Şirketiniz köpek olsaydı, neye benzerdi?

Geleceği şekillendirme konulu 2 uluslararası toplantı, 2005 yaklaşırken şirketlerdeki yenilenme arayışlarına yol gösterebilir

Bu hafta ise tam tersi! Hafta boyunca sabahın köründen gece yarısına bir toplantıdan diğerine koşuştursam bile, ilgimi çeken konuların ve yurtdışından gelen uzman konuşmacıların ancak bir bölümünü izleyebileceğim maalesef. Bayramların ertesine denk düşen haftalara, son dönemde giderek daha fazla yükleniliyor. Bir kısmı bir sonraki hafta yapılsaydı, fena mı olurdu? Aylarca uğraşıp, dört dörtlük uluslararası organizasyonlar gerçekleştirdikleri halde, medyada gerekli ilgiyi görmediğinden yakınanlara duyurulur! Şeker Bayramı, haftanın ilk 2 iş gününe denk geldi, ama gelin görün ki geçen hafta boyunca İstanbulda dişe dokunur bir konferans, seminer, faaliyet yoktu. Örnek mi istiyorsunuz? Bugün ve yarın Lütfi Kırdarda 13. Ulusal Kalite Kongresi var. Ana başlığı "Geleceği şekillendirmek" Dünyaca ünlü strateji gurusu Japon Dr. Kenichi Ohmae gibi esaslı konuşmacıları da var. Belirsizliğin en belirleyici özellik olduğu günümüzde; geleceği tahmin etmenin en kestirme yolu, önümüzdeki dönemi mümkün olduğunca tasarlayabilmek. Şirketlerde yeni yıla dönük yenilenme arayışlarının had safhaya ulaştığı şu günlerde, çok isabetle seçilmiş bir tema. Ne var ki bugün Swissotelde neredeyse aynı başlıkla 2 günlük bir uluslararası toplantı daha var: Geleceği beklemek ya da yönetmek. Bu toplantıda (MediaCat Forum 2004) tüketici davranışı konusunu dünyada ilk kez gündeme getiren Prof. Dr. Michael Solomon gibi, sadece ikna konusunda ve iknanın bütün dinamikleri üzerinde çalışan psikolog Prof. Dr. Robert Cialdini gibi, kurduğu şirkette intenet teknolojilerine yön veren, ancak kendisi cep telefonu ve otomobil bile kullanmayan Ester Dyson gibi ilginç konuşmacılar var. Geleceği yönetmek Geçenlerde İngiliz Financial Times gazetesinde, şirketlerin yönetim kurulu toplantılarına köpeklerin de alınmasına ilişkin bir haber vardı. Köpeklerin, bulundukları ortamı yumuşattığına dikkat çeken bir grup İngiliz psikolog, kurumun kültürüne ve markaya uygun köpek cinsinin tespit edilerek eğitilmesi halinde, toplantıların daha verimli geçeceğine işaret ediyordu. Geleceği şekillendirme konulu toplantılarda dile getirilir mi bilemiyorum, ancak konuyla ilgileniyorsanız, öncelikle şu soruyu yanıtlamanız gerek: Yönetimdeki köpek! a) Neşeli, dinamik, sık sık havlayan bir tazı mı? b) Kocaman, hayırsever bir Saint Bernard mı? c) Yoksa bezgin ve uyuz bir Labrador mu?Markaya uygun seçilmiş köpek; yönetim toplantılarında tansiyonu düşürücü, diyaloğu teşvik edici ve moral yükseltici rol oynayabilirmiş. Hele köpeği, toplantının en gergin anlarında mutlaka araya girip havlamak konusunda eğitebilirseniz! Eğer şirketiniz köpek olsaydı, ne tür bir köpek olurdu? Dönelim bu haftanın diğer önemli toplantılarına... Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı TESEV, yine aynı günlerde (24 - 25 kasım) İyi Yönetişim ile ilgili çalışmalarını, dar bir grupla paylaşacak. 1) Devlet borcu nasıl oluştu? 2) Yolsuzluk algılama raporları, 3) Devlet sırrı yasa tasarısı gibi birbirinden ilginç konu başlıklarının bulunduğu toplantıyı, bu haftaki yüklü gündem nedeniyle maalesef kaçıracağım. Kamu yönetimi Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Forumu çatısı altında Prof. Ayşe Buğra, Prof. Ahmet İnsel ve Prof. Fikret Adaman tarafından yürütülmekte olan "Çalışma hayatındaki yeni gelişmeler ve sendikaların değişen rolü" konulu araştırmanın değerlendirileceği toplantı neyse ki diğerleriyle örtüşmüyor (26 - 27 kasım). Zira her sektörde fazla kapasitelerin kulaklardan fışkırdığı günümüzde, sendikaların değişen rolünün ne olabileceğini çok merak ediyorum. Hatta sendikaların tamamen işlevsiz kalabilecekleri endişesini bile taşıyorum. mtamer@milliyet.com.tr Sendikaların rolü