Treni hızlandıran zihniyet, nükleer santral yaparsa...

Nükleer santralımız henüz yok, ama nükleer demiryolumuz(!) maalesef oldu. Tanrı Türkü nükleer havayolundan korusun!

TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman, eskimiş rayları onarıp üzerinden hızlı treni geçirmenin, Ankara Garındaki makamında banyoyu onartıp jakuzi yaptırmaya benzemediğini acaba ne zaman öğrenecek? Sen "Hız, rayların geometrisini ve fiziksel yapısını bozar. Bozulan raylar, normal hızda giden treni bile yoldan çıkarır" diye yırtınan uzmanlara kulaklarını tıka. Hızlandırılmış trene ısrarla karşı çıkan Prof. Dr. Aydın Ereli kastederek "Onun keyfi için treni durdurmam" de! Geliyorum diye bas bas bağıran facia 3 gün sonra gerçekleşince de Şark mantığıyla, "Allah tarafından oldu" deyip işi Tanrıya havale et. (Büyük depremin ertesinde dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de imar rezaletlerini göz ardı edip "Takdir - i İlahi" dememiş miydi? Peki, ya Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırımın Vatanın Genel Yayın Yönetmeni Tayfun Devecioğluna, "Biz gereken önlemleri aldık. Herkes gönül rahatlığıyla bu hattı kullanabilir" demesinden 5 saat sonra cinayet gibi kazanın meydana gelmesine ne demeli?Vatandaki yazılarını her zaman ilgiyle okuduğum dostum Metin Münir, dün e - postama anlamlı, kısacık bir mesaj atmış: "Nükleer santralımız yok, ama nükleer demiryolumuz var!" Yakında nükleer havayolumuz da olursa fazla şaşırmayacağım. Nükleer demiryolu Şahsen ben, bu hızlandırılmış tren katliamından sonra THYnin RJ tipi uçaklarına katiyen binmem. Düne kadar şöyle düşünebilirdim: Yakıt tanklarında paslanma var diye RJlerin uçuşlarını yasaklamışlardı, rötarlar artınca onarıp yeniden hizmete koydular. Bugün ise "Rötarlar artınca, riski yüksek olduğu halde kamuoyunu susturmak için de RJleri yeniden sefere koymuş olabilirler" diye düşünüyorum.1999daki Körfez Depreminin ertesinde sorumluları ararken "Balık baştan kokar" diye yazınca, dönemin Cumhurbaşkanı Demirele hakaretten 16 ay hapis cezası (paraya çevrilemeyen) yemiştim. Demoklesin Kılıcı gibi daha 2.5 yıl tepemde sallanacak olan cezaya rağmen (tekrarı halinde 2 cezayı birden çekmek üzere hapsi boylayabilirim) bu örnekte de "Balık baştan kokar" demeden edemeyeceğim.Başbakan Tayyip Erdoğanın çok güçlü bir lider olduğunu, TCDDye de THYye de atamaların kendisi tarafından yapıldığını (Belediye Başkanlığı sırasında birlikte çalıştığı arkadaşlarını getirdiğini) biliyoruz. Hızlandırılmış tren ya da nükleer santral inşası gibi önemli kararlarda son sözü kendisinin söylemesi de son derecede doğal.Tren faciasının acısı henüz yüreklerimizde tazeyken, Sayın Başbakana nükleer santrallarla ilgili şu soruyu özellikle yöneltmek istiyorum: "Gelişmiş dünyanın riski yüksek ve pahalı diye 25 yıl önce vazgeçtiği, Soğuk Savaş yıllarının nükleer teknolojisine biz neden tamah ediyoruz?" Ve o imrendiğimiz gelişmiş ülkelerde bile nükleer santrallarda neler olabildiğine 3 küçük örnek vermek istiyorum: 1999da Japonyadaki bir nükleer santralda işçiler, kazana 2.4 kilo uranyum yerine 16 kilo uranyum atarak ciddi bir nükleer kazaya neden olmuşlardı.Kanadanın nükleer santral inşa ettiği yıllarda işçiler, içtikleri biraların kutularını inşa halindeki ana reaktörün borularına attıkları için, projenin pek çok bölümü yeniden yapılmıştı.Almanyadaki nükleer santrallarda çalışan Türk işçiler, santral içinde sağlık açısından insanın çok az girip çıkması gereken bölümlerde kıvrılıp uyurken yakalanmışlardı. Trafikte sürekli kural çiğneyen, ya cinayet işleme ya da intihar etme psikolojisi içinde araba kullanan bir milletle, treni hızlandırarak hızlı trene geçme fiyakası atan bir zihniyete sahip hükümetin bir araya geldiği bir ülkede; riski yüksek, atıkları yüzyıllar boyu zehir saçacak geri teknolojili nükleer santrallarla ne mucizeler (pardon ne felaketler) yaratılabileceğini düşünebiliyor musunuz? mtamer@milliyet.com.tr Artık RJlere binmem