Muhalefet değişir, Türkiye değişir!

Son yıllarda CHP’lilerin hangi toplantısına katılsam, mutlaka toplantının bir yerinde medyada hak ettikleri kadar yer alamadıklarından, gazetecilerin kendilerini görmezden geldiğinden yakınırlar, çuvaldızı kendilerine batırmayı düşünmezlerdi. CHP Kadın Kolları Başkanlığı için 8 yıl aradan sonra ilk kez sahici bir seçim yapılmasıyla yeni bir süreç başladı. Kadın hakları mücadelesine de CHP’ye de yıllarını vermiş Hilal Dokuzcan’ın başkan seçilmesi, CHP’de düne kadar pek alışık olmadığımız bir durumdu ve medyada hak ettiği yeri buldu.

Gazetecilerin CHP’ye ilgisi Kurultay ve sonrasında da devam ediyor; zira ana muhalefet partisinde artık gazetecilerin de toplumun da merak ettiği, günü gününe öğrenmek isteyecekleri dinamik yeni bir süreç başladı.

Hadi Uluengin bile...

Evet CHP yeniden toplumun gündeminde. Hem küllerinden yeniden doğmakta olduğu için, hem de Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’yi götürmekte olduğu yer, giderek daha çok kişiyi ürkütmeye başladığı için... Hadi Uluengin bile Taraf gazetesindeki köşesinde “60 yaşından sonra hayatımda ilk kez CHP’ye oy verebilirim, çünkü AKP’nin ilerici barutu tükendi; çoğunluk sultası kibriyle dünün mağduru bugünün mağruruna dönüştü. Hayat tarzımızı tehdit ediyor. Onu frenleyecek bir siyasi yapının güçlenmesi şart” diyorsa...

Dost sohbetlerinde son ayların en popüler konularından biri haline geldi CHP. AKP’nin karnımızdaki bebeğe kadar uzanan hayat tarzımıza müdahalesinden, Suriye başta olmak üzere dış politikada çuvallamasına kadar geniş bir yelpazede herkesin kendi önceliğine göre bir çözüm reçetesi ve günah keçisi olarak CHP var; çünkü ordu faktörü de elimine olunca ortada tutunabilecekleri başka bir dal yok.

CHP’ye zaman tanıyın

Ben epeyce bir süredir CHP’nin gerek güncel, gerekse temel sorunlarda politikasının yetersizliğiyle ilgili eleştiri bombardımanını göğüslemekle meşgulüm ve neredeyse her ortamda laf dönüp dolaşıp buraya geldiği için de “CHP dönüşüyor; her şeyin bir sırası var; lütfen biraz daha sabredin; CHP’ye zaman tanıyın” demekten dilimde tüy bitti. Neyse ki artık yüzdük-yüzdük kuyruğuna geldik. Kemal Kılıçdaroğlu’nun önceki gün açıkladığı son MYK’sı, parti dengelerini titizlikle gözettiği için hâlâ tam istediği gibi olmasa da göreceksiniz dönüşümün önünü açacak, yenilenmeyi gözle görünür kılacak bir kadro. Kılıçdaroğlu, yeni Parti Meclisi’nin ilk toplantısında “Yokuşta akmayan ter, inişte gözyaşına dönüşebilir” demiş. MYK’ya yeni giren Gülseren Onanç ve Şafak Pavey gibi tuttuğunu koparan 2 çalışkan ve birikimli kadın bile bana CHP’deki yenilenme sürecinin hızla gerçekleşeceği umudunu veriyor. CHP artık 1923’ten beri ne yaptığını ya da AKP’ye ne yaptırmayacağını anlatan bir partiden, yarının Türkiyesi için ne yapacağını anlatan bir partiye dönüşecektir. Kendi dallarında uzman Genel Başkan Yardımcıları, hem partinin yeni programını şekillendirirken, hem de güncel konularda Başbakan Erdoğan’ın son derecede profesyonel, uzman danışman ekibi karşısında göz dolduracaklardır. Ama lütfen biraz sabırlı olun.

Bizler CHP’den demokratik, ifade özgürlüğünün kısıtlanmadığı, Kürt-Türk, Sünni-Alevi çatışmalarının olmadığı, komşuları ile barış içinde yaşayan, AB yolunda kararlı bir Türkiye hedefini önümüze koymasını bekliyoruz.

Kadınların sorumluluğu

Bu arada kadın hareketine yıllarca emek vermiş esaslı kadınların ilk kez bu ağırlıkta PM’de yer almasıyla, Türkiye’nin siyasi tarihinde yeni bir sayfa da açılmış oldu. Gerçi PM’de uygulanan kota, MYK’da es geçildi, ama eminim CHP’nin bundan böyle kadını birey olarak kabul eden ve her alanda tam eşitliğe dayalı güçlü bir kadın programı da olacaktır. Üst yönetimindeki kadınlara, yeni CHP için her bakımdan ilk sınav olacak gelecek yılki yerel seçimlerde adayların % 33’ünün kadın olmasını beklediğimizi de hatırlatalım.