Mehmet Ali Birand mı hatalı, Hugo Chavez mi?

Önceki akşam televizyonda yabancı kanalları dolaşırken karşıma Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez çıkıverdi. Hem de ne çıkış!
Gözümün içine baka baka “Ben kanserim. Hastalığım, Küba lideri kadim dostum Fidel Castro’nun ısrarlı soruları üzerine ortaya çıktı” diyor. Hatta neredeyse teşhisi Castro koydu demeye getiriyor.
Tamam Küba’da tıbbın ileri olduğu hep söylenir, ama Castro doktor değil ki hukukçu! Hukukçu ama valla şıp diye koymuş teşhisi... Gençlik yıllarının mücadele arkadaşı tıp doktoru Che Guevara ile yakınlığından kalma bir alışkanlık olmasın?
Chavez, Havana’dan canlı yayında anlatıyor; ben ağzım açık dinliyorum. Geçen ay Küba’ya resmi ziyareti sırasında karnı ağrıyormuş. Bu karın ağrısı, Castro’nun hiç hoşuna gitmemiş olmalı ki, resmi görüşmeleri bırakıp misafirine peşpeşe sorular sormaya başlamış. Ve sonunda doooğru Havana’nın en yetkin tıp merkezine...
Fidel endişelerinde haklı çıkmış. Chavez, leğen kemiğinde apse teşhisiyle ameliyata alınmış; ne var ki patolojide kanserli hücreler saptanınca ikinci bir ameliyatla kanserli tümör çıkartılmış.

Hangisi doğru, bilen var mı?
Hayli kilo vermiş ve yorgun görünen Chavez, “Hastalığım, yaşamın karşımıza çıkardığı yeni bir muharebedir. Ben bu sağlık mücadelesini kazanmaya ve kanserden kurtulmaya kararlıyım” dedikten sonra pişmanlıklarını dile getiriyor: “56 yaşındayım. Bugüne kadar sağlığıma, uykuma, yediğime-içtiğime hiç dikkat etmedim, kontrollerimi yaptırmadım; çok hatalıyım!”
Oysa ben daha bir gün önce pankreasındaki tümör 9 saatlik ameliyatla çıkartılan Mehmet Ali Birand’ı ziyarete gittiğimde eşi Cemre, “Mehmet Ali kadar yediğine-içtiğine, uykusuna, rutin sağlık taramalarına dikkat eden bir ikinci kişi yoktur. Buna rağmen bu hastalık geldi onu buldu” diyordu. Zaten Birand da ameliyattan sonra oğlu Umur’a şakayla karışık “Oğlum sen babanı örnek alma. Canın ne çekiyorsa ye-iç, keyfini çıkar” diyormuş.

Kontroller sıkı, ama yemek...
Chavez “Bundan sonra hayat tarzıma dikkat edeceğim” derken, Birand “Bugüne kadar dikkat ettim de ne oldu?” demeye getiriyor. Zaten şimdiden börekler-çörekler yemeye başlamış. Kanserle tanışıklığının 17. ayında senin durumun nedir diye soracak olursanız, sanki ikisinin ortası!
Geçen yıl bu zamanlar ben de Birand gibi boğazımdan geçen her lokmaya dikkat ediyordum. Onun hastalanmadan önce yaptığını, ben hastalandıktan sonra yapar olmuştum.
Ama bir süre sonra gördüm ki, söz konusu olan yeme-içmeyse o sıkı disiplin bana göre değil. Zaten Alman disiplini çocukluğumdan beri kanıma işlemiş, yemek zevkim bu kadar gelişmişken, kendimi bu keyiften neden mahrum edeyim ki?
Özetle bendeniz, kanser sonrası beslenmemde uyguladığım katı disiplini kısmen gevşettim, ama her gün yine koyu yeşilliklerden oluşan “kanser kovucu salata”mı ve koyu kırmızı meyvelerimi yemeyi ihmal etmiyorum. 3 aylık kontrollerimi de hiç aksatmıyorum. Hatta sevgili onkoloğum Prof. Dr. Gökhan Demir’le 3 ayda 3 kez görüştüğümüz bile oluyor. Zira kanser gitse de tedirginlik kalıyor. Nereniz ağrısa, “Acaba mı?” oluyorsunuz.