Şeffaflık Derneği: ‘Şirketleri patron ve müdürler soyuyor’

‘Gelişmekte olan ülkelerde politikacı ve bürokratlara verilen yıllık rüşvet miktarı 40 milyar dolara ulaştı’

Transparency International (Uluslararası Şeffaflık Derneği) adını ilk kez 10 yıl kadar önce Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda duymuştum.
1993’te Berlin’de kurulan derneğin kurucusu ve Başkanı Peter Eigen, mutlaka birkaç oturumda konuşmacı olur, 2001’den bu yana her yıl yayınladıkları Dünya Yolsuzluk Raporu, Davos’ta ayrıntılarıyla anlatılır.
Geçen yılki büyük küresel krize kadar yolsuzluk dendiğinde genelde özel sektörden kamuya aktarılan kaynaklar üzerinde durulmuş ve özel sektörün kamuya verdiği rüşvetler mercek altına alınmıştı:
Mesela 2006 raporunda sağlık sektörü, bir diğerinde enerji, bir başka yıl doğal kaynaklar, geçen yıl su konusu masaya yatırılmıştı. Bu yıl ise radikal bir kararla ilk kez özel sektör tümüyle masaya yatırıldı ve ortaya son derecede çarpıcı sonuçlar çıktı.

İlk kez Türkiye’de
Benim açımdan işin en hoş yanı ise, 90’ı aşkın ülkede şubesi olan Transparency International’ın Türkiye şubesinin de geçen yıl kurulmuş olması ve Yolsuzluk Raporu’nu ilk kez ocak ayındaki Davos toplantısını beklemeden Türkiye’de, türkçe dinleyebilmek oldu.
Dernek Başkanı Oya Çetinkaya’nın açış konuşmasının ardından Başkan Yardımcısı ve PricewaterhouseCoopers’ın ortaklarından Zeki Gündüz, 2009 Küresel Yolsuzluk Raporu’yla ilgili, Davos’takilerden çok daha çarpıcı, mükemmel bir prezantasyon yaptı:

Neden özel sektör?
“Niye bu senenin raporu ilk kez özel sektörü ele aldı? Devletler batar, onlara bir şey olmaz dediğimiz dünya devi şirketler, sapır sapır döküldü. Yine bu krizde gördük ki bazen bir sigorta şirketi, bazen bir banka bir ülkeyi batırabiliyor. Bu yüzden yolsuzluğun arz tarafına odaklandık.
ABD’de büyük kamulaştırmalar yaşandı ve bu süreçte özel sektörün, faaliyetlerini aslında ne kadar denetimsiz bir ortamda yaptığı ayan-beyan görüldü.
Düne kadar hep devletler ve bürokrasi kum torbası görevi görürdü; ama bu kez önemli oyuncuların sadece devlete rüşvet vermekle kalmayıp, kendi evlerinin içini de düzenlemedikleri, patronlar ve yönetim kurulu üyelerinin borsada usulsüz alım-satımları ortaya döküldü.
Özel sektörün birbirleriyle ilişkilerinde de durum farklı değil. Kimler büyük ölçüde alım-satım yapıyorlarsa, artık inceltilmiş haliyle ‘komisyon’ vermeden işler yürütülmüyor.”

En büyük 200 şirkette de...
Ve rapordan birkaç çarpıcı başlık:
- Sadece gelişmekte olan ve geçiş ekonomilerinde politikacıların ve bürokratların aldıkları yıllık rüşvet miktarı, 20-40 milyar dolar seviyelerine ulaşmıştır.
- Dünya ölçeğinde her 3 şirketten 1’inde zimmet, her 10 şirketten 1’inde muhasebe dolandırıcılığı var. Şirketler, çalışanları tarafından soyuluyor. Soyanlar da alt seviyedekiler değil; patronlar, üst ve orta-üst düzey yöneticiler!
- ABD’de şirketlerin % 80’i, kanunların farkında değil.
- Birçok devletin GSYH’sından daha büyük ciroya sahip olan dünyanın en büyük 200 şirketinin % 90’ı, şirket içi etik yönetmeliğine sahip; ancak bunlardan % 50’sinde yönetmelik kâğıt üzerinde kalmış, herhangi bir uygulama yok!