Mağaza kartlarındaki faize dikkat!

Mağaza kartlarındaki faize dikkat!

Meral TAMER

Çok sayıda tüketici, mağazaların müşterilerine taksitli alışveriş olanağı sağlayan kartlarını kullanıyor. Ancak bu kartlara sahip olmak konusunda gösterdiğimiz hevesi, kart sözleşmelerini okumak ya da aylık ödemelerimizi düzenli takip etmek konusunda pek göstermiyoruz.
İstanbullu okurlarımızdan Nazif Yeşillik, 3 aylık bir unutkanlık sonucu Benetton kartına uygulanan faiz oranının nasıl geometrik olarak arttığını görünce çok şaşırmış. Şaşırmakla da kalmamış ve biraz fantastik düşünerek "eğer ben bu parayı yıllarca ödemeseydim borcum ne kadar olurdu?" diye bir de hesap yapmış:
"Temmuz ayında toplu bir ödeme yaptım ve tüm borcumun kapandığını sandım. Oysa ödenmesi gereken 1 milyon 664 bin liralık bir taksit daha kalmış. Kasım ayında Benetton'dan aradılar ve borcumun faiziyle 3 milyon 951 bin liraya yükseldiğini bildirdiler.
Basit bir hesapla 3 aylık faiz oranının yüzde 137'ye denk geldiğini görünce hemen Benkar'ı aradım. İlk olarak aylık tutar ne olursa olsun, aylık 300 bin lira sabit gecikme cezası uyguladıklarını söylediler. 900 bin lirayı düşünce 3 aylık faiz oranı da yüzde 83.35 oldu. Faiz aylık yüzde 19.80 üzerinden ve bileşik olarak uygulanıyormuş. Temerrüt faizinin bile yüzde 17.5 olduğu ülkemizde bu uygulama bana biraz ters geldi.
1,6 milyon liralık borcun yıllarca unutulması halinde rakamın nerelere kadar çıkacağına dair bir döküm çıkardım:"

1. yıl sonu 8 739 404
2. yıl sonu 76 377 182
3. yıl sonu 667 491 055
4. yıl sonu 5 833 474 000
5. yıl sonu 50 981 086 072
6. yıl sonu 445 544 308 079
7. yıl sonu 3 893 791 712 860
8. yıl sonu 34 029 418 911 256

Son rakamı okumakta belki zorluk çekebilirsiniz. Tam 34 trilyon lira. Tabii küsuratı da var.
Okurumuzun tablosuna göre yıllık faiz yüzde 774'e geliyor. Ve böyle bakıldığı zaman da gerçekten korkunç gözüküyor.
Ancak Benkar yetkililerine göre bu hesap yanlış ve uygulamada farklılıklar var. Arkadaşımız Duygu Arpacı'nın sorularını yanıtlayan Benkar Genel Müdür asistanı Kevser Egeli, sistemin özünün aylık değil, günlük faize dayandığını vurguladı. 1995 sonundan beri bu sisteme geçtiklerini belirten Egeli'nin açıklaması şöyle:
"Gecikmeye giren borçlara son ödeme gününden itibaren günlük yüzde 0.6666 gecikme faizi uyguluyoruz. Ancak müşterimizin hesapladığı gibi bu faizin yüzde 774'e kadar çıkmasına olanak yok. Çünkü 3 ay içinde ödeme yapmayan kart sahiplerinin hesabı kapatılıyor ve yasal işlemler başlatılıyor. O zaman da yasal faiz geçerli oluyor.
Sanırım bu örnekte müşterimizi rahatsız eden, borç tutarının düşük olmasına karşın 300 bin lira sabit ücretin göreceli olarak yüksek görülmesi. Oysa borç 100 milyon lira olsa da gene aynı sabit ücret uygulanacaktı.
Ayrıca ABD gibi enflasyonun çok düşük olduğu bir ülkede bile mağazaların verdikleri kredi kartlarının faiz oranı yüzde 20 dolayındadır."
Bu durumda Benkar'ın sistemi, borcunu 5 - 10 gün geciktiren kart sahipleri için oldukça avantajlı. Böylece aylık faiz ödemekten kurtulmuş oluyorlar. Yüksek faizlere yakalanmak istemeyen kart sahiplerinin ise ödemelerini bir aydan fazla geciktirmemeye özen göstermeleri gerekiyor.

Markası ne olursa olsun, ikiz yataklar yatağını değiştirmeyi düşünen çoğu tüketicinin yeni tercihi.
İstanbullu okurumuz Sebile Oran da evdeki emektarlardan kurtulmak için Yataş'ın Güngören'deki bayiine gitmiş. Yaklaşık 78 milyon liraya taksitle ikiz yatak almış.
Ancak eve gelince farketmiş ki, bu ikizler pek birbirine benzemiyor. Biri açık biri koyu. Yataklar henüz ambalajında durduğu için sorun çıkarmadan geri alacaklarını düşünmüş. Ama bayi yetkilisi, "zaman zaman böyle olabiliyor," deyip yatakları geri almaya yanaşmamış.
Güngören Yataş çalışanlarından Ahmet Ulusoy, karışıklığın ambalajlardan kaynaklandığını belirtti. "Eskiden ikiz yatakların üzerinde bunu belirten ifade bulunuyordu. Sonradan bunu kaldırdılar. Biz de gelen malı veriyoruz. Ama bazen de karışıyor," dedi.
Yataş Avrupa yakası bölge sorumlusu Levent Özgül'ün açıklaması da aynı yönde. "Bu ambalajların üzerine ikiz ibaresi kırmızıyla yazılır. Ancak bu yataklarda yokmuş. Bayi kendisi yanlış aldığı için tüketiciye de yanlış vermiş," dedi.
Bizim devreye girmemizden kısa bir süre sonra da okurumuzun yatakları gerçek ikizlerle değiştirildi.

Etiler şubesi geçen yıl tepeden tırnağa yenilenmiş. Ancak geçen haftaki karda cam gibi kaygan hale gelen granit merdivenler, gerek müşterilerin gerekse personelin düşmesine neden olmuş. Merdivenler bu hafta değiştirildi.

"Ultra" şık işyerleri, İstanbul'un yeni simgesi. Ancak şıklık uğruna güvenlikten vazgeçilmesi düşünülemez tabii.
Yardımcı doçent Pınar Akkoyunlu, elektronik posta mesajında bir süre önce tepeden tırnağa yenilenen Akbank - Etiler şubesinin girişindeki granit merdivenlerin, geçen hafta aniden bastıran karda adeta bir buz pistine dönüştüğünü aktarıyor:
"20 yıldır Etiler'de otururum. Buradaki bütün banka şubeleri birbirine benzer. Hepsi 2 katlıdır ve 4 - 5 basamakla ana girişe ulaşılır.
Kar yağdığı gün Akbank'a gitmek gafletinde bulundum. Basamaklar kardan temizlenmişti. Ancak inanılmaz şekilde kaygandı. İnsanların ayakları neredeyse çizgi filmlerdeki gibi havada dönüyordu. Ben 5 basmağın 5'ini de çıkmayı başarmış birinin yardımıyla basamakları çıkıp şubeye girmeyi başardım.
Şube müdiresine durumu anlattığımda, önlem aldıklarını söyledi. Önlem dediği de 3 basamağa konmuş A4 boyundaki birer kağıt parçasıydı.
Bu şube geçen yıl hizmetini binanın müştemilatından vererek, tümüyle yenilendi. Benim anladığım kadarıyla dış merdivende kullandıkları granit görüntülü seramikler, büyük ihtimalle aslında duvarda kullanılmak için yapılmış. Yerde kullanıldığında ise ıslanınca kayan cinsten. Görünüşte çok şık. İşlem yapılan tezgahla aynı. Ancak son derece tehlikeli.
Merak ediyorum, acaba bu basamaklarda birisi ayağını kırsa ya da beyin kanamasına yol açacak şekilde başını çarpsa, Akbank maddi - manevi tazminat olarak ne öder?
Ülkemizde bu tip tazminat davalarının varlığını ve sonuçlarını bilemiyorum, ama aynı kaygan basamaklar iki yıldır Etiler'in ortasında Kaldırım Canavarı olarak duruyor."
Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan Etiler şubesi müdür yardımcısı Nevin Yenigün'ün söylediğine göre o gün personelden birkaç kişi bu basamaklarda düşmüş. Müşterilerin ise hepsi, tıpkı okurumuz gibi şikayetçi olmuş. Durumu hemen Genel Müdürlüğe bildirdiklerini belirten Yenigün, "basamakların bu hafta içinde değiştirilmesine karar verildi," dedi.

İhsan bey, kablolu yayın abonesi olmak için 6 yıl önce 500 bin lira ödemişti. Şimdi hizmet alamadığı için ayrılmak istediğinde, kendisine alay eder gibi aynı 500 bin lirayı geri veriyorlar.

İzmir - Balçovalı okurumuz İhsan Saygın, gerçek anlamıyla bir Türk Telekom mağduru. Ne hizmet alabiliyor, ne de ödediği parayı.
Saygın 1991'de o zamanki adı PTT olan kuruma kablolu yayın abonesi olmak umuduyla 500 bin lira yatırmış. Ancak aradan geçen 6 yıla rağmen oturduğu bölgeye kablolu yayın gelmemiş. Okurumuz artık bu sevdadan vazgeçmiş bulunuyor. Tabii doğal olarak da parasını geri istiyor.
Peki Saygın'a vaadettiği hizmeti vermeyen Türk Telekom ne yapıyor dersiniz?
Parayı kendisine aynen iade ediyor. Başka bir deyişle, "gelin 500 bin liranızını hemen alın," diyor.
"Sanırım benimle alay ediyorlar" diyen okurumuz şöyle bir hesap yapmış:
"Merkez Bankası kurlarıyla 1991'de ödediğim para 139 dolar ediyordu. Bugün ise 500 bin lira sadece 2,5 dolar."
139 doların bugünkü kurla karşılığı ise yaklaşık 28 milyon lira. Türk Telekom'un bugün başvuran kablolu yayın abonelerinden aldığı tesis ücreti ise 18 milyon.
Neresinden bakarsanız bakın okurumuz, bir devlet kuruluşu tarafından ağır bir biçimde mağdur edilmiş durumda.
Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan Bahçelievler Türk Telekom yetkililerinin sığındıkları gerekçe ise yönetmelik: "Paranın faiziyle birlikte geri ödenmesi, yönetmelik gereği sözkonusu olamaz" diyorlar. Her şeyin hızla değiştiği günümüz ortamında yönetmeliğin değiştirilmesi pek mi zor?
Bu arada kablolu yayının Balçova'ya bugüne kadar gelmeyişinin nedeni, talebin az olmasıymış. Ancak bölge, 1998 yatırım programı içine alınmış.


Yazara EmailM.Tamer@milliyet.com.tr