TÜSİAD’dan Erdoğan’a diplomasi dersi

Gezi eylemleri, ABD Merkez Bankası FED’in kararları, doların tarihi rekor kırarak 2 liranın üzerine çıkması, çözüm sürecindeki tıkanıklık, Suriye’ye müdahale konusu...
Son aylarda Türkiye için büyük önem taşıyan o kadar çok olay peşpeşe yaşandı ki, Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği TÜSİAD’ın önceki günkü Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısında bütün bu gelişmelerden hangilerinin ön plana çıkarılacağını ve nasıl tepki verileceğini bayağı merak ediyordum.

4 uzmana da söylettiler
Valla gerek YİK Başkanı Erkut Yücaoğlu, gerekse Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, -Hrant Dink ve Fazıl Say davaları da dahil- kamuoyunun duyarlı olduğu bütün konulara eksiksiz parmak bastılar; AKP hükümetine eleştiri ve uyarılarda bulundular.
Bitmedi; toplantı öyle bir formatta düzenlenmişti ki 2 başkanın ardından KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır, ekonomist Uğur Gürses, EDAM Başkanı Sinan Ülgen ve Prof. Dr. Fuat Keyman gibi kendi alanlarının uzman isimleri 15’er dakikalık sunumlar yaptılar. Böylelikle ekonomiden dış politika ve demokratikleşmeye AKP hükümetinin son dönemdeki hata ve eksikleriyle, bunların nasıl telafi edilebileceğinin bir dökümü de ortaya çıkmış oldu.

Dış politikada hatalar
TÜSİAD’ın bu toplantısı, Başbakan Erdoğan ve danışmanları için sıkı bir diplomasi dersi olabilirdi diye düşünmeden edemedim. En ağır eleştirilerin bile bu kadar usturuplu ve zarif bir üslupla dile getirilebilmesi gerçekten hüner ister!
Toplantıya ilişkin haberler, dünkü gazetelerde geniş yer aldı. Ben burada TÜSİAD’ın, önemli bulduğum birkaç uyarısını kendi ifadeleriyle aktarmak istiyorum:
“- Dış politika daha uzun vadeli yapılır. İç politika ise bir seçimden diğerine kısa vadelidir. İç politika gözlüğüyle atılan adımlar, dış politikaya dolayısıyla ulusal çıkarlarımıza olumsuz etki yapar.
- Dış politika gri alanlarda yapılır, siyah-beyaz yoktur; NASIL söylediğiniz, NEYİ söylediğiniz kadar önemlidir.
- Türkiye siyasi enerjisini çok büyük ölçüde Ortadoğu’ya ayırdı. Ortadoğu’da istikrarsızlık bitmeyecek; dış politikada bir revizyona ihtiyaç var.
- Bölgede güçlü lider olma yolunda ilerliyorduk. Geldiğimiz nokta: Siyaset, ekonomi ve dış politika alanlarında anlatacak yeni bir hikâyemiz kalmadı. Çözümün tarafı olmaya soyunmuşken, sorunların bir parçası haline geldik.

Herkes bize düşman mı?
- Son dönemde giderek yaygınlaşan, birçok ülkenin Türkiye’ye düşman olduğu söylemi ve başta Batı dünyası olmak üzere çevremizdeki ülkelere yönelik kullanılan sert üslup, Türkiye’nin uluslararası alanda sözünün ağırlığını azaltıyor.
- Hükümet Batı dünyasına sert çıkarken, Doğu’dan da arzuladığı desteği maalesef bulamadı.
- FED, tahvil alımını aynen sürdürme kararıyla bize ve bizim gibi ülkelere 3-6 ay gibi bir zaman kazandırdı. Bu zamanı en iyi şekilde kullanalım.
- Yüzümüzü tekrar AB’ye dönelim. Üyelik için en uygun tarih, Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşması’nın yürürlüğe gireceği 5 yıl sonrasıdır. Bu anlaşmanın dışında kalırsak, çok zarar görürüz.”