Tarhan: ‘Dünya hamile; dijital dönem kapandı’

Fütüristler Derneği’ni, Kurucu Başkanı Alphan Manas sayesinde tanımıştık. Dernek 2005’te, aralarında Faruk Eczacıbaşı, Prof. Dr. İbrahim Kavrakoğlu, Jan Nahum ve Uğur Yüce gibi, geleceği şekillendirmeye kafa yoran bir avuç insan tarafından kurulmuştu.
Bu yılın başında bir hemcinsimiz, Ufuk Tarhan dernekte bayrağı devraldı. Bu durum, adı “Fütüristler” olan bir derneğe pek yakıştı; hatta sadece “yakışmakla” kalmadı, bir “uzgörü” örneği de oldu. Biliyorsunuz uzgörü, fütüristlerin en sevdiği 3-5 kavramdan biri: “Uzak, uzman ve uzlaşmacı görüş” anlamına geliyor.
Şimdiye kadar geleceği erken okuyan, geleceği tahmin edip buna göre pozisyon alanlar başarılı olur deniyordu. Bu tarife, “Geleceğin karşısında edilgen bir konumdaymışız gibi peşin bir kabul var” diye itiraz eden fütüristler, uzgörüyle geleceğin tasarlanabileceğini söylüyorlar.

Başlama vuruşu 3G’dirTarhan: ‘Dünya hamile; dijital dönem kapandı’
Ufuk Tarhan’la biraraya geldiğimizde bunları biliyordum, ama “dünyanın hamile” olduğundan, “4. dalga üzerinde sörf yaptığımızdan” ya da “dijital devrimi kapattığımızdan” haberim yoktu doğrusu. “İleride en çok ölüm sebebinin psikolojik olacağını” da düşünmemiştim; ama galiba en aklıma yatan bu “ölüm sebebi” meselesi oldu.
Tarhan’a göre içinde bulunduğumuz süreç, “küresel kriz” değil; “insanlığın 4. büyük evrime geçişinin sancılarını yaşıyoruz.” Günümüzde insanların gelecek algısı, genellikle çok olumsuz. İnsanlar daha çok negatif duygularla yüklü; ama aslında bambaşka bir durum söz konusuymuş.
Tarım, sanayi ve bilgi çağından sonra şimdi de sibernasyon çağına geçtiğimizi vurgulayan Ufuk Hanım özetle diyor ki:
“Geçtiğimiz 20 yılda internet ve GSM, hayatımızı tümüyle değiştirdi. Bu kez de sibernasyon çağında genetik, nanoteknoloji ve uzgörülü bakış açısı, her şeyi dönüştürecek. Kriz sanarak girdiğimiz sibernasyon çağının başlama vuruşu 3G’dir. İnsanlık artık bilgi ve teknolojiyi akıllıca ve iyilik için kullanabilme çağına geçti. Eskiden bilgiye sahip olduğunuzda, güce ve başarıya da sahip oluyordunuz. Bugün bunun pek önemi yok; en azından belirleyici değil. Artık bilgi herkes için çok kolay erişilebilir, değiştirilebilir, çoğaltılabilir, iletilebilir, kopyalanabilir durumda.”

En çoktan en iyiye...
Ufuk Hanım’ın da işaret ettiği gibi bugün gelinen noktada gerçekten de önemli olan bilgi değil, bilgiyle “ne yapılabildiği!” Ve işte tam da bu nedenle ben fütüristler kadar iyimser olamıyorum. Bilgiyle çok iyi şeyler yapılabildiği gibi, çok kötü şeyler yapmak da mümkün: İşte Newyork’taki İkiz Kuleleri yerle bir eden, 5 bine yakın kişinin ölümüne neden olan 11 Eylül! Bilgiyi paylaştıkça çevreyi nasıl her geçen gün tahrip ettiğimiz de ortada.
Tarhan diyor ki:
“Çok para kazanmayı, çok yemeyi, çok giyinmeyi çözdük. Bunları yapabilir hale geldik, ama mutlu değiliz. Bunun bizi bir yere götürmeyeceğini görüyoruz. Artık en çoktan en iyiye geçme (from most to best), bilgiyi en iyi nasıl kullanacağımızı bulma dönemindeyiz. İnsanlarla akıllı sistemlerin (robotların), karar verme sürecine birlikte katıldıkları çağa giriyoruz.”
Bu kadarı beni aşar. Bana sorsanız biz insanlar, robotların da ahlakını bozmayı başarırız!