Rekabet gücünü çevreyle artırmak

Rekabet gücünü çevreyle artırmak


Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası MESS, Harvard Busines Review'da yayımlanan 8 makaleyi İş ve Çevre adlı bir kitapta toplamış. Makalelerin ortak teması, küresel rekabette yeni paradigmanın çevre olduğu. Kitapta yeşil AR - GE yatırımlarına ağırlık vererek rekabet gücünü artırmayı başaran şirketlerden örnekler de var. Bu örneklerde, doğa kapitalizmine doğru yolculuğa çıkan şirketlerin maliyetlerini de düşürdükleri dikkat çekiyor:
* 3M, "Kirliği önlemek kazanç sağlar" projesiyle 1975'ten bu yana neden olduğu emisyonları 453 milyon kilo azaltarak doğaya daha az zarar verirken, aynı zamanda şirkete de 500 milyon dolarlık tasarruf sağlamış.
* Johnson & Johnson daha ince, ama daha sağlam kağıt kullanarak yılda 2750 ton paket, 1600 ton kağıt ve 2.8 milyon dolar değerinde en az 1 milyon 400 bin m2'lik orman tasarrufu sağlamış.
* Dupont, ürettiği polyester filmlerini, kullanıldıktan sonra müşterilerinden topluyor ve dönüştürerek yeni film haline getiriyor. Ayrıca ürettiği polyester filmlerini her defasında daha da sağlamlaştırıp inceltiyor. Böylece malzeme kullanımını azaltarak çevreyi korurken, üretimi de ucuzlatıyor. 1 taşla 2 kuş vuruyor.
* Halı üreticisi Interface, yeniden üretilebilen Solenium adlı bir halı geliştirdi. Sıradan halılardan dört kat daha dayanıklı olan bu halıda kullanılan malzeme miktarı da yüzde 40 daha az. Bu sıfır atık yaklaşımı sayesinde hasılat, 1994 - 1998 arasında 200 milyon dolar artarken, kaynak girdilerinin sabit kalması da sağlanmış oldu. İnterface ayrıca iş yapma tarzını da değiştirerek, halının girdi malzemelerinin tüketimini de yaklaşık yüzde 80 azalttı. Şirketlere halı satmak yerine aylık bir ücret karşılığında Evergreen Lease denilen bir hizmet vererek halıları yeni ve temiz tutma sorumluluğunu üstlendi. Böylece her yıl milyarlarca kilo halı çöplüğe gidip orada 20 bin yıl bozulmadan kalmaktan kurtulmuş oldu.
* Bir asansör devi olan Schindler, dikey ulaştırma hizmetleri kiralamayı, asansör satmaya tercih etti. Böylece asansörlerinin enerji ve bakım maliyetlerinden tasarruf sağladı.

Siyasilerimizin kamu kurumlarına ne kadar meraklı(!) oldukları ortada. Hatta bir kısmı sanki ülkeyi yönetmek için değil de, kamu kurumlarına hakim olmak için milletvekili - bakan falan oldukları izlenimini veriyorlar. Son örnek de malumunuz Telekom!
Ulusal havayolumuz THY'nin de bu çerçevenin dışında kalması mümkün değil tabii. Yöneticilik başarısı yurtdışında da kanıtlanmış Cem Kozlu'nun uzun yıllar bu kuruma kol - kanat germiş olmasına rağmen...
Ben sadık bir THY müşterisiyim. Kozlu'nun eli değdiğinden bu yana THY ile uçarken kendimi güven içinde hissederim. Hatta toplu bilet alımlarında nadiren de olsa bir başka havayoluyla uçmam gerektiğinde o geziye tedirgin çıkarım. Hangi mesafede önüme ne tür bir ikram konacağını da aşağı yukarı bilirim.
İç hat uçuşlarında, arka yüzünde reklam aldıkları karton ambalaj kutulardaki sandviç - topkek ikilisinden yıllar boyu neden bıkıp usanmadıklarını epeydir merak ediyordum! Ekonomik krizlerin ardından tüm kurumlarda, üretim ya da hizmetin tüm aşamalarında maliyetler teker teker gözden geçirilirken, THY'de bir saatlik uçuşta daha ekonomik bir ikram pekala mümkün olabilir diye düşünüyordum... Ki hafta başında İstanbul'dan Antalya'ya uçarken karşıma kutusuz, Topkek ya da kurabiyesiz, tost ekmeğine yapılıp şeffaf naylona sarılmış, lezzetli küçük bir üçgen sandviç çıktı. Kahvenin de ambalajlı kreması falan yoktu, isteyene büyük kutu sütünden koyuyorlardı.
THY yönetimine sordum, bazı hatlarda deneme olarak uygulanıyormuş. Umarım kabul görür ve yaygınlaşır. Hatta ABD'de ve Almanya'da kısa mesafeli bazı iç hat seferlerinde olduğu gibi çok daha ucuz ve basit bir ikram bile düşünülebilir. Örneğin uçağa giriş kapısının hemen önündeki bekleme salonunda dileyen yolcunun ücretsiz alabileceği sandviç ya da meyveler, ya da uçakta küçücük poşetlerde verilen krakerler...