Yetkisi iptal edilen bayiyi kim korur?

Yetkisi iptal edilen bayiyi kim korur?

Meral TAMER

Gözören, yetkisi iptal edilmiş bir Pimapen bayiinin, nasıl olup da ölçü üzerine üretilen Pimapen doğrama yaptırabildiğine akıl sır erdiremedi. Yetkili bayilerin haksız rekabetle karşı karşıya bulunduğunu bile düşündü.
Suudi Arabistan'da görevli jeoloji mühendisi Tarık Gözören, Marmaris'teki evine PVC doğrama yaptırmak isterken, Pimapen bayiliği bir süre önce iptal edilen GenArt'ın oyununa gelmiş.
Gözören, ilçedeki 3 Pimapen bayiinin 2'sinden fiyat aldıktan sonra daha ucuz teklif veren GenArt'ı tercih etmiş.
Sonrasını tahmin edebilmeniz zor değil herhalde. Gözören'in elektronik posta mesajından aktarıyoruz:
"Ben kızımı da alarak Arabistan'a döndüm. Eşim Marmaris'te kalarak siparişimizi takip edecek, işi bitirip bize katılacaktı. Gel gör ki, GenArt'ın Pimapen bayiliği iptal edilmiş. Piyasadan kaçak mal almakta ve iş yapmaktaymış. Bu bilgiler, montaj aşamasında eğri ve yanlış işler yapıldıkca, sözleşmede yazılı taahütler yerine getirilmedikçe ortaya çıktı. Neredeyse bütün ölçüler yanlış alınmıştı.
Ben bu arada aklıma takılan bazı soruları dikkatinize sunmak istiyorum:
* Bayiliği iptal edilen bir işletme, nasıl olur da aynı marka için iş alabilir?
* Pimapen garantisi, bu taşeron firmalarla nasıl yürütülebilir?"
* Bu firmayı Pimapen teşkilatında kimler koruyup kollamaktadırlar?
* Bu durumda düzgün çalışan bayi, haksız rekabetle karşı karşıya değil midir?
* Bizden sonraki tüketici, ödeyici, zarar edici nasıl korunabilir?
Okurumuzun bu can alıcı ve haklı soruları, sadece Pimapen ya da plastik doğramacılar için değil, beyaz eşyadan otomotive servis hizmeti veren her şirket ve sektör için geçerli.
Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan GenArt'ın ortaklarından Ferruh Kara, doğramaları Denizli'deki üretici bayiden aldıklarını söyledi. Kara'ya göre onlar ölçüyü doğru almış, ama fabrika yanlış yapmıştı.
Pimaş yetkilileri ise GenArt'ın daha önce Aydın'daki üretici bayii Aypen'in tali bayii olduğunu, ancak ortaklarından birinin ayrılmasıyla bu bayiliğin de sona erdiğini belirttiler. GenArt bu kez Denizli'deki üretici bayi Çağrıpen'den tali bayilik istemiş, ancak başvuru henüz onaylanmamış.
Pimaş yetkilileri, köşemize gönderdikleri yazılı açıklamada, bu olayın ardından GenArt'ın tali bayiliğinin onaylanmasının söz konusu olmadığını bildirirken, okurumuzun mağduriyetini gidermenin de kendilerinin sorumluluğunda olduğunu da kabul ettiler.

Türk Telekom, kendi hatasını Urfalı okurumuz İsmail Demir'e ödetti.
Urfalı okurumuz İsmail Demir, 2 yıl önce Türk Telekom'a bir dilekçe vererek, telefonunu 900'lü hatlara kapattırmıştı. Çünkü evde 2 küçük çocuk vardı ve bu yüzden ağzı bir kere yanmıştı.
Ancak geçtiğimiz temmuz ve ağustos aylarında ardarda kabarık fatura alınca neye uğradığını şaşırdı. Faturaların biri 23 milyon, diğeri 41 milyon lira tutuyordu. Devlet memuru olan Demir, 64 milyon liralık bir yükle karşı karşıyaydı. Ayrıntılı fatura dökümlerine göre 900'lü hatlar defalarca aranmıştı. İyi de bu nasıl oluyordu?
Türk Telekom yetkililerinin açıklamasına göre okurumuz dilekçesinde aynı zamanda ayrıntılı fatura istediğini de belirtmişti. Ve önce bu işle ilgili servise giden dilekçenin daha sonra, teknik servise iletilmesi unutulmuştu. Kısacası, okurumuzun kapalı sandığı telefon aslında 900'lü hatlara açıktı. Ve şimdi Türk Telekom, kendi ihmalini okurumuza fatura etmek istiyordu.
Nitekim Demir, bize başvurmadan kısa bir süre önce, telefonunun kapatılmasını engellemek için bu parayı ödemek zorunda kalmıştı.
Ancak biz devreye girdikten sonra Urfa Türk Telekom yetkilileri hatanın kendilerinde olduğunu kabul ettiler. Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan görevliler, ihmali görülen personelin uyarılacağını ve okurumuzun parasının iade edileceğini belirttiler.

Emine Aktaş'ın otosunun bir aks için serviste tam 1,5 ay kalmasını, Almanya'da satışların patlaması ve parça üretiminin yetersiz kalmasıyla açıkladılar.
Emine Aktaş, kaza yaptığı Polo'sunu 12 eylülde yetkili servis On Otomotiv'e bıraktı. Hasarı oldukça büyük olduğu için arabasını ancak 20 ekimde alabileceğini söylediler.
5 haftalık bu süre, arabasız kalmak için zaten yeterince uzundu. Ancak Aktaş, Polo'sunu söylenen tarihte de alamadı. Arabası hala serviste!
Servis yetkililerinden hiçbir şekilde sağlıklı bilgi edinemediğini belirten okurumuz, "sanıyorum aks denilen parçası eksikmiş. Ne zaman geleceği de belli değilmiş. Bir parça için bu kadar bekletilmek normal olamaz," diyor.
Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan On Otomotiv'in halkla ilişkiler müdürü Filiz Ataç, parça siparişini 20 eylülde merkeze geçtiklerini, dolayısıyla hatanın kendilerinde olamayacağını söyledi. Doğuş Otomotiv ise parçayı ancak 28 ekimde göndermişti.
Doğuş Otomotiv kalite ve müşteri ilişkileri koordinatörü Onur Boybeyi ise gecikmelerin Almanya'dan kaynaklandığını söyledi. Polo'nun tüm dünyadaki satışlarının patladığını ve bu yüzden fabrikanın parça yetiştirmekte zorlandığını belirten Boybeyi, "ancak bu kadar uzun bir bekleyişten haberimiz olsaydı, en azından belli bir tarihten sonra kendisine bir araç tahsis ederdik. Servisi bu konuda uyaracağız," dedi.

Okurlarımızdan Dilek Sarıışık, Merter'deki yapı marketi Götzen'in otopark görevlisi tarafından biraz ağır bir cezaya çarptırıldı. Arabasını marketin otoparkına bırakan Dilek hanımın niyeti, önce bir mefruşatçıdan perde alıp, dönüşte de kornej için Götzen'e girmekti.
Ancak Götzen'in otoparkında, yalnızca doğrudan markete girecek olanların arabalarını bırakmalarına izin veriliyordu. Tam kapıdan çıkarken, otopark görevlisi kendisini bu konuda uyardı. Gerisini kendisinden dinleyelim:
"Otopark görevlisi sert bir sesle dönüşte arabamı orada bulamayacağımı belirtti. Bu tehditi abartılı bulduğum için ciddiye almadım. Ancak yarım saat sonra döndüğümde, arabamın iki lastiğini birden indirilmiş buldum. Görevli, bunu mağaza müdürünün talimatıyla yaptığını söyledi. Binbir zorlukla arabamı en yakın benzinciye götürdüm ve lastikleri şişirttirdim."
Okurumuzun anlattıklarını Götzen'in mağaza müdürü Ümit Asan da doğruladı. Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan Asan, "çok yakınımızda paralı bir otopark olduğu halde herkesin bizimkini kullanmak istemesinden bunaldık. Zaman zaman gerçek müşterilerimize yer kalmıyor. Hanım ısrar edince, otopark görevlisi de böyle birşey yapmış. Yönetim olarak bu davranışını onaylamıyoruz. Daha sonra bu müşterimizden özür diledik," dedi.
Götzen'in sadece müşterilere park olanağı tanımasında yadırganacak bir taraf yok. Bizim milletin, boş bulduğu her yere araba parketme merakı da malum.
Ancak lastikleri indirmekten başka çözümün akla gelmemesi üzücü. Örneğin otoparkın görünür birkaç yerine kocaman uyarıcı afişler asılabilir. Ya da Carousel'deki gibi otoparktan çıkış yapanlardan, alışveriş fişlerini göstermeleri istenebilir, fiş yoksa para alınabilir.


Yazara EmailM.Tamer@milliyet.com.tr