Yeni arabanın motoru değişirse ne olur?

Meral Tamer

Yılbaşı gecesini arkadaşlarıyla İstanbul Dedeman Oteli'nde kutlayan Yusuf Engin Özçelik'ten, hemen ertesi gün bir faks geldi.
Özçelik gece 12'den sonra topluca piste fırlayan garsonların dakikalarca göbek atmalarını şaşkınlıkla izlediklerini anlatıyordu. Ayrıca kişi başına 8.5 milyon lira ödedikleri yemekte fiks menüyle yetinmek zorunda kaldıklarından ve 2. sınıf bir dansözle amatör bir folklor topluluğuna talim ettiklerinden yakınıyordu.
Ancak Dedeman Oteli'ne göre durum farklıydı. "Garsonlar yılbaşı pastasını getirirken, önceden hazırlanan küçük bir show yapmışlar, okurumuz ise bunu yanlış anlamıştı. Programı yabancı turistlere göre düzenlemişlerdi."
Faks daha masamın üzerinde duruyordu ki, kuzenim Bülent Erol aradı. Yılbaşı tatilini ailesi ve arkadaşlarıyla birlikte Palandöken'deki Dedeman Oteli'nde geçirmişlerdi. Bülent de oradan yakınıyordu. Arkadaşı Metin Atik'le birlikte köşemize bir mektup yazmışlardı. Onu haber veriyordu.
Bülent, 6 çocuğun ölümüyle sonuçlanan çığ faciasına da tanık olduklarını söylüyordu.
Arkadaşımız Nuray Köroğlu, bu konuyu araştırmaya henüz yeni başlamıştı ki, bu kez Belçika'da yaşayan okurumuz Süleyman Ödemiş'ten Kapadokya Dedeman'la ilgili şikayet mektubu geldi. Hem de yanda gördüğünüz fotoğraflarla birlikte...
Bu kadar da tesadüf olur mu diyeceksiniz. Biz de pek olamaz diye düşündük ve 3 farklı Dedeman'daki aksaklıklara köşemizde topluca yer vermeyi uygun bulduk.
Belçika'da yaşıyan Süleyman Ödemiş, yılbaşı tatilinin bir kısmını geçirdiği Kapadokya Dedeman'da, fotoğraflarını gördüğünüz odada kalmış. Tabii ne odasından, ne de otelden memnun kalmış. Çünkü aradığı 5 yıldızlı otel konforunu bulamamış.
Duvarlardaki çatlaklar, halıların kirli ve lekeli olması, açıkta duran kablolar gibi bir sürü ayrıntı gözüne batmış. Fotoğrafları da, kendisini rahatsız eden bu görüntüleri biz de görelim diye çekmiş.
"Arkadaşımla birlikte Kapodokya'ya gelmeden önce Ankara ve İzmir Hilton'da kaldık. Eğer Hilton 5 yıldızlıysa ben Dedeman'a ancak 2 yıldız veririm," diyor.
Nuray'ın sorularını yanıtlayan Kapodokya Dedeman'ın Genel Müdürü Hakan Arıer, duvardaki çatlakların, okurumuzun odasının bulunduğu 9. kattaki izolasyon sorunundan kaynaklandığını söyledi. Ancak halıların kirli olduğunu kabul etmedi. "Dedeman Otelleri'nde halıların desen ve rengi değişmez. Eskiyen kısımlar yenilenir. Yenilenen kısımlar biraz daha canlı durur. Sanırım bu ton farkından dolayı lekeli gibi algıladı," dedi.
Belki gazetedeki baskıya tam olarak yansımayabilir, ama halıların lekeli olduğu, bizim elimizdeki fotoğraflarda açık - seçik görülüyor. Yenilenen kısımlar da hemen farkediliyor. Yani lekeyle karıştırmak pek mümkün değil. Herhalde bir kısım halıların yenilenmesi ihmal edilmiş.
Okurumuz otelden ayrılırken şikayet formu da doldurmuş. Ancak Dedeman'dan ilgilenen olmamış. Kimse kendisini aramamış.
Konuyu bize ilettikten sonra ise Süleyman beyi aradılar ve otelde bir kez daha konuk etmek istediklerini bildirdiler. Bu daveti kabul eden Süleyman Ödemiş ve arkadaşı, nisanda yeniden Kapadokya'ya gidecekler.
Yılbaşını Palandöken Dedeman'da geçiren Erol ve Atik aileleri ise servisten ve fiyatların yüksekliğinden şikayetçiydiler. İçkileri yılbaşı yemeğinin sonunda gelmişti. Ayrılacakları gün check out için uzun süre bekletilmişlerdi. Otelin kafesinde içtikleri bir içki, tam 6 kez hesaplarına yazılmıştı...
Palandöken Dedeman'ın Genel Müdürü Selim Erokay, check out sırasındaki beklemeyi müşteri yığılması ve bölgede elektrikler çok sık kesilmesiyle açıkladı. Kendi güç kaynakları da bu yüzden arızalanabiliyordu.
İçkilerin çok geç getirildiğine ise katılmayan Erokay, "yılbaşı gecesindeki yoğunluk yüzünden çareyi masalara sırayla servis yapmakta bulduk. Hatta bu müşterilerimizin mutsuzluğunu anladığımız için o gece masalarına köpüklü şarap yollamıştık," dedi.
Ama yemek yedikten sonra içkiler gelmişse, daha sonradan gelen köpüklü şaraplar da sinirlerin yatışmasına yetmemiş herhalde!

Yepyeni arabalarda motor değişimi, tüketici üzerinde gerçek bir hayal kırıklığı yaratıyor.
Arabanın fiyatı arttıkça, tüketicinin motor değişimine itirazı da daha yüksek sesle çıkıyor. Çünkü tüketici, saygın marka ve pahalı kaliteye ödediği bedelin karşılığında uzun süre sorun çıkartmayacak araba aldığını düşünüyor. Motoru değişen otomobili ise artık "0" gibi görmüyor.
1996 nisanında 131,5 bin mark ödeyerek "0" km BMW alan İstanbullu okurumuz Tufan Aksu'ya da böyle oldu. 6 ay sonra Ankara - İstanbul yolunda giderken, arabanın motoru büyük bir gürültüyle durdu.
Okurumuz, "aynı anda fren sistemi de etkisini kaybettiği için zorlukla emniyet şeridine geçerek arabayı durdurabildim. Ama ciddi bir kazadan kıl payı kurtulduğum da bir gerçek," diyor. Motor kaputunu açtığında yağ ve su fışkırdığını görmüş. Araba BMW'nin acil hizmeti tarafından servise çekilmiş ve motorun değişmesi gerektiği söylenmiş.
Ve değişmiş de. Ancak okurumuz da arabadan soğumuş. "Kendimi yıllarca kullanılmış hasarlı bir araba sürüyor gibi hissediyorum. Yepyeni arabanın böyle bir arıza yapmaması gerektiğini düşünüyorum. Bundan sonra başıma ne geleceğini ise kestiremiyorum. Üstelik arabamın değeri de düştü," diye yakınıyor.
Borusan Oto açısından ise durum oldukça farklı. Onlara göre sıfır km arabalar için dahi, düşük de olsa böyle bir risk var. Arızanın piston mekanizmasında ortaya çıktığını belirten BMW'ciler, otoyoldaki yüksek hız devrinin etkisiyle piston kolunun kırıldığına işaret ediyorlar.
Okurumuzun bundan sonrası için kaygılanmasına gerek olmadığını kaydeden BMW yetkilileri, "onlarca parçadan oluşan motor bir yüksek teknoloji ürünüdür. Ve tüm ürünlerin sahip olduğu asgari bir risk taşımaktadır. Zaten otomobillerde 1 yıllık garanti de, ilk dönemde çıkabilecek bu tür arızalar için konmuştur" şeklinde bir hatırlatma da yapıyorlar.

İstanbullu okurumuz Lale Erdoğan'ın ağabeyi, Amerika'da öğrenim görüyordu. Geçtiğimiz ekimde de mezuniyet töreni vardı. Okurumuz ağabeyine bu özel günde giymesi için pahalı bir takım elbiseyle ona uygun ayakkabı, kemer, kravat ve gömlek aldı. Tümüne 200 milyon lira ödemişti. Güvenilir ve hızlı olsun diye de paketi TNT Express'le gönderdi.
Ancak ağabeyinin de merakla beklediği paket, maalesef yerine ulaşmadı. Epey uğraşıp araştırdıktan sonra paketin kaybolduğu anlaşıldı.
Erdoğan, zararın tamamının karşılanacağını sanıyordu. Ama TNT yetkilileri yalnızca gönderi bedeli olarak ödediği 8 milyon lirayı ve Varşova Anlaşması çerçevesinde kilo başına 20 dolar vereceklerini söylediler. Bu da 120 dolar ediyordu.
Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan TNT Genel Müdürü Turgut Yıldız, paket sigortalanmadan gönderildiği için okurumuzun mağduriyetinin giderilmesinin söz konusu olmadığını söyledi.
Yıldız'ın belirttiğine göre eğer okurumuz 25 dolar tutan sigorta bedelini ödeseymiş, talep ettiği miktarı alabilecekmiş. Paketler teslim alınırken 5 nüsha halinde düzenlenen konşimentoyu dolduran elemanlar, müşterilere sigorta yaptırıp yaptırmayacaklarını mutlaka soruyorlarmış.
Okurumuz ise paketi teslim alan TNT görevlisinin, kendisine kesinlikle böyle bir seçenekten söz etmediğinde ısrar ediyor.
TNT yetkilisinin yanıtı ise, "paketin tam güvencede olması için sigortalanması gereğinin, kullandıkları konşimentolarda da yer aldığı!"
Yer almasına alıyor da, küçük bir kusuru var! İngilizce olarak yer alıyor. Yani TNT Express'le paket gönderenin, bu durumda mutlaka İngilizce bilmesi de gerekiyor.
TNT'ciler ise buna karşılık müşterilerinin neredeyse tamamının aboneleri olduğunu ve abonelik sözleşmesinde tüm koşulların Türkçe olarak da yer aldığını belirtiyorlar.
Bu arada konşimentoların Türkçe düzenlenmesi, zaten gündemdeymiş. Türkiye'de iş yaptıklarına göre Türkçe konşimento düzenlemek herhalde en sağlıklı yol. Böylelikle bu tür tartışmalar da baştan önlenmiş olur.
Bu arada son anda hoş bir sürpriz oldu. TNT'den köşemizi arayarak okurumuzun zararının 100 milyon liralık bölümünü ödeyeceklerini bildirdiler. "Aslında bunun hiçbir zaman yapmayız. Ama mezuniyet törenindeki mağduriyeti gözönüne alarak bir kereye mahsus olarak prensiplerimizin dışına çıktık" demeyi de ihmal etmediler.