Yaşlandıkça gençleşebilmek ve 90’lık 2 kadın

Kadın Girişimciler Derneği KAGİDER üyelerinden Fatoş Kayacan Hataylı, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde yolladığı e-postaya “Bu maili sabah-öğle-akşam günde 3 kez okuyun” diye not düşmüştü. W. E. Gladstone ve S. Ullman’ın şiirlerinden bölümler içeren “Yaşlandıkça Gençleşebilmek” başlıklı kısacık metni o kadar sevdim ki, ilk okuyuşta ezberleyiverdim sanki:
“Gençlik bir hayat devresi değil, bir akıl halidir.
Yıllar cildi buruşturabilir, ancak heyecanların bitişiyle ruh buruşur.
İnsan kendine olan güveni kadar genç,
Kuşkusu kadar yaşlı,
Cesareti kadar genç,
Korkuları kadar yaşlı,
Umudu kadar genç,
Bezginliği kadar yaşlıdır.
Hiç kimse fazla yaşamış olmakla yaşlanmaz.
İnsanları yaşlandıran, ideallerinin bitmesidir.
Kalbi sevdikçe, neşe duydukça, güzellikleri fark ettikçe, beyni yeni şeyler keşfettikçe, herkes gençtir.
İnsanlar yaşadıkça yaşlandıklarını sanırlar,
Halbuki yaşamadıkça yaşlanırlar.
İnsan, yaşlı olmaya karar verdiği gün yaşlanır.”

Prof. Nermin Abadan Unat
Ne müthiş ve ne kadar da gerçek değil mi? Kendini her zaman genç hissetmek konusunda ben de hiç fena sayılmam, ama bana göre yukarıdaki satırların en canlı örneği, 91 yaşındaki sevgili dostum Prof. Dr. Nermin Abadan Unat’tır.
Her zaman kıpır kıpır, enerji dolu, merak eden, soru soran, hayata dolu dolu bağlı, zihni fevkalade berrak, çevresine her zaman umut veren, son derecede vefalı bir dosttur Nermin Hanım. Yurt dışına konferans vermeye gittiğinde hiç üşenmeden bizlere, bulunduğu yöreyi ve ortamı anlattığı kartlar yollar. Her yıl bahar çiçekleri açarken ya da yılbaşı yaklaşırken evinde verdiği davetler, Boğaziçi’nde halen ders verdiği 20’li yaşlarındaki öğrencilerinden Adalet Ağaoğlu’na kadar uzanan, her yaştan nesiller cümbüşü gibidir.
Türkiye’nin en kıdemli siyaset bilimcisi, hocaların hocası Nermin Hanım’ın, tam da 4+4+4 eğitim yasasının hararetle tartışıldığı günlerde Vehbi Koç Ödülü’nün bu yılki sahibi olması çok isabetli ve anlamlıdır. O hep ilklerin kadını olmuştur: İlk kadın siyaset bilimci, ilk kadın gazetecilerinden, ilk kadın senatörlerinden, Türkiye’de ilk kez kadın, göç ve kamuoyu konularına dikkat çeken...
Sevgili Nermin Hocam, beni de yıllardır dostları arasına kattığı için kendimi çok şanslı sayarım.

Mardinli Nasra Kadın
Başbakan Erdoğan, bu yıl 8 Mart’ta Mardin’deydi ve Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle yerel alandaki çalışmalarıyla ses getiren, Mardin’in en sıra dışı sanatçısı 90 yaşındaki Nasra Şimmes’e törenle plaket verdi. Gazetelerde Başbakan’la birlikte halkı selamlayan Nasra Kadın’ı ben 1 hafta önce Koleksiyon Mobilya’nın 40. yıldönümü nedeniyle düzenlenen “Kadın ve Sanat” etkinliğinde tanımıştım.
Nasra Kadın Süryani. Okuma yazması yok; Türkçe de bilmiyor, ama sanatıyla konuşuyor. Baba sanatı basmacılığı 20 yaşında devralmış, 70 yıldır sürdürüyor. 150 yıllık ahşap kalıplarda, babasından kalan 70 yıldır hiç değiştirmediği fırçalar ve kök boyalarla beyaz patiska bezlere İncil’den esinlenen desenler, İsa, Meryem ve Hıristiyan inanışındaki azizleri, şahmeranlar, kuşlar, çiçekler çiziyor. Nasra Kadın’ın rengârenk motiflerle bezeli basmaları, bölgedeki kiliselerin yanı sıra dünyanın dört bir yanındaki kiliseleri de süslüyor.
Evet 90’lık 2 dev kadın ve birbirinin taban tabana zıddı 2 hayat! Birininki bilimle, kitaplarla, eğitimin içinde geçmiş; diğerinin okuması yazması bile yok. Ama ikisi de hayata öylesine sıkı sıkı tutunmuşlar ki, yaşlanırken gençleşmenin mükemmel 2 örneğini oluşturuyorlar.
Darısı hepimizin başına...
Not: Bu arada Nasra Kadın’ın eserleri, 6 nisana kadar Koleksiyon Mobilya’nın Tarabya’daki merkezinde sergileniyor.