Neşterde de "Avukat tutma, hakim tut!"

Neşter Operasyonu neden sadece kardiyolojide? Ortopediden neden çıt çıkmıyor? SSK'daki malzeme alımı şu anda nasıl yapılıyor?

Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya bile, hafta başında Ankara'da Adil Yargılama konulu sempozyumda "Türkiye'de bağımsız ve tarafsız bir yargı yoktur" dedikten sonra hepimize geçmiş olsun.Yargının taraflı olduğunun Yargıtay Başkanı tarafından kabul, hatta ilan edildiği bir ülkede Neşter Operasyonu'nun sorumluları bulunsa ne yazar, bulunmasa ne yazar? Banka kurup ya da satın alıp devleti hortumlayanlar gibi belli bir zaman diliminde teşhir edilip bir süre tutuklansalar da, sonradan kuş sütünün bile eksik olmadığı müreffeh yaşantılarına geri dönerler.Bir değil, 3 değil, 5 değil... Şimdiye kadar belki 25 büyük yolsuzluk dosyası açıldı. Sonuç hangisinde farklı oldu ki? Eski çark, imkânlar nispetinde yine sürdürülüyor. Belki sadece kişiler değişiyor. Çünkü Türkiye'de hukuk işlemiyor. Son günlerde hangi konuda kiminle konuşsam, karşıma iflas etmiş hukuk sistemimizden çarpıcı bir fotoğraf karesi çıkıyor. İş o raddelere varmış ki, İstanbul kulislerindeki yeni slogan "Avukat tutma, hakim tut"! "Biraz da biz yiyelim" Acaba bu Neşter Operasyonu'nda "Sen çok yedin, biraz da biz yiyelim" şeklinde bir nasırına basma durumu söz konusu olabilir mi? SSK'da kardiyolojiyle ilgili suç çetesi teşhir ve adalete teslim edildikten bu yana malzeme alımları, kimler tarafından ne şekilde yapılıyor? SSK'da ortopedideki malzeme alımlarının (dolayısıyla da yolsuzluğun), kardiyolojiden daha büyük boyutlarda olduğu söyleniyor. Hal böyleyse Neşter Operasyonu neden sadece kardiyolojiyle sınırlı? Neşter'le ilgili dosyalar 2002 Şubat'ından beri masasında durduğu halde Çalışma eski Bakanı Yaşar Okuyan'ın operasyon için düğmeye basmasını ne engelledi? Devletten SSK'ya bu yıl aktarılacak 4 milyar dolarlık sübvansiyonun acaba ne kadarı hortumcuların cebine giriyor? Devlete güvenin sıfıra indiği bir noktada da doğal olarak haklı - haksız pek çok soru peşpeşe sıralanıyor: Sivil hukuk altyapısı Tantan'ın önceliği de hukuki altyapının eksikliğinde: "Sadece ceza hukukundaki eksiklikler konuşuluyor, ama Türkiye'de sivil hukukun da altyapısı yok. Eğer sivil hukuk güçlü olsa, bu yolsuzluklar olmaz" diyor Tantan. Ve SSK örneğinden yola çıkarak eğitimden sağlığa, güvenlikten adalete temel kamu hizmetlerinin iyi işleyebilmesi için gerekli sivil hukuk altyapısını şöyle anlatıyor:"SSK'nın kurumsal yapısı içinde genel müdüründen en alt birimine kadar istisnasız her çalışan yapılan işten müteselsil sorumlu olsaydı, uygunsuz bir durum hepsine rücu ederdi. Bu yüzden de onlar böyle bir yolsuzluğa geçit vermezlerdi. Siyasi irade ne tür emir verirse versin, hukuki altyapı müsaade etmediği için bu tezgah kurulamazdı." Bakanlığı döneminde çok sayıda operasyona imza atan Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan'la konuşunca, "iyi ki TBMM Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu'nun benden istediği bilgi ve belgeleri toplamaya uğraşmamışım" dedim. Nasıl olsa değişen bir şey olmayacakmış. (Başlangıçta AKP sistem dışı bir parti, belki yolsuzlukların üzerine gider diye biraz umutlanmıştım da...) En parlak gençler tıpta mtamer@milliyet.com.tr Son olarak Tantan'ın Neşter Operasyonu'yla ilgili ilginç saptamasını da sizlerle paylaşmak istiyorum: Türkiye'de en parlak gençleri çatısı altında toplayan, en üst seviyedeki eğitim kurumunun tıp olduğunu hatırlatan Tantan, "Bu alandaki yolsuzluğun boyutu, Türkiye'nin geleceği açısından hepimizi çok ciddi düşündürmeli. Hep cehaletten yakınırız. Ama cahil olarak baktığımız halkta ülkeyi bu kadar tahrip eden bir yaklaşım yok" diyor.