Okullara reklam almaktan abur-cubur yasağına AKP’de çıraklık ve ustalık!

Okul kantinlerinde kola dahil tüm şekerli meşrubatlar, hamburger, cips ve çikolata gibi abur-cubur satışları, yılbaşından itibaren yasaklanıyor. Yüksek kalorili bu yiyeceklerin yerine ayran, süt ve taneyle meyve satılması zorunlu kılınacak. Kantinleri işletenler, sigarada olduğu gibi sıkı denetime tabi tutulacak, karara uymayanların mukaveleleri feshedilecek. İlk ve orta öğretim çağındaki 16 milyon çocuğumuz için çok gecikmiş, ancak fevkalade isabetli bir karar.
Obeziteyle Mücadele Eylem Planı’nı bilim adamlarının öncülüğünde kurumlar ve diğer bakanlıklarla birlikte hazırladıklarını belirten Sağlık Bakanı Recep Akdağ, “Ben 52 yaşındayım. Kilo vermeye uğraşıyorum. Bu salgını önlememiz, gelecek nesilleri kurtarmamız lazım” demiş. Zaten Başbakan Erdoğan’ın geçen hafta açıkladığı hükümet programında da obeziteyle mücadeleye yer verilmişti.
Neredeeen nereye...

Hüseyin Çelik zamanında
2005 yılının ilk ayları. 1. Erdoğan hükümeti iş başında. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’e bağlı Erkek Teknik Öğretim Müdürü Hüseyin Acır, okullara ait bina ve tesislerle bahçe duvarlarına reklam alınmasını yasaklayan kanunun etrafından dolanabilmek için Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü’ne başvurmuş.
Ve bendeniz, yukarıda kupürlerini gördüğünüz 8 ve 9 şubat 2005 tarihli yazılarım ve Ankara ile yaptığım onlarca telefon konuşmasıyla, okullara reklam alınmasını önlemeye çalışıyorum! Tam o sıralarda Fransa’da hükümet, sağlıklı bir genç nesil için okul kantinlerinde şekerli meşrubat ve abur-cuburu yasaklamış. Ben bir yandan da Hüseyin Çelik’e, Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullara reklam almak için uğraşmak yerine, Fransa’yı örnek alabileceklerini hatırlatıyorum.

6 yılda 180 derece
Başbakan haklı. En azından bu örnekte “çıraklık dönemim” dediği 1. Erdoğan hükümetiyle, “ustalık dönemim” dediği 3. Erdoğan hükümetinin icraatları arasında dağlar kadar fark var. 16 milyon çocuğumuzun eğitim aldığı kurumları TİCARETHANE olarak gören zihniyetten, çocukların sağlığını ve kilolarını bile düşünen bir zihniyete, 6 yılda 180 derecelik bir dönüşüm. Buraya kadar her şey mükemmel, ancak bundan sonrasında tereddütlerim var.
Şimdi gelelim şeytanın avukatlığına...

Armut cipsiymiş!
Ünlülerin diyet doktoru Ender Saraç, arkadaşımız Songül Hatısaru ile pazar günkü söyleşisinde bakın ne demiş: “Sağlık Bakanlığı’nın obeziteyle mücadele projesinin Genel Koordinatörü benim. Şimdi bir firma, sağlıklı atıştırmalıkların satılacağı otomatlar getiriyor Türkiye’ye. Elma-armut cipsleri hazırladık bu makineler için. Parayı atıp bu cipsleri, organik kayısıları alabilecek öğrenciler. Aileler de bu makinelerden çocuğunun saat kaçta ne yediğini görebilecek.”
Bunları okuyunca sanırsınız ki gelir dağılımı son derecede düzgün, kişi başına milli geliri 25-30 bin dolarlık bir ülkede yaşıyorsunuz. Kız çocuklarının okullaşması için 6 yıldır yürüttüğümüz Baba Beni Okula Gönder eğitim seferberliğinde burs verdiğimiz kızlarımızdan biliyoruz. Günde 1 öğün yemeği zor bulurken hangi parayla elma-armut cipsi alacaklar?
Bu durumda “Bizim hedef öğrenci kitlemiz, zaten eskiden patates cipsi ve hamburger yiyebilenler” mi deniyor?
Umarım denmiyordur. Sağlık Bakanlığı çocuklarımızı obeziteden korumak için okullarda satışına izin verilecek ürünleri belirlerken, ailesi harçlık veremeyen ve bugüne kadar pek umursanmayan öğrencileri de dikkate alır.


Okullara reklam almaktan abur-cubur yasağına AKP’de çıraklık ve ustalık