Nişantaşı Kliniği'nde masadan düşen kedi öldü

Meral Tamer

Fotoğraf sanatçısı Ayşe Gönüllüleroğlu, çok sevdiği kedisi Yaban'ın ameliyat sonrası masadan düşerek ölmesinin üzüntüsünü yaşıyor. Ve bu konuda ihmali olduğunu düşündüğü Nişantaşı Kliniği'ni suçluyor.
Olaydan kısa bir süre önce Yaban'ın karın bölgesinden zarımsı bir parça fırlamış. Okurumuz hemen veteriner Daver Pehlivan'ı aramış ve kediyi kontrole giden Pehlivan, bağırsağının çıktığını belirterek ameliyat edilmesi gerektiğini söylemiş.
11 kasımda Yaban'ı Nişantaşı Kliniği'ne yatırmışlar. Ameliyatı da aynı gün yapılmış. Okurumuz kedisinin durumunu öğrenmek için kliniği aradığında Yaban'a fıtık ameliyatı yapıldığı ve durumunun da gayet iyi olduğu söylenmiş. Gönüllüleroğlu tabii bu habere çok sevinmiş. Ama ne yazık ki bu sevinci çok kısa sürmüş.
Gönüllüleroğlu, "ameliyat günü kliniğe uğradığımda, meğer Yaban'ı son görüşümmüş. Aslında ona da görmek denemez ya... Yaban'ın başı plastik bir başlıkla kamufle edilmişti ve ön ayakları oynuyordu. Bana ayıldığını söylediler. Tuhaf bir ayılma şekli diye düşündüm ve bu şüphemi Daver beye de söyledim. Ama o ısrarla durumunun iyi olduğunu söylüyordu. Demek ki o zaman can çekişiyormuş," diyor.
Yaban'ın öldüğünü ertesi gün söylemişler. Yani Gönüllüleroğlu kedisini sağ - salim alıp eve getirmeyi hayal ettiği gün bu acı haberi almış ve tabii yıkılmış.
Kendisine geç haber verildiğine inanıyor ve en çok da buna üzülüyor. "Bana can çekiştiğini söyleselerdi, alır daha teşekküllü bir yere götürürdüm. Belki kurtulurdu. Sağlıklı koşullarda ameliyat ettiklerine de inanmıyorum," diyor.
Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan Nişantaşı Kliniği'nin sahibi veteriner Daver Pehlivan ise kedinin ölmesinin ameliyatla bir ilgisi olmadığını, kedinin büyük bir şanssızlık sonucu ameliyat masasından düştüğünü söyledi.
"Zaten çok yabani bir kediydi. Kontrol sırasında ani bir reaksiyon göstererek pençe attı. Kediyi tutan arkadaş da korkup bırakınca masadan düştü. Tam gövde üstü düştüğü için iç kanama geçirmiş. Kanamayı durdurmak için iğne yaptık, ama maalesef kediyi kurtaramadık," dedi.
Okurumuz ise öyle ya da böyle kliniğin hatalı olduğunu düşünüyor. Konuyu Veterinerler Odası'na da ileten okurumuz, şimdi odadan gelecek yanıtı bekliyor.

ETS'nin ilanlarında Bulgaristan'da kayak 170 - 299 dolar gözüküyordu. Ama Ayşe hanım tura yazılmak istediğinde, karşısına 115 dolar ek ödeme çıkardılar.
Yılbaşı turları için artık son başvuru günleri. Tur şirketleri, yurtiçi ve yurtdışında düşük fiyatlar ve taksitlerle tüketicilerin aklını çelmeye çalışıyorlar. Ama her tur, ilanda göründüğü kadar cazip olmayabiliyor.
ETS'nin ilanlarına bakarak yılbaşı tatili hayal eden İstanbullu okurumuz Ayşe Doğruer de böyle bir hayal kırıklığı yaşadı.
ETS'nin yılbaşında Bulgaristan'da kayak turlarının fiyatları çok cazipti. 5 yıldızlı otelde 5 gün 4 gece için 299 dolar gerçekten de uygun bir fiyattı. Otel 3 yıldızlı olursa fiyat da 170 dolara düşüyordu. Okurumuz ilanı görünce kendisini Borovets'de olimpiyat pistlerinde uçar gibi kayarken düşünmeye başladı.
İlan 40 km'lik pist, bütün liftlerde sınırsız ski pass, bar, disko ve restoranlarlarla dolu bir eğlence sunuyordu. Ama bu cazip fiyatlı hayaller, ETS'ye telefon açar açmaz suya düştü. Meğer kazın ayağı öyle değilmiş.
İş 299 doları vermekle bitmiyormuş. Üstüne bir 75 dolar yol masrafları için, bir 40 dolar da telesiyej ücreti vermek gerekiyormuş. 2 kişi için bu artı 230 dolar demek.
Okurumuz, "ilanda açık açık lüks Neoplan'larla ulaşım diye belirtilmiş. Bu resmen yanıltıcı ilan grubuna giriyor. 2 kişi için bu ücretleri eklediğiniz zaman fiyatın hiç bir cazibesi kalmıyor. Herhalde onlar da öyle olduğunu biliyorlar ki, bu fiyatları ilana dahil etmemişler," diyor.
Ayşe hanım, bütçesinden o kadar parayı ayıramadığı için sonunda yılbaşını yine evde geçirmeye karar verdi.
Arkadaşımız Nuray Köroğlu'nun sorularını yanıtlayan ETS'nin müşteri ilişkileri müdürü Özgür Bora da 75 ve 40 dolarlık ek ücretleri doğruladı. Ancak bunun müşterilerin üzerinde ters bir etki yaratmadığını savundu. Kanıt olarak da turların tamamının satılmış olmasını gösterdi.
Daha sonra ETS'den gönderilen yazılı açıklamada ise bizim de uyarımızla ulaşımla ilgili ibarenin "lux Neoplanlarla ulaşım imkanı" olarak değiştirildiğini belirtildi.
TURSAB 2. başkanı Süha Uyar ise "İlanların çoğu, müşterinin dikkatini çekmeye yöneliktir," dedi. Uyar tüketicilerin şüphelendikleri ya da acentadan yeterli bilgi alamadıkları durumlarda kendilerine başvurmaları istedi.
Bu konunun hukuk müşavirleri tarafından da araştırılacağını söyleyen Uyar, "en hafif ceza ihtar. Ama 1 yıl içinde 2 - 3 kez üst üste ihtar alan acentanın işletme belgesini iptal ediyoruz," dedi.

İstanbullu okurlarımızdan Adnan Kılıç, elindeki Renault 19'un üzerine bir 450 milyon daha ekleyerek, Renault'un açık kapı kampanyasından arabasının bir üst modelini aldı.
İlk arabasını da zaten aynı bayiden, yani Oteks'ten almıştı. Bayi eski müşterisi olduğu için 1 milyar 468 milyon lira olan fiyattan 18 milyon lira indirdi.
Sıra hediyeyi seçmeye geldiğinde okurumuz cep telefonunu tercih etti. Hat ve sim kartı ücreti tüketiciye ait olduğu için 23 milyon lira daha ödedi.
Ama aradan birkaç ay geçtiği halde cep telefonunu alamadı. Renault merkezine başvurdu. Ve Oteks'in kendisi adına başvuru bile yapmadığını öğrendi. Bunun üzerine köşemizi aradı.
Arkadaşımız Nuray Köroğlu'nun sorularını yanıtlayan Oteks yetkilisi Ahmet Aksoy, başvuru yapmadığı halde okurumuzdan 23 milyon lirayı neden aldıklarını açıklayamadı. Ama "telefon hazır. Merkezden her an gelebilir," gibi bir şeyler söyledi.
Ancak Nuray'ın merkezden aldığı bilgi, okurumuza söylenenle aynıydı. Başvuru yapılmamıştı. Yine de telefon almak okurumuzun hakkıydı.
Bu arada garip bir şey oldu ve Oteks, okurumuzdan aldığı 23 milyon liranın 18 milyon lirasını yaptığı indirime karşılık alıkoyarken, geri kalan 5 milyon lirayı iade etti. Böylece indirim yapmamış oldu.
Dolayısıyla okurumuzu da 23 milyonu ödememiş saydı. Şimdi cep telefonu almak için yeniden 23 milyon lira ödemek zorunda.
İyi de Oteks, parayı aldığı halde başvuru yapmadığı için, bu parayı cebe atmış sayılmıyor mu?
Renault yetkililerinin açıklamasına göre bu hediyeli kampanyadan yararlanmak için, arabayı liste fiyatından almak şartmış. Oysa okurumuza indirim yapılmış.
Bu açıklama bizi pek tatmin etmedi. Çünkü eğer böyle bir kural varsa bayinin okumuza hediye telefonu vaadetmemesi, dolayısıyla hat parası olarak 23 milyonu cebe indirmemesi, buna karşılık açıkça "sana indirim yaptığım için hediyeden yararlanamazsın" demesi gerekmez miydi?
Ayrıca indirimi Oteks kendi cebinden yapıyor olmalı. Hediye telefon ise Renault merkezin bir promosyonu değil mi?
Lux sabunlarını üreten Lever'in ürün müdürü, sabunların ambalajında Türkçe yerine İngilizce ifadeler bulunmasını "bakanlığın bu konuda bir yönetmeliği yok," diye yanıtlamıştı. Oysa varmış.
Türkçe özürlü Lux sabunları, bir süre önce köşemize haber olmuştu. Ankaralı okurumuz ODTÜ İngiliz Dili öğretim üyesi Doç. Joshua Bear, Lux sabunlarının ambalajında suya water, sabuna soap, kokuya fragrance denmekte olduğunu farketmiş ve içine sindiremediği bu durumu köşemize de yansıtmıştı.
Gerçekten de ithal ürünlerde bile Türkçe kullanım kılavuzu bulundurma zorunluluğu varken, iç pazara sunulan bir ürünün üzerinde Türkçe yerine İngilizce açıklamalar bulunması en hafif tabiriyle yadırgatıcıydı.
Üretici firma Lever'in ürün müdürü Hande Candan ise okurumuza hak vermekle birlikte, "bakanlığın bu konuda bir yönetmeliği yok," demişti. Yani "biz Türkiye'deki yasalara aykırı bir şey yapmadık," demeye getirmişti.
Ancak Sağlık Bakanlığı'ndan bize gönderilen bir yazı, Lever'in ürün müdürünü yalanlıyor. Sağlık Bakanlığı ilaç ve eczacılık genel müdürü Kemalettin Akalın imzasını taşıyan yazıdan öğrendiğimize göre tuvalet sabunları 1994'te kozmetik ürünleri kapsamına alınmış. Zaten Lux'ün üretimine de bu kapsamda izin verilmiş. Yazı şöyle devam ediyor:
"Yürürlükteki kozmetik yönetmeliğinin ambalajlara ait şartlarla ilgili 18. maddesi gereğince, tuvalet sabunlarının ambalajlarında ürünün markası, cinsi, üretim tarihi, seri nosu vb. birlikte ürünün yapısına giren bütün maddelerin adının yer alması zorunludur."
Sağlık Bakanlığı'na, köşemize gösterdikleri ilgi için teşekkür ederiz. Lever gibi dünya çaında dev bir firmanın da bugüne kadar bu yönetmelikten haberleri gerçekten yoksa, bu vesileyle bilgilerine sunarız.