Moskova Türkiye'ye ne kadar yakın?

Moskova Türkiye'ye ne kadar yakın?

Meral TAMER

Koç Grubu, dünya şirketi olma stratejisi bağlamında, yurt dışına önümüzdeki 2 - 2,5 yılda 670 milyon dolarlık yatırım yapacak. Özbekistan, Polonya ve Hindistan'da her biri 135'er milyon dolarlık beyaz eşya fabrikalarının yanı sıra Ramstore yatırımlarının toplamı 150 milyon doları bulacak.

Tıpkı Türkiye gibi Rusya'nın da kişi başına milli geliri 3 bin dolar dolaylarında.
Tıpkı İstanbul gibi Moskova'da da kişi başına milli gelir, Rusya genelinin 2 katından fazla. 6500 - 7000 dolar civarında.
Moskova'nın nüfusu 11 milyon. İstanbul'unki de hemen hemen aynı. Tam rakamı önümüzdeki günlerde alacağız.
Ama kuzey komşumuz Rusya Federasyonu ile hemen ilk akla geliveren başka benzerliğimiz var mı bilemiyorum.
Örneğin yüzölçümü... Rusya, haritadan da görebileceğiniz gibi devasa bir ülke. 17,8 milyon kilometrekare yüzölçümüyle ABD'nin neredeyse 2 katı. Türkiye'nin ise tam 22 katı büyüklüğünde. İklimi farklı. İnsanları, adetleri farklı.
Koç - ENKA ortaklığıyla Moskova'da açılan Ramstore, bayağı cesaret işi. Buradan yola çıkan bir TIR'ın içindeki mallar, yoldu - gümrüktü derken yaklaşık 2 hafta sonra Ramstore'un deposunda olabilecek. Bu durumda tahmin edebileceğiniz gibi yaş sebze ve meyvanın Türkiye'den gönderilmesi pek söz konusu değil. Ancak iyice bollaştığında portakal - limon falan götüreceklermiş. Ramstore'un raflarındaki taze sebze - meyva ise Hollanda'dan geliyormuş.
Şartlar zor. İlk bakışta Koç buralara neden geldi diye düşünmeden edemiyorsunuz. ENKA'nın Rusya'daki prestiji ve desteği de Koç'un oralara neden gittiğini izah etmiyor.
Ama İcra Kurulu Başkanı İnan Kıraç'tan Koç'un yurt dışı yatırımlarıyla ilgili olarak aldığım bilgiler, olayı yerli yerine oturtmamı sağlıyor.
Moskova'da açılan Ramstore, Koç'un dünya şirketi olma stratejisinin bir parçası. Bu strateji çerçevesinde yürüyen ya da gündemde olan yatırımlar şunlar:
* Moskova, Azerbaycan ve Kazakistan'da mevcutlara ilave olarak açılacak yeni Ramstore'larla birlikte toplam 150 milyon dolarlık hipermarket yatırımı.
* Arçelik'in Özbekistan, Polonya ve Hindistan'da kuracağı beyaz eşya fabrikaları için, her biri ortalama 135'er milyon dolardan toplam 405 milyon dolarlık yatırım.
* Özbekistan'ın başkenti Semerkant'ta temeli atılan ve Özbeklerin Cumhuriyet Bayramı olan 1 eylül 1998'de faaliyete geçecek olan ticari araç üretecek Samoto için 115 milyon dolarlık yatırım.
Bunları altalta koyduğunuzda 670 milyon dolar gibi hatırı sayılır bir rakam ortaya çıkıyor.
"Pekiyi Koç Grubu Türkiye'de ne kadar yatırım yapıyor?" diye sorduğumda Planlama Grubu Başkanı Necati Arıkan araya giriyor ve 670 milyon dolarlık yatırımın tümünün bir yılda yapılmasının sözkonusu olmadığını, 2 - 2,5 yıllık bir süre için düşünülmesi gerektiğini hatırlatıyor.
Kıraç ise Koç Grubu'nun bu yıl Türkiye içinde yaptığı toplam yatırımla ilgili olarak "628 milyon dolar" gibi çok net bir rakam veriyor. "Gelecek yıl yapacağımız yatırımlar 750 milyon doları bulacak" diye bir ekleme yapmayı da ihmal etmiyor. "Bugünkü konumumuzu korumamız itibarıyla yılda 700 - 750 milyon dolarlık yatırımı mutlaka yapmamız lazım" derken birden 4 ay sonra Koç Grubu'ndaki görevlerini bırakacağını hatırlayıp, Arıkan'ın gözlerinin içine bakıyor ve "zaten arkadaşlarla da konuştuk. Onlar da farklı düşünmüyorlar" diyor. Arıkan, Kıraç'ın bu sözlerini onaylıyor.
Arçelik'in Polonya, Özbekistan ve Hindistan'da kuracağı 3 beyaz eşya fabrikasının maliyetinin de 135 milyon dolar civarında olmasının tuhafıma gittiğini söylediğimde ise Kıraç, 3 fabrikanın da Arçelik'in Çayırova'daki ilk fabrikası gibi fırından çamaşır makinesi ve buzdolabına tüm ürünlerin aynı tesiste üretileceği fabrikalar olacağını, dolayısıyla makul bir kapasite için bu tür bir fabrikanın fiyatının da 135 milyon dolar dolaylarında olduğunu anlatıyor. Demek ki benim düşündüğümün aksine bir ülkeden diğerine fabrika kurmanın maliyeti pek de farketmiyor.
Bu arada Tunus'ta da 135 milyon dolarlık bir beyaz eşya fabrikası kurma projelerini ise şimdilik askıya aldıklarını öğreniyorum. Oysa Tunus, Arçelik'in yurt dışı yatırımları için ilk aday ükleydi.
Pekiyi bu fabrikaları kuracaklar mı, satın mı alacaklar? Örneğin Özbekistan'dakini satın alıyorlarmış. Ama teknolojinin başdöndürücü hızla değiştiği günümüz ortamında satın alınan herhangi bir fabrikayı toptan yıkıp herşeyi sıfırdan yapmaktan başka çare yokmuş.
Madem öyle, o halde yıkıp yapmayla uğraşmak yerine neden boş arazi üzerine yenisini yapmıyorlar diyeceksiniz? Bu soruyu ben de Kıraç'a sordum. Aldığım yanıt ilginç:
Örneğin Özbekistan'da Devlet Başkanı Kerim Kerimov, mutlaka varolan bir fabrikayı satın almalarında ısrar etmiş. Eğer sıfırdan kurmakta direnirlerse de mevcut fabrikayı başkasına satarak Arçelik'e rakip getireceğini ima etmiş. Kıraç'tan öğrendiğime göre durum Polonya'da da farklı olmayacak. Muhtemelen yine mevcut bir fabrika satın alındıktan sonra yerle bir edilip son teknolojiyle yenisi inşa edilecek ki üretim aşamasında maliyetler makul düzeyde tutulabilsin.
Koç, gerek Türki Cumhuriyetleri'nde gerekse Moskova'da Migros kanalıyla bir de toptancılık işine girmiş. Migros Genel Müdürü Bülent Özaydınlı'dan öğrendiğime göre yurt dışı Migros'larda cironun yüzde 10'unu toptan satışlardan sağlamayı planlıyorlarmış.
Migros, Türkiye'de de toptan satış yapıyormuş. Türkiye'deki toplam 154 mağazalarından bu yıl bekledikleri 750 milyon dolarlık ciro içinde yurtiçi toptan satışların payı ise yüzde 8 dolaylarındaymış.
Moskova'da arazi çok hızla değerleniyormuş. Bunda şaşılacak bir şey yok. Çünkü kent, eskiyi tümüyle koruyarak yeniden inşa ediliyor gibi. Arazilerin hızla değerlenmesinden en fazla yarar sağlayan Türk grup kuşkusuz ENKA. Yaptıkları inşaatlar çok kaliteli. Moskova Belediye Başkanı Yuri Lujkov'la Şarık tara'nın arası da çok iyi. Lujkov daha Belediye Başkanı bile olmadan, Tara onu Türkiye'ye davet etmiş. Birlikte mavi yolculuğa çıkmışlar. Tara'yı biraz tanıyanlar için bunda şaşılacak bir yan yok.
Eskiye dayanan dostluk ve güvenin meyvelerini topluyor şimdi ENKA. Rus hükümetine yaptığı 2,2 milyar dolarlık taahhüt işleri dışında, Moskova Belediyesi'nden arazi satın alıyor ve üzerine şık binalar inşa ederek kiraya veriyor. Şu anda elde ettiği yıllık kira geliri 60 milyon dolar.
Koç Grubu'nun Moskova'ya gitmeye ikna olmasının nedenleri arasında bu arazinin hızla değerlenmesi olgusunun da küçük bir payı olmuştur belki. Çünkü Moskova'da başka Ramstore açıp açmayacaklarını, geçen hafta açılan ilk Ramstore'un performansının belirleyeceğini özellikle vurguluyorlar. Ama bu arada Moskova'nın güney ve batısında açılması söz konusu olan diğer 3 Migros mağazası için gerekli araziyi çoktan satın aldıklarını da öğreniyoruz.
Carrefour ya da Continent gibi Ramstore'un peşinden gelebilecek rakiplere karşı kentin hipermarket açmaya en elverişli bölgelerine önceden sahip olma yönünde bir strateji olabileceği gibi, "araziler nasıl olsa jet hızıyla değerleniyor, eğer yeni Ramstore'lar açmazsak, nasıl olsa bugün ödediğimizin kat kat üstünde bir fiyata satıp, kolaylıkla çekilebiliriz" diye de düşünmüş olabilirler.

Milyonda 3,4 hata anlamına gelen 6 Sigma hedefiyle 3 hafta kadar önce yapılan Ulusal Kalite Kongresi'nde tanışmış ve köşemizde geniş yer vermiştik. Geçenlerde faksımda haftalık Japon yayını Nikkei Weekly'den bir haber buldum. Gönderen, dünyadaki yenilikleri günü gününe izlemeye özen gösteren Şişe Cam Topluluğu Genel Sekreteri Dr. Rüştü Bozkurt'tu.
Haberde yıllar boyu "kalite kontrol sisteminin kitabını biz yazdık" diye övünen Japonların, şimdi yüzlerini Amerika'ya çevirerek Motorola'nın yeni geliştirdiği 6 Sigma programını öğrenme noktasına geldiği belirtildikten sonra Sony'nin bu konuda ilk adımı attığı bildiriliyor.
Yazıda özetle şöyle deniyor:
Motorola tarafından geliştirilen ve tüm dünyadaki operasyonlarında uygulamaya konulan 6 Sigma sisteminde, üretimden müşteri hizmetlerine kadar her düzeydeki hatalar ve eksiklikler, bu iş için özel eğitilmiş kalite kontrol eksperlerinin gözetiminde minimuma indiriliyor. Sony, bu sisteme geçerek yönetimde etkinliği ve verimliliği artırmayı amaçlıyor.
Sony'nin bu kararında, Japonya'da bugüne dek uygulanan klasik kalite kontrol sisteminin artık yetersiz kalmakta oluşunun yanı sıra, 6 Sigma'yı devreye sokan General Electric, Texas Instruments, Allied Signal ve Motorola gibi firmaların yakaladıkları başarı düzeyi de rol oynamış bulunuyor.
6 Sigma programı için milyonlarca doları gözden çıkartmış olan Sony'ye bu özel eğitimi, Motorola ve Allied Signal'dan bu programı oturttuktan sonra ayrılarak Arizona'da 6 Sigma Academy adıyla şirket kuran uzmanlar verecek.
Bu özel eğitimin 4 evresi var. Son evreyi de tamamlayan, "siyah kuşak" mertebesine ulaşıyor. Sony'nin hedefi, 2000 yılına kadar 2 bin siyah kuşaklı kalite kontrol eksperine sahip olabilmek.





Yazara EmailM.Tamer@milliyet.com.tr