Prof. İnsel: Bu kriz bizi “azami ücret”le tanıştıracak

“Devletlerin ekonomide aktör olacakları dönem başlıyor. Demokrasinin derinleşmediği ülkelerde, taraftar kapitalizmi tehlikesi var”

Kadın Girişimciler Derneği KAGİDER’in kahvaltı toplantılarının tiryakisi haline geldiğimi itiraf etmeliyim.
Başkan Gülseren Onanç, dernek üyesi iş kadınlarını her ay, dünya ve Türkiye gündeminin nabzını tutan konuşmacılarla buluşturuyor.
Geçen ay, Bankalar Birliği Başkanı ve İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince ile küresel finansal krizin Türkiye’ye etkilerini masaya yatırmıştık. Dün sabah ise Galatasaray Üniversitesi İktisat Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet İnsel‘le, kapitalizmin ve küresel dengelerin geleceğiyle ilgili esaslı bir ufuk turu yaptık.
Bir kere kim ne derse desin şu kesin ki, küresel finansal krizin henüz başındayız. Son 1-1,5 yıldır finansal krizin olgunlaşma sinyallerini alıyorduk, ancak kriz, daha 2 ay önce kendini gösterdi. Prof. İnsel’e göre bu, dünya tarihinde de bayağı büyük krizlerden biri. En az 1.5 - 2 yıl sürer. Hangi dip noktasına ineceğimizi ise şu anda kimsenin bilmesi mümkün değil.Prof. İnsel: Bu kriz bizi “azami ücret”le tanıştıracak
Krizin nereye gideceği, biraz da krizle ilgili nelerin yapılacağına bağlı; şirketler düzeyinde de, ülkeler düzeyinde de... Mesela 1929 Buhranı, ekim 1929’da borsa krizi olarak başlamış, Amerika’da en dibe vurması 1932 yazına kadar 2.5 yıl sürmüş; Amerika’nın o krizden çıkması içinse, 2. Dünya Savaşı’na kadar beklemesi gerekmişti. 1940’ta ABD’de hâlâ % 12 işsizlik vardı.

Kapitalizmin sonu mu?
İnsel’e göre kapitalizmin sonuna gelmedik, ama “bugüne kadar bildiğimiz kapitalizmin” sonuna geldik. 80’li yıllardan başlayarak 2000’li yılların ortalarına kadar, piyasa ekonomisinden baş döndürücü bir hızla piyasa toplumuna geçişi yaşadık. Ve bugün geldiğimiz noktada, içi bomboş, zengin şirketlerin batışına tanık oluyoruz!
Bu 25 yıllık süreçte şirketlerle toplum arasında ciddi bir uçurum oluştu; toplum şirketlerden dışlandı. Bu krizle birlikte ücretlerin sadece yük olarak algılandığı, sermayedarın şirkette tek söz sahibi olduğu, şirketin bir uzlaşmayla değil de, kâra ortak edilen CEO’ların ve sermayedarın 2 dudağı arasından yönetildiği, piyasaların toplumun en mahrem yerlerine kadar nüfuz ettiği bir düzen yıkılıyor. Yerine neyin konacağı, şu anda pek belli değil. Belli olan tek şey, devletlerin kurtarma operasyonları.

Taraftar kapitalizmi
Prof. İnsel diyor ki:
“Siyaset sosyolojisinde bir kural vardır. Bir kurum diğerini kurtarıyorsa, o kurumun üzerinde hâkimiyet kurar. Artık devlet, piyasa ekonomisinde bir aktör olacak; mesela Citigroup’taki toplu sözleşmelerde pazarlık masasına oturacak. Ya da otomotivde az benzin tüketen araba mı, yoksa 4 çekişli ciplerin mi üretileceğine karar verecek.
Kapitalizmde büyük bir dönüşüm bu. Sermayenin devlet tarafından denetlenmesi dönemi başlıyor. Demokrasi işlemiyorsa, taraftar kapitalizmi tehlikesi var.
Amerika’da devlet, şirketlere yaptığı yardımın karşılığında, yöneticilerin ücretlerine tavan getirmeye başladı bile. Ücret hangi seviyeden itibaren ahlaki olmaktan çıkar? Bundan sonra bunun tartışması da başlayacak. Asgari ücret tasarlanıyor da, azami ücret neden tasarlanmasın?”