da 44 milyon kişinin açlık sınırında yaşadığı gerçeğinden yola çıkarak herkese 3 öğün yemek ve sıfır açlık kampanyası başlattı.2) En alt gelir seviyesindeki 12 milyon aileye, bütçeden ayda 65 dolar vatandaşlık aylığı bağlattı.3) Aylık geliri 40 doların altında olanlara bütçeden yardım yaptı.Lula, sosyalist kimliğiyle dünya çapında ses getirecek çıkışlarda da bulundu: Dünyadaki olumlu ekonomik konjonktürün de katkısıyla IMF'ye olan ülke borcunu toptan ödeyip "İşlerimize karışma" diyerek rest çekti.Büyük ilaç firmalarını saf dışı bırakıp jenerik ilaç üreterek AIDS'in yayılmasını dizginledi.ABD ve AB'yi, pamuk ve şekerde uluslararası hukuka aykırı sübvansiyon uyguladıkları için Dünya Ticaret Örgütü'ne şikâyet etti ve Brezilya sayesinde yoksul ülkeler (Afrika), zenginlere karşı DTÖ'de ilk kez bir zafer kazandı. Vatandaşlık geliri Bizim Başbakan da Lula'dan aldığı ilhamla Afrika ülkelerini falan dolaştı, ama dünyanın en yoksullarına bir katkısı olmadı. Erdoğan aslında bizim yoksullarımız için de görünürdeki yiyecek-yakacak yardımları dışında, maalesef kalıcı bir adım atmadı. Oysa sosyal güvenlik reformunun başlangıçta Sosyal Güvenlik, Genel Sağlık Sigortası ve Sosyal Yardım olmak üzere 3 ayağı vardı. Hepsi SSK şemsiyesi altında toplanacakken, AKP İstemediği için Sosyal Yardım son anda geri çekildi ve yoksullara "sosyal yardımı hak olarak talep etme" imkânı tanınmadı. mtamer@milliyet.com.tr Erdoğan ve yoksullar