"Sultanahmet'imize dokunmayın!"

"Sultanahmet'imize dokunmayın!"

Meral Tamer

Miting düzenlemek için İstanbul'un bir numaralı tarihi mekanından başka yer mi kalmadı? Üstelik de turizm sezonunda... Hollandalı turistleri taşıyan otobüs şoförünün isyanına kulak verin

"Ben bir turizm otobüsü şoförüyüm.
Geçtiğimiz hafta sonu hem cumartesi, hem de pazar günleri Sultanahmet Meydanı'nda düzenlenen mitinglerden şikayetçiyim.
2 gün boyunca bütün tur programımız aksadı. Bizi bırakın, otobüsle gezdirdiğimiz Hollandalı gruba çok yazık oldu. Aksaray'dan Sultanahmet'e, oradan Sirkeci'ye hep yaya gitmek zorunda kaldılar. Üstelik ne Ayasofya'yı ne Kapalıçarşı'yı görebildiler. Topkapı Sarayı için yine tabana kuvvet yürüdüler. Pazartesi sabahı da İstanbul'dan ayrıldık.
Harabeye dönen güzelim parklar, kırılan dallar, bozulan çiçekler de cabası. Büyüklerden ricam, lütfen Sultanahmet'e dokunmasınlar. Hiç olmazsa turizm mevsiminde bu toplantıları başka yerlerde yapsınlar."
Şoför okurumuz İbrahim Karapınar, elyazısıyla yazdığı bu faksı bize Aydın ilimizin Selçuk kasabasından çekmiş. Sözünü ettiği miting mağduru Hollandalı grupla şimdi oradalarmış.
Miting meydanının halini televizyonlarda izledik. O güzelim Sultanahmet meydanında ağaçların kırılması, çiçeklerin ezilmesi gerçekten de çok yazık. Turistlerin çektiği sıkıntının boyutlarını ise kolaylıkla tahmin edebiliyoruz. Okurumuzun yazdıklarının fazlası vardır, eksiği yoktur.
Sahi miting yapmak için İstanbul'un bir numaralı tarihi mekanı Sultanahmet'ten başka yer kalmadı mı?


Ahşap kapı gibi açılıveren Çe-Ka marka kapının TSE belgesi bile var
İzmirli mühendis okurumuz Oğuzhan Dirik, geçtiğimiz aralıkta Çe-Ka firmasının Üçkuyular bayiine 37 milyon lira ödeyerek çelik kapı yaptırdı. Sadece 1 ay sonra çelik kapıyı sanki ahşapmış gibi kolaylıkla açarak eve giren hırsız, ne kadar ziynet eşyası ve para varsa aldı. Okurumuz için gerçekten kötü bir sürprizdi.
Çe-Ka'yı özellikle TSE belgeli olduğu için tercih ettiğini belirten Dirik, "durumu bildirdiğimde kilitleri değiştirmekle yetindiler. Oysa ben, güvenim kalmadığı için kapıyı değiştirmelerini istiyordum. Zaten kullandıkları malzeme iyi olsaydı, hırsız kapıyı açamazdı," diyor.
Okurumuzun bize gönderdiği fotoğraflar, çeliğin alaşımında bir bozukluk olabileceğini düşündürüyor. Çünkü çelik kapının kanadı tuhaf bir biçimde esneyivermiş.
Ancak arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan Çe-Ka'nın işletme müdürü Osman Doklar, hırsızın kimsenin evde olmadığı bir zamanda levyeyle uzun uzun uğraşarak kapının metal kısmını parçalamış olabileceği görüşünü savunduktan sonra, "bizim garantimiz hırsıza karşı değil, biz kapıyı garanti ederiz" dedi. Okurumuza maliyetine yeni bir kapı yapmayı teklif ettiklerni ancak kabul etmediğini de ekledi.
Kapının kilitleri ise Kale marka. Kale Çelik'in Yönetim Kurulu üyesi Sefa Çizer'e okurumuzun bize gönderdiği fotoğrafları yolladık. Fotoğrafları gören Çizer, "çelik kapılarda kilit sistemi 4 turlu olanları tercih ediyoruz. Ancak fotoğraflardan hangi tip kilidimizin kullanıldığını anlayamadık. Ayrıca kapının çelik aksamı kuvvetli olmuş olsa bu şekilde açılmazdı. Çelik kanat esnemiş. Kilidin dili normal ahşap kapı gibi açılmış," açıklamasını yaptı.

Geçenlerde Opel Frontera jeep alan okurumuz Mustafa Emrence'nin, üretici firma Opel'le vergi dairesinin hesabının birbirinin tutmaması yüzünden 38 milyon lira daha fazla taşıt vergisi ödemek zorunda kaldığını yazmıştık. Tabii diğer Frontera sahipleri de aynı durumdaydı ve sonunda Türkiye - Opel çareyi aradaki farkı müşterilerine geri ödemekte bulmuştu.
Şimdi de aynı durum Skoda Felicia Combi GLX'ler için geçerli. İstanbullu okurlarımızdan Oğuz Özel, 1996 nisanında aldığı arabasını satmak istediğinde "eksik vergi ödemişsiniz" suçlamasıyla karşılaştı.
Özel'in ruhsatında arabanın ağırlığı 948 kilo olarak yazdığğı halde Maliye Bakanlığı'ndaki kayıtlarda 975 kilo görünüyordu. Aradaki fark faizleriyle birlikte 72 milyon 810 bin liraydı.
Özel önce Yüce Auto'yu aradı. Ancak kendisine yardımcı olmak yerine, "vergiyi arabayı satın alacak kişi ödesin. Sonra da bize başvursun. Biz herkes adına dava açacağız," gibi bir yanıt verdiler.
Okurumuz bize başvurduğunda doğal olarak arabayı satamamıştı. "Bu şartlarla kim alır ki?" diyordu.
Arkadaşımız Nuray Köroğlu'nun sorularını yanıtlayan Yüce Auto Genel Müdürü Hasan Öztermiyeci'nin verdiği bilgiye göre, açılan davalar araba sahipleri lehine sonuçlanmaya başlamış. Öztermiyeci, "Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, ağırlığını kabul ediyor. Ruhsata da bu rakam yazılıyor zaten. Sorun Maliye'de. Avrupa'daki Katalog Der Automobil Revue adlı derginin açıklamış olduğu sınır ağırlığı baz alıyor ve buna göre de 975 kg üzerinden vergi ödenmesi istiyor," dedi.
Bu arada Yüce Auto'nun çabalarıyla Maliye Bakanlığı'nın esas aldığı Der Automobil Revue dergisinin 1997 katalogunda Skoda Felicia Combi'lerin net ağırlığı 948 kilo olarak düzeltilmiş. Yeni katalog Maliye Bakanlığı'na da gönderilmiş. Umarız bakanlık listeleri kısa sürade düzeltir.
Zaten Yüce Auto'nun müşterileri adına açtığı davalar, müşteri lehine sonuçlanıyor ve Skoda sahipleri fazladan ödedikleri parayı geri alıyorlar.

Ericsson bayii Yusuf Saraç'ın bir müşterisine sattığı telefonun şarjında arıza çıktı. Telefonu satalı henüz 1 ay olduğu için, ücretsiz yapılacağını düşünerek yetkili servis Denba Telecom'a gönderdi. Ama arızanın üretim dışı olduğu gerekçesiyle telefonun ücret karşılığı onarılacağını öğrendi.
Müşterisine karşı mahçup olmamak için 4 milyon lirayı kendisi ödemeye karar verdi. Bunun için işini gücünü bırakıp servise gitmesi ve bir sürü belge imzalaması gerekti. Ancak şartları okuyunca kendisini sanki bir servis formunu değil de, kendi deyimiyle idam formunu imzalamış gibi hissetti.
İfdadelerdeki garipliği anlatırken "öyle maddeler var ki, cihazı başkalarına açtırdığınızı peşinen kabul ediyorsunuz ve tamirat sırasında çıkacak sorunları da üstleniyorsunuz," diyor.
Gerçekten de ilgili maddede, "elektronik devreler üzerinde yetkisiz kişilerce müdahalelerde bulunulduğu ve parça bile değiştirilse sorunun giderilemeyeceği, hatta cihazın garantiden çıktığı şeklinde ifadeler yeralıyor. Tuhaf olan servise gelen her cihaz için bu belgenin imzalatılması.
Arkadaşımız Nuray Köroğlu'nun sorularını yanıtlayan Ericsson'un merkez servisinden Zafer Şen ise bu ifadenin servis hizmetlerine başlanıldığı dönemde Denba Telecom tarafından konulduğunu ve değiştirileceğini söyledi.
Çalışmaların yeni tamamladığını söyleyen Şen, okurumuzun telefonu için de, "bu telefon gerçekten açılmış ve dışarıdan müdahale edilmişti," dedi.
Şen'in verdiği bilgiye göre yeni formlarda "telefon açılmıştır" ibaresi, "eğer telefon açılmışsa" şeklinde düzeltilecekmiş.