Türkiye Davos’un Cinsiyet Uçurumu Raporu’nda neden hep en altta kalacak?

Her bayramda olduğu gibi bu bayramı da evimizde, İstanbul’un sükûnetinin keyfini çıkartarak geçiriyoruz. Hava da harika. Levent’in in-cin top oynayan sokaklarında yürüyüş yaparken değil insanlara, kedilere bile rastlanmıyor.
Önceki akşam Kandilli’deki bir arkadaşımıza gittik; yol sadece 12 dakika sürdü. Kemer Country’den gelenlerinki de farklı değildi: 21 dakika. Ben de ulaşımdan kazandığım zamanı, Dünya Ekonomik Forumu DEF’in hafta içinde yayınlanan 2012 Cinsiyet Uçurumu Raporu’nun ıcığını-cıcığını çıkartmaya harcadım!

Fatma Şahin uğraşıyor, ama...
DEF’in bu raporu 2006’dan beri yayınlanıyor ve biz bir avuç Türk kadını her yıl Davos’taki yetkililerden, bu durumun nasıl düzelebileceğinin yollarını öğrenmeye çalışıyoruz. Hatta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Fatma Şahin de bu işe baş koydu; ocak ayındaki son Davos toplantısına sırf bu nedenle katıldı ve Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı ile birlikte dar kapsamlı atölye çalışmalarında Türkiye’nin durumu masaya yatırıldı.
İlköğretimde kızların okullaşmasında aldığımız mesafe, ömür beklentisindeki çarpıcı artış, sağlık hizmetlerindeki düzelme derken açıkçası biraz umutlanmıştık, ama açıklanan bu son raporda da maalesef değişen hiç birşey yok. Biz 135 ülke arasında 124. sıradayız ve hâlâ, dünyada cinsiyet uçurumunun en fazla olduğu ülkelerin başında geliyoruz.

Ekonomide sondan altıncı
DEF Raporu’nda kadının durumu 7 yıldır hep 4 kategoride 14 alt başlıkta değerlendiriliyor.
* İlk kategori, kadınların ekonomik hayata katılımı ve fırsat eşitliği. Türkiye’nin her zaman en vahim durumda olduğu ve bizi sıralamada en aşağılara çeken de bu. İşgücüne katılım, ücret, gelir, kamuda ve özel sektörde yönetici gibi 5 alt başlığı olan bu kategoride 129. sıradayız. Bizden daha kötü durumda olan 6 ülke sırasıyla İran, Cezayir, Yemen, Suudi Arabistan, Pakistan ve Suriye. Hepsinin müslüman ülke olması da herhalde tesadüf değil.
* 2. kategori olan eğitimde 108. sıradayız. Alt başlıklarda en kötü olduğumuz alan ortaöğretimde kız çocuklarının okullaşması (111.), ama bu bölümün alt başlıkları arasında uçurumlar yok.

Sağlıkta bayağı iyiyiz
* Gelelim 3. kategori olan sağlık ve ömür beklentisine... Türkiye’de sağlık hizmetlerinin AKP döneminde halka açılmasını DEF Raporu’nda da açıkça görebiliyoruz. Rapor ilk yayınlandığında 105 ülke arasında 85. sıradayken, şimdi 135 ülke arasında 62. sıradayız. Ciddi bir ilerleme kaydetmişiz. Ömür beklentisinde son 7 yılda 92. sıradan 72. sıraya yükselmişiz. Doğumda anne-bebek ölümlerinde ise hep 1. sıradaymışız. (Sizi yanıltmasın, 1. sırada çok sayıda ülke olabiliyor; sorunun tamamen çözüldüğü anlamına geliyor.)
* 4. kategori olan siyasi hayata katılımda ise 98. sırada yer alıyoruz. Son 50 yılda bir kadın başbakanımızın olması ve TBMM’de kadın milletvekillerinin artması bizi kurtarıyor. Rapora 7 yılda 30 ülke eklendiği halde biz aynı sırada kalabilmişiz. Ne var ki kabinede kadın bakan sayımızın 2’den 1’e düşmesi bizi, geçen yıla göre 9 basamak geriletmiş. 2011 raporunda 89. sıradaymışız; kadın bakan sayımız aynı kalsaydı, milletvekilleri arttığı için 84-85. sıralara yükselebilecekmişiz.

Gelir gruplarına göre...
Raporda bu yıl ilk kez ülkeler gelir gruplarına göre de sıralanmış. Biz en zenginlerin hemen ardında yer alan “üst-orta gelir grubu”ndaki 37 ülke arasındayız ve maalesef burada da sondan 2’nciyiz. Bizim arkamızda sadece İran var. Orta gelir grubunun lider ülkesi ise Letonya. Bizden sonraki alt-orta gelir grubunda 1. sırada Filipinler yer alıyor. En alttakilerde ise Mozambik başı çekiyor. Zenginlerin lideri İzlanda, zaten kadın-erkek eşitliğinin de şampiyonu.
Bu sıralamada da maalesef müslüman ülkeler, sonunculuklarıyla dikkati çekiyor. Zenginler kategorisinin sonuncusu Suudi Arabistan, üst-orta gelir grubunun İran, alt-orta gelir grubunun Yemen ve en alttakilerin de nüfusunun % 55’i müslüman olan Çad.

Türkiye Davos’un Cinsiyet Uçurumu Raporu’nda neden hep en altta kalacak

Müslümanlığın genetiği
Raporu pek çok yönüyle didik-didik ettim ve maalesef gördüm ki; biz Türkiye olarak daha uzun yıllar böyle en altlarda kalmaya mahkûmuz; çünkü...
Bu çünküleri nasıl sıralayacağımı bilemiyorum, ama bir yerden başlamam lazım:
1- Her kıtanın, her bölgenin bir toplumsal genetiği var ve müslüman Ortadoğu, cinsiyet uçurumunda açık ara en önde. En yoksul Afrika ülkelerinden bile daha önde.
Asya toplumları da genelde kadını hayatın dışında tutma gayreti içinde. Örneğin Japonya 5.9 trilyon dolarlık GSYH’sıyla dünyanın en zengin 3. ülkesi, ama iş kadın-erkek eşitliğine gelince DEF’in Cinsiyet Uçurumu Raporu’nda ancak 100. sırada yer alabilmiş. Keza sanayileşmede yıllardır Türkiye’ye örnek gösterilen, dünyanın en büyük 15. ekonomisi Güney Kore’de de kadının adı yok; ancak 108. sırada yer alabilmiş.
Buna karşılık İskandinavya’yı da içeren Kuzey Avrupa ülkelerinde kalkınmışlık ve zenginleşmeye paralel olarak cinsiyet uçurumunun da en aza indirilebildiğini görüyoruz. İlk 10’daki 6 ülke Kuzey Avrupa’dan (İzlanda, Finlandiya, Norveç, İsveç, İrlanda, Danimarka). Bu ülkelerin 80’li yıllarda koyulan kadın kotalarıyla bu noktaya geldiklerini de unutmayalım.

DEVAMI YARIN