THY küçük Sanem'i nasıl unuttu?

THY küçük Sanem'i nasıl unuttu?

Meral TAMER

Annesi, Paris'e gidecek olan 11 yaşındaki Sanem'i THY görevlilerine emanet etti. Ancak THY küçük yolcuyu çıkış salonunda unuttu. Onu bulduklarında tek başına oturmuş ağlıyordu.

Şahika Evren, 11 yaşındaki kızı Sanem'in Paris'teki babasının yanına tek başına gitmesinin bu kadar sorunlu olabileceğini düşünmemişti. Kızını THY'ye emanet edecek, baba da Paris'te karşılayacaktı. Ama THY, küçük Sanem'i bekleme salonunda unutuverdi.
21 aralık sabahı 6:15 uçağı için erken saatlerde Esenboğa Havalimanı'na gelen Evren, THY standındaki görevliye kızının tek başına uçacağını söyledi ve gerekli işlemlerin yapılmasını istedi. Bir süre bekledikten sonra stand görevlisi yetkili kişinin aşağıdaki yolcu çıkış salonunda bulunduğunu ve pasaport işlemlerini yapıp çocuğu yollamak gerektiğini belirtti.
Ancak pasaport polisi, annesinin Sanem'e çıkışa kadar eşlik etmesine izin vermedi. Evren de kızının uçağa bindiğinden emin olmak için camın önünde beklemeye başladı.
Yolcular tek tek otobüse alındılar, ama Sanem ortada yoktu. Annenin endişelenmeye başladığını gören stand görevlisi, "merak etmeyin, kızınız görevli arkadaşla uçağa en son binecek" diye açıklamada bulundu.
Saat 6:10'u gösterdiğinde Sanem hala gözükmeyince okurumuz pasaport polisine durumu anlattı ve onların eşliğinde salona indi. Gördüğü manzara şuydu: Kızı salonun bir köşesinde tek başına oturmuş ve ağlıyordu!
Sanem'in dediğine göre elinden biletleri almışlar ve beklemesini söyleyip gitmişlerdi. Tabii o arada uçak da gitmişti.
Evren olayın bundan sonraki aşamalarını şöyle anlatıyor:
"Sanem'in unutulduğu anlaşılınca THY yetkilileri panik halinde ve bana göre saçma sapan gerekçeler saymaya başladılar. Elgin Akyüz isimli bir görevli, kızımı 7:00'de İstanbul'a gidecek olan uçağa bindireceğini ve 8:30'daki Paris uçuşuna yetiştireceklerini söyledi. Sonuçta kızım Paris'e uçtu. Ama bu sefer de uçaktan valizi çıkmamış. Bütün bir pazar günü de bu iş için uğraşıldı. Neyse ki ertesi gün kayıp eşya bölümündeki Elif Bana hanımın çabalarıyla valiz İstanbul havalimanında bulundu ve Paris'e gönderildi. Bense daha şimdiden kızımın Türkiye'ye nasıl döneceğini düşünmeye başladım."
Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan THY yetkilileri, Sanem'in unutulmasında ihmali görülen görevlilerin cezalandırılacağını söylediler. Sorunun biraz da yer hizmeti veren görevli sayısının azlığından kaynaklandığını belirten THY yetkilileri, "tabii bu bir mazeret değil. Küçük yolcumuz pasaport kontrolünden geçtikten sonra kendi kendine aşağı inmiş. Aslında bir görevlinin ona eşlik etmesi gerekirdi. Kopukluğun nedeni bu," dediler.
Daha sonra anne Şahika Evren'i arayan yetkililer kendisinden bir kez daha özür dilediler.

"Sayın Meral Tamer,
Bugün Atatürk Hava Limanı'ndaki çekiciler konusundaki yazınızı okuduğum zaman, birşeyler eklemekten kendimi alıkoyamadım.
Bir süre önce yolcu karşılamak için dış hatlar terminaline gitmiştim. Otomobilimi terminalin hemen içine, park edilmiş arabalarla dolu olan, ama aslında park edilmesi yasak olan yere bıraktım ve sürekli içeri girip - çıkarak beklemeye başladım. Bir yandan da polisi gözlüyordum.
Bir anda otomobilimin ortadan kaybolduğunu farkettim. Uzun arayıp sormalardan sonra park yerini öğrendim ve gidip aracımı almak istedim. Son derece nazik bir tavırla tarifeyi gösterdiler ve fatura karşılığında çekme ücretini tahsil ettiler. Cezamı da ödemek istediğim için polisin nerede olduğunu sordum. Bunun üzerine polisin olmadığını, zaten benden ceza filan da istemediklerini belirttiler.
Trafik polisi, trafiği engelleyen araçları en az zarar vermek koşuluyla ve kendi nezareti altında uygun bir yere çektirme yetkisine sahiptir. Ancak havalimanındaki o meşhur otoparkın yetkilileri, bu yetkiyi trafik polisi adına kullanmaktadırlar.
Hangi gerekçeyle olursa olsun, park edilmesi yasak bir yere park eden araç sahibine ceza uygulanmasına karşı değilim. Ancak bu kuralın bir otopark sahibine para kazandırmak amacıyla kullanılmasını kabul edemiyorum.
İsterseniz bir araştırın bakalım!
* O otopark her gün kaç araçtan çekme ücreti tahsil ediyor?
* Ayrıca trafik polisi bu araçların kaç tanesine ceza kesiyor?
Bu 2 sorunun cevabını bulabilirseniz, her şey ortaya çıkar."
İstanbullu okurumuz Engin Tarhan'ın elektronik postayla gönderdiği bu mektup, gerçekleri tüm çıplaklığıyla sergiliyor. Ulaştırma Bakanı Necdet Menzir başta olmak üzere yetkileleri uyarıp harekete geçirmesi gereken bu mektuba benim ekleyeceğim bir şey yok. Zaten ben dikkat çekmek istediğim noktalara, bundan önceki 2 yazıda değinmiştim.
Havaalanı gibi tekel konumunda hizmet veren bir yerin başıboş bırakılmaması gerekir. Hele bu havaalanı, Türkiye'nin dünya ile bağlantısını sağlıyorsa...

"İslim üzerinde telefon kullanmak" başlıklı yazımız üzerine harekete geçen Türk Telekom, abonelerin tepkisini çeken avans uygulamasına son verdi.

27 kasım günkü köşemizde okurlarımızdan Deniz Akar'ın Türk Telekom'un avans uygulamasına duyduğu tepkiyi dile getirmiştik.
6 yıl İngiltere'de yaşadıktan sonra Türkiye'ye dönüp bir şirket kuran Akar, bir yandan bürokratik engellerle boğuşurken bir de Türk Telekom'dan "20 milyon lira sınırını aştınız. 24 saat içinde borcunuzu yatırın, yoksa telefonunuzu keseriz" yollu garip bir telefon almış ve o günkü randevuları nedeniyle parayı yatıramadığı için de gerçekten telefonu kesilivermişti.
Okurumuz bir yandan telefonunu yeniden açtırmak için uğraşırken bir yandan da bizi arayarak. "faturam bile gelmeden benden nasıl borcumu yatırmamı beklerler? Bu iş için yarım günümüzü harcamamızı nasıl isterler?" diye soruyordu.
Okurumuzun bu tepkisi işe yaradı. Türk Telekom, bir yıldır uyguladığı avans sistemini, daha doğrusu "ara faturalandırma" uygulamasını kaldırdı. Başka bir deyişle artık hiçbir aboneye ayın ortasından aranıp, "görüşme sınırını aştınız, bir gün içinde borcunuzu yatırın" denmeyecek.
Haberin köşemizde çıkmasından sonra yazılı bir açıklama gönderen Türk Telekom yetkilileri, kayıpları en aza indirgemek amacıyla başlatılan bu uygulamaya son verdiklerini belirtiyorlar. Genel Müdür yardımcısı Mustafa Horata imzalı açıklamada özetle şöyle deniliyor:
"Geçmiş dönemlerde yapılan görüşmeler esas alınarak abonelerden avans alınması, ilgili yönetmeliklere göre mümkün olduğu halde, abonelerin mağdur edilmemesi için avans alma yoluna gidilmeyerek ara fatura çıkarılması uygulanmıştır.
Şirketimizin gelir kaybını önlemek ve aboneleri korumak amacıyla kontürler bilgisayar kontrolü altına alınmakta ve aylık ortalamalarını kısa sürede aşan aboneler telefonla bilgilendirilerek ara fatura düzenlenmektedir.
Uygulamanın abonelerin de yararına olacağı düşünülmüştür. Ancak abonelerden gelen şikayetler üzerine uygulamaya son verilmiştir."
Abonelerin bu konudaki tepkilerine kulak verip duyarlı davrandığı için Türk Telekom'a teşkkür ediyoruz.

Devremülk satışlarında bazen tapuyu almak bile sorun olabiliyor.
1995 nisanında Pan Club'ın Bodrum'daki tesislerinden bir devremülk satın alan Leyla Yelence 7400 mark ödemiş. Pan Club'a bir kuruş borcu bile yok. Onlardan tek istediği ise tapusunun bir an önce kendisine verilmesi. Ancak aradan geçen 2.5 yıla rağmen kendisi için son derece önemli olan bu belgeyi bir türlü alamamış.
Yelence tapu için o kadar o kadar çok uğraşmış ki, sırf bu yüzden devremülkten bile soğuduğunu söylüyor. Duygularını "tapu elimde olmadığı için kendimi boş yere para ödemiş gibi hissediyorum. Eğer vermeyeceklerse satışı iptal etsinler," diye açıklıyor.
Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan Pan Club'ın Genel Müdürü Fikret Süngü'ye göreyse sorun tamamen Bodrum tapu dairesindeki yığılmadan kaynaklanıyor. Süngü tabii ki satışı iptal etmeye hiçbir şekilde yanaşmadı. Buna karşılık, "merak etmesin tapusunu birkaç gün içinde alır," dedi. Ancak bu vaadin üzerinden de yaklaşık 1 ay geçtiği halde tapu hala ortada yok.


Yazara EmailM.Tamer@milliyet.com.tr