Masamda bulduğum kitaplar (1)

Masamda bulduğum kitaplar (1)


Tatil dönüşü gazetedeki odama girdiğimde dikkatimi ilk çeken, masamda birikmiş kaydadeğer kitapların çokluğu oldu. Okulların birer - ikişer kapandığı, insanların tatil hazırlığına başladıkları şu günlerde, ilginizi çekebileceğini umarak bu kitapların birkaçından sizlere söz etmek istiyorum.
Ben tatile giderken, Perihan Mağden’in son romanıyla ilgili söyleşiler yayımlanmaya başlamış, ancak kitap henüz piyasaya çıkmamıştı.
Kitapla ilgili söyleşilerini biriktirip uçakta keyifle okumuş, Perihan’ın romandaki 2 genç kız tipini yaratırken hamileliğin son günleri, doğum sancıları ve çocuğun bilfiil dünyaya gelişine kadar geçen zorlu süreçten daha da zorunu yaşadığı duygusuna kapılmış, "Keşke onun yorgunluğunu bir biçimde paylaşarak azaltabilsem" diye düşünmüş, bu arada da kitabı çok merak etmiştim.
Tatile henüz çıkmayanlar benden daha şanslı. Çünkü İki Genç Kızın Romanı artık piyasada ve tatil keyfinize özel bir tat ekleyeceğine de kuşkum yok.

Masamda bulduğum yeni yayımlanmış kitaplar arasında beni mıknatıs gibi hemen çekiveren bir diğeri, üzerinde Süleyman Demirel fotoğrafı bulunan Son Ispartalı. Yazdığım yazıyı her gün büyük bir özenle sayfaya yerleştiren Atilla Karaca, aslında birkaç hafta önce bu kitaba dikkatimi çekerek "Mutlaka bulup bir göz atın, size iyi malzeme çıkar" demiş, ancak taşınma telaşım yüzünden sevgili Atilla’nın bu uyarısını dikkate alamamıştım. Kanal D’nin TBMM muhabiri Suat Kılıç’ın yazdığı kitapta Demirel, bir iktidar ve koltuk tutkunu olarak karşımızda.
Küçük bir itiraf: Tarih bilgim epey kıttır. Dolayısıyla Isparta’nın, Osmanlı İmparatorluğa’na üç sadrazam verdiğini ve üçünün de yolsuzluk yapıp haksız kazanç sağladıkları gerekçesiyle boyunları vurdurularak öldürüldüğünü bu kitaptan öğrendim.
Son Ispartalı’nın sayfalarını karıştırırken kendimi de buluverdim birden. Deprem yazılarım nedeniyle Demirel’le mahkemelik olup, üstelik suçlu da bulunmuş olmam, Suat Kılıç tarafından "Enkazın sorumlusunu bulmaya yönelik arayışların, Demirel’in polemikteki ustalığının bir kez daha ortaya çıkmasına yaradığı" şeklinde yorumlanmış.

Aslında klasik müzik, Süleyman Demirel’e göre çok daha fazla ilgi alanım içinde. Ama tepenizde paraya çevrilemeyen 16 aylık hapis cezası Demokles’in kılıcı gibi sallanınca, müzik eleştirmeni ve öğretim üyesi Evin İlyasoğlu’nun keman sanatçısı Ayla Erduran’la ilgili son kitabı "Ayla’yı Dinler Misiniz?" de maalesef ancak Son Ispartalı’dan sonra gündeminize girebiliyor.
1930’lu yılların Türkiye’sinde varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Erduran’ın müzikle dolu yaşamına göz gezdirirken, üstün yetenekli bir çocuğun çileleri, tutkuları, aşkları, dünyanın en gözde ve popüler hocalarıyla çalışmaları ve en görkemli sahnelerdeki konserlerini sanki onunla birlikte yaşıyorsunuz. Evin, Ayla Erduran’ın hayatını sanatçının kendi ağzından romanlaştırmış.

Psikolog Leyla Navaro ise son kitabında 21. yüzyılın kanser ve kalpten de daha tehlikeli ve yaygın hastalığı olarak nitelenen depresyonu irdeliyor. İki Boy Ufak Pabuç’ta kadınlarla erkeklerin depresyondayken bile birbirlerinden ne kadar farklı yaratıklar olduğunu bir kez daha görüyorsunuz. Navaro, içinde yaşamakta olduğumuz toplumsal düzenin psikolojik sorunların oluşumuna katkısına dikkat çekmeye de özen göstermiş.