Seçim sath-ı mâiline girilmiştir!

AKP hükümeti, 2007 kasımında yapılacak genel seçimler için, Türkiye'yi bugünden seçim sath-ı mâiline sokmuştur. Cumartesi sabahı Hakan Çelik ve Oylum Talu'nun Habertürk'teki Weekend programında, Osman Ulagay'la birlikte ekonomideki son gelişmelerin teker teker üzerinden geçerken bu kanaatim iyice güçlendi. Erken seçimden söz etmiyorum. Zaten nisan 2007'deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce, AKP'nin seçime gideceğine ben baştan beri ihtimal vermemiştim. Sadece son haftadan birkaç örnek: Başbakan önce TV'lerden her fırsatta Merkez Bankası'na, eşi başörtülü başkanı "Bal gibi atarım" diye meydan okudu. Ardından geçen çarşamba İSO'da, İstanbullu sanayicilere "Bi teşekkür yok be!" ya da "Beceriksizler" diye hitap ederken hayretler içinde bizzat dinledim. Pazar günü TV'lerde Deniz Baykal'a "Merkez Bankası'na filancayı getir diyor. Sen aklını kendine sakla. Sen önce partini yönet," derken yüz ifadesini görünce kuşkum kalmadı.Artık önümüzdeki 1,5 yılı, Başbakan Erdoğan'ın son dönemde giderek dozu artan Kasımpaşalı üslubuyla yaşayacağız. İlaveten Başbakan'ın, kendisine danışmadan tek karar alamadığı Kemal Abisi'nin (Unakıtan) de TV'lerde bundan böyle bol bol "ulan"lar "be"ler serpiştirilmiş konuşmalarını duyacağız. Zira gerek Erdoğan gerekse Unakıtan, vatandaşın bu üslubu beğendiğinden eminler; halkın günlük yaşamında zaten böyle konuştuğunu düşünüyorlar. Bu ikili ilerde eminim, siyasi literatürümüze "argoya katkıları" ile de geçecekler. Bi teşekkür be! Seçim sath-ı mâiline girildiğinin tek göstergesi, Erdoğan ve Unakıtan'ın üslupları değil tabii. IMF Başkanı Rodrigo Rato'nun sert uyarısı da aynı yönde bir başka işaret. İktidara geldiğinden beri IMF programından sapmamaya özen gösteren, hatta başlangıçta halka bunu "Biz zaten IMF'nin kurucu üyesiyiz" diye komik bir mantıkla izah eden Erdoğan, artık IMF konusunda pek hassas değil. Hatta seçimler yaklaşırken IMF ile karşılıklı kılıçlar çekilse, vatandaşın gözünde kahraman bile olabilir! Ne dedi Rato: "Türkiye, makroekonomik kredibilitesini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Yüksek kamu borcu nedeniyle Türkiye'nin kırılganlığı hâlâ sürdüğü halde, vergileri indirmek ve harcamaları artırmak, kamu borcunu düşürmenin yolu değildir!" Tekstilde KDV'nin % 18'den % 8'e çekilmesi ve memurlara ek zam konusunda daha önce IMF temsilcilerinden de "programdan sapma olduğu" uyarısı gelmişti. Önümüzdeki günlerde turizmciye ve ihracatçıya da "hediye paketleri" var. Ayrıca ortada hâlâ IMF'in ısrarla istediği sosyal güvenlik reformu yok... IMF'siz de olur Devletin her kademesinde liyakat yerine kesin sadakat düsturuyla atamaların kör kör parmağım gözüne şeklinde yapılmak istenmesini, gerek AKP'li milletvekilleri gerekse AKP'li belediyelerle ilgili ardarda çıkan yolsuzluk ve kamu ihaleleriyle ilgili iddiaları da eklersek, 30 yılı aşkın gazetecilik yaşantısında nice seçimler görmüş biri olarak rahatlıkla "sıra vatandaşa geliyor" diyebilirim.Oylar alınıp seçim kazanıldıktan sonra unutulan vatandaş, ancak yeni seçim öncesinde "hatırlanır." Yolları yapılır, kesenin ağzı açılır. Giderek yoksullaşan halkımız için yeni bir umut dönemi de böylece başlamış olur. Yarın bu konuya devam edeceğiz. mtamer@milliyet.com.tr Sıra vatandaşta