Uçakta kaybolan bavul, 2,5 ay sonra bulundu

Uçakta kaybolan bavul, 2,5 ay sonra bulundu

Meral Tamer


Sadece seyahatten seyahate kullandığım hem yazlık hem de kışlık giysilerim var. Bunlar bol cepli, çok rahat, biraz da yıllanmış giysiler. Kaybolsalar seyehatte rahatım kaçar, ama döndüğümde kıyafet sorunum olmaz. Maddi kaybım da makul düzeyde kalır.
İstanbullu okurumuz Ayla Çevik, Kurban Bayramı arifesinde İstanbul'dan bavuluyla uçağa bindi. Ancak Roma'da indiğinde bavul uçaktan çıkmadı. Diş fırçasından iç çamaşırlarına, güneş gözlüğünden yürüyüş ayakkabılarına herşey valizin içindeydi.
Tabii Roma tatili baştan zehir olmuştu. Seyahat süresince günlük yaşamını sürdürebilmek için çok basit 1 - 2 giysi de dahil olmak üzere 100 bin Liret (9 milyon lira) tutarında alışveriş yapmak zorunda kaldı. Havayolu şirketi GTI'nın Roma'da irtibat bürosu olmadığı için bu paranın tamamını kendi cebinden ödedi.
İstanbul'a döndüğünde bavulundan hala ses - seda yoktu. 100 milyon liralık zararı söz konusuydu. Aradan 1 ay geçip de bavul bulunamayınca baharlık giysi ve ayakkabılarını ister istemez yenilemek zorunda kaldı. GTI, ne valizin bulunması, ne de zararının tazmini konusunda kendisine yardımcı olmayınca da köşemize başvurdu.
Arkadaşımız Nuray Köroğlu'nun sorularını yanıtlayan GTI'ın yer hizmetleri müdürü Cem Sayıner, hemen karşımıza "uluslararası havacılık kuralları"nı çıkarttı. "Bir bagaj, ancak 3 ay içinde bulunamazsa kaybolmuş sayılır" diyen Sayıner, 17 temmuza kadar beklemekten başka yapacak bir şey bulunmadığını söylemekle yetindi.
Uluslararası kurallara göre kaybolan valize ödenen tazminat, kilo başına 20 dolar. Okurumuzun valizi 10 kilo olduğuna göre ancak 200 dolar tazminat söz konusu ki, kaybolan eşyalarını karşılaması mümkün değil. Roma'daki zorunlu harcamaları içinse, Çevik'ten yazılı başvuruda bulunması istendi. Eğer alışverişlerin makul yerlerden yapılmış olduğuna karar verilirse, parası ödenirmiş.
Okurumuzun valizi 3 aylık sürenin dolmasına sadece 9 gün kala, 8 temmuzda bulundu. Hem de nerede biliyor musunuz? Roma'da!
Valizin 3 aya yakın sürede hangi delikte saklandığı ve tazminat ödeme günü yaklaştığında hangi sihirli eller sayesinde ortaya çıkartıldığı tabii anlaşılamadı.
Ancat Çevik, herşeye rağmen valizinin bulunduğuna pek memnun. Çünkü bulunamasa ve tazminat ödense, eline geçecek 30 milyon lirayla, valizindeki eşyaların ancak üçte birini karşılayabileceğini düşünüyor. Üstelik insanın beğenerek satın aldığı eşyaları yeniden seçmesi de kolay mı?
Şahsen ben, her yurt dışı seyahate gittiğimde valizim uçaktan ya çıkmazsa diye tedirgin olurum. Hatta tek fobimin, seyahette valiz kaybetme korkusu olduğunu bile söyleyebilirim.
Belimin sağlam olduğu günlerde kesinlikle bagaja valiz vermez, uçağa alınmasına izin verilen bir el çantasını her seyahatimde hamal gibi taşırdım.
Şimdi 2 kilo bile taşıyamadığıma göre bu tabii ki mümkün değil. Ben de çareyi "özel seyehat giysileri" oluşturmakta buldum.
Bu seyahat giysileri, gardrobumun hiç kullanılmayan bir bölümünde duruyor ve ancak bir seyahatten diğerine piyasaya çıkıyor. Genellikle ütüsü bozulmayan, beni rahat ettiren, bol cepli giysiler ve saatlerce yürüsem bile ayağımı acıtmayan ayakkabılardan oluşan, kimisi biraz yıllanmış bu giysiler kaybolsa tabii ki yine çok üzülürüm. Çünkü beni çok rahat ettiriyorlar.
Ancak tekrar bulunamazlarsa hiç değilse onları İstanbul'da kullanmak gibi bir derdim olmaz. Ayrıca bulunamadıkları takdirde bana ödenecek tazminat, onların değerini karşılamasa da, yeni aldığım ve fiyatını henüz hazmedemediğim bir giysi kadar rahatsız da etmez.

Hazine Müsteşar Yardımcısı Doç. Dr. Nevzat Saygılıoğlu, Ankara Erzurumlular Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı şapkasıyla bana bir mektup yazmış. Erzurum'da bugün özürlülere verilecek 40 tekerlekli sandalyenin teslim törenine beni de davet ediyor.
Gitmeme imkan yok. Ancak örnek olması dileğiyle sizlere Saygılıoğlu'nun mektubunu aktarmak görevim:
"Sayın Meral Tamer,
19 temmuz 1997 tarihli köşenizde adınıza armağan edilen tekerlekli sandalye ile ilgili yazınızı mutlulukla okuduk. Çünkü özürlüler, kimsesiz çocuklar, çevre kirliliği vb. toplumsal yaraların bir ölçüde de olsa çeşitli kurum ve kuruluşların desteğiyle ve toplumsal sorumluluk duygusuyla iyileştirilebileceğine inanıyoruz.
Gazetedeki yazınızın son cümlesi şöyle: "...özürlülere el uzatılarak onları topluma katma yönünde bugüne kadarki tekil girişimlerin bundan böyle hızlanmasını diliyorum."
Dileğinizi biz de yürekten paylaşıyor ve size tam da yeri gelmişken bir kampanyamızın haberini vermek istiyoruz. Biz Ankara Erzurumlular Vakfı olarak geçtiğimiz günlerde bir "Tekerlekli Sandalye Kampanyası" başlattık.
26 temmuz cumartesi günü Erzurum'da düzenleyeceğimiz bir törenle 40 tekerlekli sandalye armağan ediyoruz. Hasta, özürlü ve gazilerimizden ihtiyacı olan, fakat yeterli ekonomik imkanı bulunmayanlara armağan edeceğimiz tekerlekli sandalyeleri belirli kişilerin adlarına değil, toplum adına onlara sunmayı istiyoruz.
Yoğun çalışmalarınızdan fırsat bulursanız sandalyelerin teslim töreninde sizi de aramızda görmek, özürlülerimizin gözlerindeki sevincin kıvancını sizinle de paylaşmak isteriz."

İstanbullu okurumuz Erhan Toprakkıran, geçtiğimiz mart sonunda klimalı parası ödediği Alfa Romeo'sunu deyim yerindeyse bayinin arkadaş kazığı yüzünden aylarca klimasız kullandı.
Okurumuz otomobili için 2 milyar 650 milyon lira ödedi. O sırada bayii Alpar Ticaret'in elinde klimalı otomobil yoktu. Bayii sahibinin ardadaşı olduğuna güvenen Toprakkıran, yine de çekleri vermekte sakınca görmedi. Klima da nasıl olsa bir hafta sonra gelecekti. Ancak bütün bunlar olurken bayinin faturayı klimalı değil de, standart model için düzenlediğinin farkında bile değildi.
Aradan 3.5 ay geçtiği halde klima otomobile takılamamıştı. Ayrıca garanti belgesi ve kullanım kılavuzu da ortada yoktu. Bu arada yaz sıcakları iyice bastırmış, okurumuz hamam gibi arabanın içinde yeni Alfa Romeo'sunun içinde sıcakla boğuşur hale gelmişti.
Sonunda içine düştüğü durumu Alfa Romeo'nun Türkiye distribütörü Eskişehir'in tanınmış sanayicilerinden Zeytinoğlu'na bir yazıyla bildirdi. Ancak elinde belge olmadığı için klimalı araba için anlaştıklarına Zeytinoğlu'nu ikna edemedi. Sanayi Bakanlığı'nda işlemler tamamlanmadığı için henüz kimseye garanti belgesi verilemiyordu. Ancak rutin bakımlar fatura ibraz edilerek garanti kapsamında yapılabiliyordu.
Bayinin vermediği kullanma kılavuzunun Zeytinoğlu tarafından kendisine ödemeli gönderildiğinde ise hayretler içinde kaldı. 2 milyar 650 milyonluk araba satın almıştı. Kullanma kılavuzu verilmemiş olması herhalde kendi hatası değildi ve şimdi 200 - 300 bin lira gibi çok önemsiz bir posta masrafı kendisinden alınmıştı.
Okurumuz bize başvurduğunda bu duygular içindeydi. Arkadaşı olduğunu söylediği Alfa Romeo bayii Alpar Ticaret, sorularımızı yanıtlamaktan kaçındı. Haklı olsa mutlaka söyleyecek sözü de olurdu.
Zeytinoğlu Motorlu Taşıtlar'ın satış müdürü Mehmet Önder ise arkadaşımız Nuray Köroğlu'na bilgi verirken, o tarihlerde twinstark motora geçildiği için eski tip boxer marka motoru olan modellerde kampanya yapıldığını, dolayısıyla standart modelin fiyatının 2 milyar 412 milyon, klimalı modelin ise 2 milyar 601 milyon lira olduğunu söyledi.
2 milyar 650 milyon lira ödeyen okurumuz ise klimalıya göre bile 50 milyon lira fazla ödemiş olmasını radyo - teyp ilavesiyle açıklıyor. Bu bilgileri aktardığımız Zeytinoğlu, okurumuzu daha fazla mağdur etmemek için bayiye talimat vererek klimanın takılmasını sağladı.

Yazara EmailM.Tamer@milliyet.com.tr