Temiz toplum olmayı ne kadar istiyoruz?

"Kolay bir eylem olan mesaj göndermeyi teşvik etmeyi başaran yazınızın ardından birdenbire namluyu farklı hedefe yöneltmek yerine miting konusunu başka bir yazıya erteleseydiniz, Sayın Çiçeke daha fazla mesaj gitmesini sağlamış olurdunuz. Şimdi yaşla - kuru bir arada yanacak. Toplum ve birey psikolojisi açısından baktığımda millet, mesaj göndermekle mitinge gitmeyi özdeşleştirip, ikisinden de vazgeçecek diye düşünüyorum." Sağlam, protesto mitinglerine katılmanın; mektupla, faksla veya e - postayla mesaj göndermekten çok daha zahmetli, pahalı ve çok fazla enerji - vakit - cesaret - özveri isteyen bir eylem olduğuna da dikkat çekiyor. Yazılarımı titizlikle takip eden, katkılarını ve yapıcı eleştirilerini esirgemeyen engin birikime sahip okurum İzmirden Mehmet Sağlam, Adalet Bakanı Cemil Çiçeke destek mesajları gönderilmesini teşvik eden yazımı, miting çağrısıyla bitirmeme karşı çıkıyor: Ben ise Adalet Bakanına desteğin dört koldan gösterilmesinden yanayım. Bu desteğin, siyasi kaygılardan uzak ve Çiçekin şahsından çok, halkın temiz toplum için güçlü talebini gösteren bir dayanışma ruhu içinde kartopu gibi büyümesini hayal ediyorum.E - posta, faks ve mektup da gönderelim, ışıklarımızı da yakıp söndürelim, görkemli tek bir miting de düzenleyelim, şu anda aklıma gelmeyen başka eylem türlerini de devreye sokalım. Ve en önemlisi, bunları yaparken çuvaldızı kendimize de batıralım. Her geçen gün temiz toplumun biraz daha uzağına düşen toplumumuzda, kendi günlük hayatımızdaki küçük rüşvet ve kayırmacılıkları da sorgulayalım. Bu arada sevgili Mehmet Sağlam merak etmesin, Adalet Bakanına destek mesajları gitmeye devam ediyor, zira okurlarımız gönderdikleri mesajların bir kopyasını da bana yolluyorlar. Eylem bombardımanı Yolsuzluklara karşı toplumsal bir hareket için düğmeye basılmasını bekleyenlerin sayısı meğer ne kadar da çokmuş. Adlarını burada sayamadığım okurlarımın yoğun ilgisi, bir kırılma noktasına gelindiği konusunda umutlandırıyor beni: Gamze Kaplan: Yazınızda sözünü ettiğiniz Taksim mitingi, şimdiye dek çoktan yapılması gereken bir toplumsal eylemdi. Birgün düzenlenirse, 80li yılların apolitize kuşağına mensup bir mülkiyeli olarak seve seve katılacağımı ifade etmek istedim. Kırılma noktası mı? Mustafa Dinçoğlu: Çok haklısınız. Saçı bitmedik yetimin hakkını yiyenlere karşı tepkimizi ortaya koymadığımız doğru. Ama içimizin yanmadığını kimse söyleyemez. Tepki koymak bir eğitim işi. Yıldırılmış bir toplumuz biz. Devleti efendi bellemişiz. Bir devlet dairesine gidip işini gördürmenin ne kadar sıkıntılı olduğunu herkes bilir. Devlet memurunun sanki bizi bekletmeye, işimizi yokuşa sürmeye hakkı varmış gibi hissederiz. Osmanlıdan gelen alışkanlık - eziklik olsa gerek. Yolsuzlukla mücadelede bir bakanın manevi destek bekleyeceğini hiç düşünmemiştim.Mevlana Başal: Varlık içinde yokluk çeken ülkemizde "İsrafa Son!" mitinginden sonra, temiz toplum yolunda böylesi elzem bir organizasyon ne güzel olur... Yakın çevremi de örgütleyerek katılmayı bir borç bileceğim. Diz boyu kokuştuğu halde, temizlik isteğini büyük çoğunluğuyla ve herkesin duyacağı şekilde haykıramayan bir toplum temiz olamaz zira... Manevi destek ihtiyacı Başbakanlık Müfettişleri Derneği Başkanı R. Bülent Tarhan: Bilinen büyük boyutlu yolsuzluklar dışında, eş - dost kayırmacılığı (nepotizm), siyasi kayırmacılık (patronaj) gibi her türlü iltimasın Adalet Bakanı düzeyindeki bir makam tarafından ilk defa yolsuzluk olarak nitelenmesi, mücadelenin boyutu ve kapsamı hakkında umut vermektedir. Ancak; tam da bu dönemde gündeme getirilen teftiş kurullarının tasfiyesi, yolsuzlukla mücadele alanındaki kimi söylemleri samimiyetle bağdaştırmamızı mümkün kılmıyor.Matematik mühendisi Uluç Altın: Milletçe bu konuda biraz tepkisiz kaldığımız doğrudur. Ama bu tepkisizlik, konuyu artık kanıksadığımızdan değil, bir şey yapılmadığını gördüğümüzdendir. Adalet Bakanı Çiçek, bu durumu açık açık anlatıyor ve destek istiyor. İşte bir oy da benden... mtamer@milliyet.com.tr İlk kez bir bakan