Vatandaş Öztürk, Aktaş'ı mahkum ettirdi

Vatandaş Öztürk, Aktaş'ı mahkum ettirdi

Meral TAMER

Aktaş'ın haksız yere söktüğü sayaç için dava açan avukat Hasan Basri Öztürk, icra kanalıyla hem mahkeme masraflarını hem de sayaç parasını geri aldı.
Aktaş'a karşı geçtiğimiz yıl bir hukuk savaşı başlatan okurumuz avukat Hasan Basri Öztürk, bu davadan galip çıkan taraf oldu. Öztürk'le Aktaş arasındaki anlaşmazlık, geçen yıl kiracısının evden taşınmasıyla başladı. Evdeki elektrik sayacı haksız ve nedensiz bir şekilde Aktaş elemanlarınca söküldü.
Öztürk'ün niyeti başlangıçta dava açmak filan değildi. Aktaş yetkililerine sayacın kendisine ait olduğunu ve kiracının evden taşınmasıyla sayacın sökülmesinin bir ilgisi olamayacağını anlatmaya çalıştı. Sonunda haklılığını kabul ettirmeyi de başardı.
Ancak Aktaş yine de sayaç sökme - takma bedeli olan 632 bin lirayı okurumuzdan tahsil etmek istedi. İşte Öztürk hak - hukuk bilen bir vatandaş olarak bunu kabul edemedi. Gerçi ödeme yapmadan sayacına kavuşamayacağını anladığı için parayı mecburen yatırdı. Ama Aktaş'ı da mahkeye verdi.
14 temmuzda dava sonuçlandı ve mahkeme Öztürk'ü haklı buldu. Masraflar ve sökme - takma bedeli olan parayla birlikte Aktaş'ın okurumuza 4 milyon lira ödemesine karar verildi. Ancak Aktaş bu parayı da ödemedi.
Pes etmeyen Öztürk, bunun üzerine Aktaş aleyhine icra takibi başlattı. Ve sonunda mutlu sona ulaştı. Aktaş'çılar daha fazla uğraşmak istememiş olacaklar ki, geçenlerde parayı yatırmışlar.
Bu başarısını Milliyet okurlarıyla paylaşmak isteyen okurumuz, "rakam her ne kadar sembolik de olsa, haklılığımı kanıtladım. Bütün vatandaşların da küçük - büyük demeden haklarını aramalarını bekliyorum," diyor.


İstanbullu okurumuz Aytül Şekerci, kaybolan valizine karşılık bir otobüs firmasından şu ana kadar en yüksek tazminatı alan tüketici oldu.
Okurumuzun eylül başlarında bir İzmir yolculuğu yapması gerekti. Uludağ firmasından bilet alan Şekerci, otobüse binerken bavulunu muavine teslim etti. Ve kendisine bir bagaj fişi verildi. Ancak İzmir'e indiğinde tatsız bir sürprizle karşılaştı.
Fişini uzattığında gösterilen çanta başkasına aitti. Daha da kötüsü, kendi bavulu ortada yoktu. Büyük olasılıkla, onunki de çantanın sahibine verilmişti.
Bavulun kaybolduğu anlaşılınca, garajdaki Uludağ personeli bir iki yere telefon etti. Ama bu telefonlardan bir şey çıkmadı. Daha sonra otobüs kendi yoluna devam ederken, okurumuz da "biz size bilgi ulaştırırız," geçiştirmesiyle kaderiyle başbaşa bırakıldı.
Onlardan bir haber çıkmayınca, okurumuz valizinin içine koyduğu eşyaların bir listesini düzenleyip Uludağ yetkililerine teslim etti. Ondan sonra da şirketi defalarca aradı. Ama Uludağ yetkilileri ne bavulu buldular, ne de listeyle ilgili bir yorumda bulundular.
Bu yollarla sonuca ulaşamayacağını anlayan okurumuzun son durağı Milliyet Tüketici Köşesi oldu. Ve biz devreye girdikten sonra sorun çözüldü.
Arkadaşımız Duygu Arpacı'nın sorularını yanıtlayan Uludağ Otobüs İşletmeleri Genel Müdürü Sait Tosun, konuyla bizzat kendisinin ilgileneceğini söyledi. Birkaç gün sonra yollanan açıklamada okurumuzun kaybolan valizinin karşılığı olarak kendisine 75 milyon lira tazminat ödendiği bildiriliyordu.


Bostancı kavşağındaki Shell istasyonunda, pompacının süper benzin yerine motorin koyduğu Citroen'in yakıt deposu çatladı.
Otomobil sahiplerinin hileli benzin korkusuna bu gidişle bir de motorin korkusu eklenecek galiba.
Beylikdüzü'nde yeni açılan Elf benzin istasyonuna aynı gün içinde giren otomobillerin hepsine yanlışlıkla motorin doldurulduğunu geçen hafta yazmıştık. O zaman yanlışlık, depoları birbirine karıştıran tanker şoföründen kaynaklanmıştı.
Buna çok benzer bir olay bir başka okurumuzun, Dr. Feza Kırbıyık'ın başına gelmiş. Bostancı yakınlarındaki Shell benzin istasyonunda Kırbıyık'ın süper benzinle çalışan Citroen marka otomobiline motorin konmuş. Üstelik Elf'in aksine Shell, zararı karşılamaya da yanaşmamış.
Okurumuz olanları şöyle aktarıyor:
"Olay bir hafta önce E-5 Bostancı Köprülü kavşağı yan yolda bulunan Shell benzin istasyonunda meydana geldi. Pompacıya 2 milyon liralık süper benzin doldurmasını söyledim. Bu arada eşimle bir şeyler konuşmaya başladık. Başımı çevirdiğimde benzincinin elinde dizel pompası tuttuğunu ve depoyu kapatmak üzere olduğunu farkettim. Dehşetle, "neden böyle yaptın?" diye sorduğumda, "siz istemememiş miydiniz?" dedi.
Pompacıyla tartışmanın yarar sağlamayacağını düşünerek bir yetkiliyle görüşmek üzere içeri girdim. 60 yaşlarında iyi giyimli bir beye olan biteni anlattım. O da bunların hep olduğunu, çalışanların depoyu boşaltacağını söyledi.
Araba kenara itildi. Bu arada ben arabamın ithal olduğunu belirttim ve depoyu uygun şekilde boşaltıp boşaltamayacaklarını öğrenmek istedim. Kendilerinin bu işin uzmanı olduklarını iddia ettiler. Mecburen beklemeye başladım. İş bittikten sonra depoda kalan mazotu sulandırmak amacıyla depoyu süper benzinle tamamen doldurttum.
Benzin istasyonu sorumlu müdürüne, arabamı servise götürüp kontrol ettireceğimi ve zarar meydana gelmişse onlardan tazmin edeceğimi bildirdim. Ancak bu sorunun pompacıyla benim aramda olduğunu söyleyip işin içinden sıyrıldılar.
Servise gidip arabayı gösterdiğimizde yakıt deposunun hava tahliye borusunun çatlamış olduğunu öğrendik ve değiştirttik. Böylece dinlenerek geçireceğim bir hafta sonunu benzin istasyonunda ve serviste geçirmiş oldum."
Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan istasyon müdürü Aziz Karaca, yaklaşık bir yıl önce faaliyete geçtiklerini ve bu tür yanlışlıkların sıklıkla yapıldığını söyledi. "Depoyu boşaltıp, sorunu hallediyoruz," dedi.
Okurumuzun zararıyla ilgili sorumluluk almayı ise kesinlikle reddetti.


Muğla - Ağaçlıhöyük santrali devreye girdiği günden beri arızalı. Her seferinde 200 milyon liraya tamir oluyor, ama kısa sürede bozuluyor. Arızaların baş sorumlusu ise bölgedeki avcılar.
Muğla - Milas'a bağlı Baharlı köyünden yazan okurumuz Ali Çetin, yıllardır yolunu gözlediği telefona nihayet geçtiğimiz nisanda kavuşmuş. Ancak sevinci fazla uzun sürmemiş.
Okurumuz telefonun neredeyse her allahın günü arızalı olmasından yakınıyor. Türk Telekom'dan gelen bakım - onarım elemanları, arızaların hattan kaynaklandığını belirtmişler. En son 5 ağustostan sonra yapılan bakımdan sonra da bir daha köye uğrayan olmamış.
Arkadaşımız Duygu Arpacı konuyu araştırmaya başladığında karşısına ilginç bir durum çıktı. Meğer bu işin sorumlusu avcılarmış. Ağaçlıhöyük Santrali'nden beslenen Baharlı köyüne giden ana kablolar, avcıların saçmalarına hedef oluyormuş.
Yılbaşından beri 3 defa onarım gören hattın 12 yerinde delik açıldığını belirten yetkililer, "her kablo değişimi 200 milyon liraya maloluyor. Bu bölgede avcılar olduğu sürece, hatların yeraltına indirilmesinden başka kalıcı çözüm yok," dediler.
Bu arada Türk Telekom bir çıkar yol bulabilmek amacıyla çevre köylerin muhtarlarının da katılacağı bir toplantı düzenleyecekmiş. Umarız bu toplantıdan bir çözüm çıkar.





Yazara EmailM.Tamer@milliyet.com.tr