Schröder'le samimiyeti ilerletiyorum!

8 yıl eyalet (Aşağı Saksonya) başbakanlığı, ardından 7 yıl başbakanlık yapmış dünya çapında bir politikacıyla, üstelik kendi ana dilinde sohbet edebilmek, müthiş keyif verici. Lafa aynı dönemde iktidarda oldukları Bill Clinton ya da Tony Blair ile özel anılarıyla başlayıp, evlat edindikleri 14 aylık Rus bebeğin sabahın 3'ünde "Baba benimle oyna" diye tutturmasıyla devam edebiliyorsunuz. Kalite Derneği KalDer'in, Türk Sanayici ve İşadamları Derneği TÜSİAD'la birlikte düzenlediği 15. Kalite Kongresi'nin özel oturumunda dün sabah, Almanya eski Şansölyesi Gerhard Schröder'le 1.5 saat birlikte olduk. Ardından da KalDer Başkanı Çetin Nuhoğlu'nun ev sahipliğinde çok dar kapsamlı (10 kişilik) bir yemekte Şansölye Schröder'le daldan dala sohbet etme fırsatı bulduk. Ya da Schröder'in "Berlusconi ile Prodi'yi bir büyük koalisyonda düşünemiyorum" diye başladığı bir cümle, 4 eşi olduğunu iftiharla söyleyen bir Arap ülkesi kralına verdiği "Benim de 4 eşim var" yanıtıyla noktalanabiliyor. Yalan da değil. Schröder 4 kez evlenmiş. "Artık tamam, son eşimin daha önceki evliliğinden 16 yaşındaki Amerikan pasaportlu kızımız ve son 5 yılda evlat edindiğimiz 2 Rus çocuğumuzla, 5 kişilik çok enternasyonal bir aile olarak hayatımızdan memnunuz" diyor. 4 eşli, 3 çocuklu Amerika'nın Irak'ı işgaline baştan beri şiddetle karşı çıkan Schröder, bugün haklı çıkmış olmanın keyfini yaşıyor:"ABD için acil olarak Irak'tan çıkış stratejisi gerek. Tony'nin bu işi bu kadar çabuk kavrayacağını beklemiyordum. Ancak bundan sonra iyi niyetle de olsa ne yapsalar kötü sonuç verecek. Yunan trajedilerinde böyledir; ne yaparsanız yapın, yanlış olur. Kalsalar da, gitseler de yanlış olacak..."Schröder'in, Demokratların galip çıktığı son Amerikan seçim sonuçlarıyla ilgili değerlendirmesini de mutlaka sizlerle paylaşmalıyım:"Amerikan halkı hâlâ 'Biz tek başımıza her savaşı kazanabiliriz' diye düşünüyor. Ama nihayet 'Barışı kazanabilmemiz için başka ortaklara ve ittifaklara da ihtiyacımız var' deme noktasına gelebildi!" Barışı kazanabilmek Schröder'le geçirdiğimiz 3 saatin Lütfi Kırdar'ın 2100 kişilik salonundaki ilk bölümünde ise Alman disiplininin "üstün kalitesi"nin keyfine vardık. Şansölye bütün sorulara hiç kaytarmadan ve lafı uzatmadan, kısa-net yanıtlar verdi. İftiharla ifade etmeliyim ki katılımcıların soru sormaktaki performansı ve ufkunun genişliği de müthişti. AB ve Kıbrıs konusu defalarca, evire-çevire soruldu. Tabii ki Fransız Temsilciler Meclisi'nde kabul edilen soykırım tasarısı da gündeme getirildi; üstelik "Sakın Fransa'nın iç meselesidir diyerek tek cümleyle geçiştirmeyin" diye bir not da düşülerek...Almanya'daki 3. jenerasyon Türkler için, yeni uygulanmaya başlayan entegrasyon politikası hakkında ne düşünüyordu?Küresel ekonomi, sosyal demokrasiyi ne yönde dönüştürüyordu?Kalite çalışmaları, şirketlerle sınırlı kalmayıp, dünya barışına da katkıda bulunabilir miydi?Türkiye'de sosyal demokratlar için aranan lider Schröder olabilir miydi?Ve daha neler neler! Nuhoğlu'nun şahsında KalDer yönetimine, bizlere bu imkânı sağladığı için teşekkür ederiz. mtamer@milliyet.com.tr Hiç lafı uzatmıyor