Marketlerin hırsız fobisi

Marketlerin hırsız fobisi

Meral Tamer


İstanbul'da şu günlerde kimi görsem, ya arabasına, ya evine hırsız girdiğinden ya da çantasını çaldırdığından söz ediyor. Anlayacağınız hırsızlar görev başında. Dolayısıyla marketlerin de hırsızlığa karşı önlem alınması doğal. Ancak önlem alıyorum derken ifrata kaçmak, özellikle de yanlarında anne babaları olmayan 10 - 12 yaşındaki çocukları potansiyel hırsız gibi görmek çok yanlış.
Merter'de oturan Ayşe Geyik, mahallelerinde marketlerden nasibini almayan çocuk kalmadığını söylüyor. 11 yaşındaki oğlu, geçenlerde 3 arkadaşıyla birlikte Ayşe hanımın siparişlerini almak üzere İsmar'a gitmiş. Sipariş listesine göre alışverişlerini yaptıktan sonra son olarak peçete almak için girdikleri reyonda market görevlisi, "sizin Orkid'lerin bulunduğu yerde ne işiniz var?" diye bağırmaya başlamış. Hatta çocukları bodrum kata indirmeye kalkışmışlar. Çoçuklar korkup ağlamaya başlayınca vazgeçmişler," diye anlatıyor.
Anadolu yakasında oturan Şule Özçelik'in 12 yaşındaki yeğeni de bir arkadaşıyla Acıbadem BİM'den çıkarken güvenlik görevlileri tarafından aranmış. Özçelik yeğeninin zaten içine kapalı bir çocuk olduğunu ve olaydan fazlasıyla etkilendiğini söylüyor.
Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan market yöneticileri ise çocukların markete girmeyi eğlence haline getirmesinden şikayetçiler.
Hırsızlık yapanların genelde bu yaştaki çocuklar olduğunu söyleyen Merter İsmar'ın müdürü Fesih Tangoç, "her geleni boş bırakırsak olayların önünü alamayız. Çıkışta şüphelendiğimiz çocukların aldıklarıyla fişlerini karşılaştırıyoruz," dedi.
Çocukların en çok şeker ve çikolata çaldıklarını belirten Acıbadem BİM'in müdürü Bora Ulusoy da çıkışta şüphelendikleri çocukları aradıklarını doğruladı.

E - maille bize ulaşan Adanalı öğretmen okurumuz Betül Gök, "araba alırken 2. eli özellikle tercih etmedim. Çünkü arabam bana 3 - 4 yıl sorun çıkarmasın istiyordum," diye başlamış mesajına.
Ancak Adana'daki Toroto Ford bayiinden ekim ayında satın aldığı Escort'u, Gök'ü ilk günden başlayarak servis servis dolaştırmış. Ve 8 ayda arabanın tam 12 parçası değişmiş. "Arabanın sökülüp- takılmayan parçası kalmadı," diyen okurumuz bundan sonrasıyla ilgili kaygılarını şöyle dile getiriyor:
"Bugüne dek gerek Adana'da, gerekse İstanbul merkezde başvurduğum yetkililer bana sürekli olarak arabamı filanca servise götürmemi, sorunlarımın orada çözüleceğini söylediler. Ancak servislere her gidişim, yeni bir sorunun ortaya çıkarılması ve bir parçanın daha değiştirilmesiyle son buldu.
Yeni bir araba için bu normal midir?
Garanti süresinin dolmasına yalnızca 4 ay kaldı. Ben ise daha sonraki masrafları karşılayabilecek ve olabileceklere katlanabilecek durumda değilim."
Okurumuz, ardından da hangi tarihte hangi parçanın değiştirildiğini yazmış.
Benim arabam da Ford. Ama Escort değil Mondeo. Ben de arabamı, Adanalı okurumuzla hemen hemen aynı tarihte aldım. Benimki mükemmel çalışıyor. Ama sıfır kilometrede yepyeni bir otomobille o servis senin, bu servis benim dolaşmanın ne kadar tatsız ve sinir bozucu olduğunu tahmin edebiliyorum.
Arkadaşımız Nuray Köroğlu'nun görüşlerine başvurduğu Ford yetkililerinden Hakan Yaman'a göre arabada üretim hatası yok. Hangi parçanın neden değiştirildiğini, o da madde madde sıralayıp gönderdi. Biz de alttaki tabloda görebileceğiniz gibi yanyana koyduk.
8 ayda 12 parçası değişen bir otomobilin garanti süresi dolsa da, Ford servislerinin okurumuza gerekli esnekliği göstereceğine inanıyoruz. Dolayısıyla okurumuzun "4 ay sonra, garanti süresi dolduğunda bu masrafları ben nasıl karşılayacağım?" diye dertlenmesine pek gerek yok.
Ancak "bir süre başımı ağrıtmasın" diye sıfır kilometre araba alan bir tüketicinin bu noktadaki isyanına da yerden göğe hak verdiğimizin altını çizmek istiyoruz.
Son olarak okurumuz gibi biz de komple karbüratörden arka egzos ve klima rezistansına üretim hatası nedeniyle değiştirilen parçaların kalite kontrollerinin neden tüketiciye yaptırıldığını, bu köşeden Ford yetkililerine sormak istiyoruz.

İstanbullu emekli öğretmen Yalçın Türkucu, Magdeburger Sigorta'dan trafik sigortası kapsamında 3. şahıs sıfatıyla hakettiği 40 milyon lirayı az daha alamıyordu.
Martın sonlarına doğru kırmızı ışıkta Türkucu'nun arabasına çarpan bir araç, 40 milyon liralık hasara neden oldu. Çarpan aracın trafik sigortası Magdeburger'e yaptırılmıştı. Okurumuz 20 gün uğraşıp, belgeleri tamamladı. Ancak tam ödeme aşamasına gelinmişti ki, Magdeburger yetkilileri çarpan aracın sigortasının kazadan sadece bir saat önce yapılmış olduğunu gerekçe göstererek ödeme yapmaktan vazgeçtiler.
Okurumuz ise ortada bir sigorta poliçesi olduğuna göre bu durumun kendisini ilgilendirmeyeceği görüşündeydi.
Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan Magdeburger yetkilileri, "aracın sigortası 6 ay önce bitmiş. Kaza saat 10:30'da. Poliçe ise aynı gün 9:30 gibi yapılmış. Şüpheli bir poliçeyle karşı karşıyayız," dediler.
Gerçekten de okurumuzun aracına çarpan kişi, masraftan kurtulmak için Magdeburger acentasıyla anlaşıp kazadan önceki bir saate sigorta yaptırmış olabilir. Ancak bu durumda sorumlu tutulması gereken, herhalde okurumuz değil, Magdeburger acentası olmalı.
Zaten biz devreye girdikten sonra Magdeburger yetkilileri de acentanın hatalı olduğunu kabul ettiler ve okurumuza 40 milyonu ödediler.
Yazara EmailM.Tamer@milliyet.com.tr