Suudi Prens: ‘Demokrasi Viagra değildir’

Davos’tan kalanlar (2)

Arap Baharı 2011 ocak ayı sonunda tam da biz Davos’tayken başlamış, umutlar demokrasi adına tavan yapmıştı. Bu yıl Arap Baharı’nın 2. yıldönümünde ise Davos’ta Arap dünyası için maalesef zorlukların ve kaygıların tavan yaptığına tanık olduk.
Ürdün Kralı Abdullah, Suudi Arabistan Kralı’nı temsilen her yıl Davos’a gelen Prens Turki El Faysal El Suud, Mısır Başbakanı Muhammed Kandil, Lübnan Başbakanı Necib Mikati, Filistin Başbakanı Selam Fayyad, Libya Başbakanı Ali Zeydan, Fas Hükümet Başkanı Abdelilah Benkirane, Kuveyt Merkez Bankası Başkanı İbrahim Dabdub, Bahreyn Ulaştırma Bakanı ve Ekonomik Kalkınma Konseyi Başkanı Kemal Bin Ahmet Muhammed...

Rüyadan kâbusa mı?
Yukarıda adlarını saydığım Ortadoğulu liderleri, Davos’ta değişik oturumlarda 3’lü, 4’lü gruplar halinde dinleme imkânım oldu. Arap dünyasında bugünkü halet-i ruhiyeyi belki de en iyi özetleyen, Tunus’ta Arap Baharı’nın ardından kurulan ilk hükümette Çalışma Bakanlığı yapmış olan Mustafa Nabli’nin şu sözleriydi:
“2 yıl önce yine bu salonda bir rüya görmüştük, tıpkı gökyüzü gibi uçsuz-bucaksız, sınırları olmayan bir rüyaydı. Şimdi bu rüyanın kâbusa dönüşmesinden endişe ediyorum. Halkın beklentileri çok yüksek. İş istiyorlar, daha iyi yaşamak istiyorlar, demokratik katılım istiyorlar ve hepsini hemen şimdi istiyorlar!”
Mısır, Libya, Fas, Tunus, Kuveyt ve Bahreyn’den en yetkili isimleri dinlerken yüreğim daraldı. Nüfusun % 60’ı 24 yaşın altında, gençlerde işsizlik had safhada. Petrolü olmayan ülkeler, petrol zengini komşularından maddi yardım bekliyor. Suudi Arabistan gibi yardım yapan ülkeler ise verdikleri paraların ihtiyaç sahiplerine ulaşmayıp çarçur edildiğinden yakınıyor.
Bu arada bir kısım Ortadoğu ülkesinin Arap Marshall Planı oluşturulması önerisine, petrol zengini ülkelerden şiddetli itirazlar geliyor. Geçen hafta Suudi Arabistan’da toplanan Arap Zirvesi’nde, Araplararası Serbest Ticaret Bölgesi kurulması karara bağlanmıştı. Ancak eski düzenin yıkıldığı ülkelerin acelesi var, zira sokaktaki vatandaş 2-3 yıl önceki yaşantılarını arar hale gelmiş durumda.

Suudilere kadın kotası
Buna karşılık Ortadoğu’da hiç beklenmedik olumlu gelişmeler de var. Örneğin Filistin Başbakanı Selam Fayyad’la İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, Davos’ta yemekli bir toplantıda aynı masada ve yan yana oturdular. Rüyada görseniz hayra yormazsınız!
Bir başka oturumda ise öğrendik ki Suudi Arabistan’da bizim Meclis’e denk düşen, ancak oylama yetkisi bulunmayan 120 kişilik ŞURA’da, Kral’ın talimatıyla bundan böyle 30 sandalye kadınlara ayrılacak. Ortadoğu’nun en muhafazakâr ülkesi denilen Suudi Arabistan’da kadın kotası bir anda 0’dan % 25’e yükseliveriyor. Müthiş!

Ve Prens’in isyanı
Arap dünyasıyla ilgili oturumlarda sürekli tekrarlanan bir konu ise Batılıların bölgeye ne zaman demokrasi geleceğiyle ilgili ısrarlı sorularıydı. Suudi Prensi Turki El Faysal El Suud, bölgenin en zengin ülkesi olarak kendilerine dört koldan gelen çok yönlü taleplerden o kadar bunalmış olmalı ki sonunda patladı:
“Buradan, bölgeye demokrasi ne zaman gelecek diye baskı yapan Batılı dostlarıma da seslenmek istiyorum. Bu demokrasi, her geçen gün daha fazla moda olan bir model haline geldi. Arkadaşlar demokrasiyi Viagra gibi görüp, ereksiyon sorunlarının derhal çözülmesine benzer şekilde, ülke sorunlarının da şıp diye çözüleceğini zannediyorlar galiba...”
Son söz: Hiç kimse 15-20 yıldan önce Ortadoğu’da suların durulacağına ve taşların yerine oturacağına ihtimal vermiyor.