Türkiye’de yolsuzluk, kanımıza işlemiş!

Şeffaflık Derneği’nin geçen yıl Türkiye’de de kurulması pek isabetli olmuş. Transparency International’ın bu yılki Küresel Yolsuzluk Raporu’nu bu sayede, dünya ile eşzamanlı olarak ve ilk kez Türkiye’ye yansımalarını da masaya yatırarak dinleme imkânı bulduk.
2001’den bu yana yayınlanan Küresel Yolsuzluk Raporu’nda ilk kez bu yıl, -küresel krizin sayesinde- özel sektör mercek altına alınmış ve ortaya ne kirli çamaşırlar dökülmüş. Dün de yazdım; Raporun geneliyle ilgili mükemmel bir prezantasyon yapan derneğin Başkan Yardımcısı ve PricewaterhouseCoopers’ın ortaklarından Zeki Gündüz, Türkiye’deki yolsuzlukların, dünyaya taş çıkartacak boyutlarda ve biçimlerde olduğunu, örnekleriyle anlattı.

Deprem yetmedi, sel de var
Mesela 2009 Yolsuzluk Raporu’nun “yolsuzluk ekonomisi” bölümünde verilen 5 örnekten biri de Türkiye. Aynen aktarıyorum:
“- Türkiye’de çöken binalar ve kaybedilen hayatlar
- İspanya’da su havzalarında yaşanan sıkıntı
- Çin’de uygun olamayan çalışma koşulları
- Nijerya’da sağlığa uygun olmayan ilaçlar
- Endonezya’da kaçak yapılaşma”
Ancak Gündüz’ün de dikkat çektiği gibi daha rapor yayınlanmadan bizde, yolsuzluk ekonomisinin yeni bir alt başlığı oluştu: “Sele teslim olan megakent ve kentin merkezinde kaybedilen hayatlar!”

Patron zengin, şirket yoksul
Bu yılki raporun bana göre en can alıcı mesajı şu: Dünyada her 3 şirketten 1’inde zimmet var. Patronlar ve üst düzey yöneticiler, kendi şirketlerini soyuyorlar. Gündüz’ün belirttiğine göre “Türkiye’de de bu konuda çok yaygın sorunlar yaşanıyor. Şirketlerin yapısına bakıldığında da görülecektir ki, patron ve yönetici varlıklı, ama onların şirketleri varlıklı değil; çünkü kendi şirketlerinin içlerini boşaltıyorlar; şirketlerin varlıklarını borsadaki işlemlerle kendilerine kaydırıyorlar.”
Yıllardır denetim işinin içinde olan Zeki Bey, geçmişle ilgili belleklerimizi de tazeledi:
“Türkiye’de 2001 krizinde bir özel bankada çifte defter olayı ortaya çıkmıştı. Patronlar ve üst düzey yöneticiler marifetiyle bir kamuya deklare edilen defter tutulmuş, bir de kamuya deklare edilmeyen defter! Böylesi büyük bir özel kurumda yolsuzluk yaptığınız zaman, devletten sokaktaki vatandaşa kadar herkes etkileniyor. Şirketlerin kendi içindeki ve birbiriyle ticari ilişkilerindeki yolsuzluklar da en büyüğünden en küçüğüne kadar ülkedeki herkese zarar veriyor.”

TBMM’nin ziyaret rekoru
Yolsuzluk sadece rüşvetten ve şirketin içinin boşaltılmasından ibaret değil tabii. Kayırmacılık, iltimas, ahbaplık ilişkilerini kullanmak da yolsuzluk raporunun alt başlıklarından.
Gündüz’ün bu konuda da Türkiye ile ilgili önemli bir hatırlatması var. Yapılan bir araştırmaya göre dünyada Türkiye’deki kadar TBMM’si ziyaret edilen ve bu ziyaretlerde günlük meselelerin konuşulduğu bir başka ülke yokmuş. Anadolu’nun dört bir yanından akın akın gelen bizim ziyaretçilerin, milletvekillerinden neler talep ettikleri ise şöyle sıralanıyor:
- Hastasını hastaneye yerleştirme
- Kendisine ya da bir yakınına iş bulma
- İhale alma
- Herkes kayrıldığı için geri kalmama