Yıllanmış markaların kriz atağı

Yıllanmış markaların kriz atağı



Son dönem gazete haberleri ve ilanlarından bir demet:
* Antalya'da bir şube daha açan Boyner Holding, Çarşı mağaza zincirine yeni bir halka daha ekledi.
* Yeni Karamürsel Mağazaları YKM, 22 Eylül'de Antakya'da, 6 Ekim'de de Mardin'de birer mağaza açtı. Geçtiğimiz cumartesi de YKM'nin Şanlıurfa mağazası açıldı.
* Ziylan Ayakkabı, 1 milyon dolarlık yatırımla ayakkabı mağazalar zinciri kuruyor. Yıl sonuna kadar 10 mağaza açmayı planlayan Ziylan, bundan böyle kendi üretimini kendi mağazalarında satacak.
Cuma akşamı da ben muazzam bir mağaza açılışındaydım. Mustafa Taviloğlu (nam - ı diğer Mudo), Maslak'ta 4500 m2'lik alan üzerinde giyimden mobilyaya antika otomobilden yelkenlilere aklınıza gelebilecek (ve de gelemeyecek) geniş yelpazede değişik ürünleri bulabileceğiniz Mudo Concept'i açtı. Gideceğiniz zaman karnınız aç olsun. Çünkü son dönemin giderek ünlenen kebapçısı Köşebaşı, mağazanın giriş katında şube açmış.
Ve Vakko İletişim Koordinatörü Berna Sağlam'dan gelen mektuptan öğrendiğime göre Vakko, gençlik markası Vakkorama'yla, Bakırköy - Yeşilköy - Ataköylü tüketicilerin ayağına gitmiş. Carousel Alışveriş Merkezi'nde geçen ay Vakkorama açılmış.
Daha da önemlisi Vakko, kilolu bayanlar için büyük beden ürünlerin yer alacağı Vakko X markasını geliştirmiş. Bugüne kadar neden yapmadıklarını zaten hep merak ederdim. Paralı Türk hanımlarının çoğu orta yaş ve üstü, kilolu, göbekli ve üstelik de kısa boylu. Ama ünlü yerli markalarımızın neredeyse tümü zayıf, uzun boylu bayanlara hitap ediyor. Bence krize rağmen yeni müşterileri yakalamaları zor olmayacaktır. Hatta özellikle varlıklı kesimde, gençler arasında obezitenin son yıllarda hızla arttığını da dikkate alarak Vakkorama'da da obez gençler için yeni bir marka geliştirirlerse, belki bir niş daha yakalamış olurlar.
Gördüğünüz gibi Vakko'dan Beymen - Çarşı'ya, Mudo'dan YKM'ye konfeksiyon ve perakende sektörünün yıllanmış markaları, krizde eli - kolu bağlı oturmak yerine, bugüne kadar dikkate almadıkları yeni tüketici kitlelerine ulaşmak için çaba harcıyorlar. Tıpkı Vakko'nun yeni stratejisinin anlatıldığı şu cümlelerde olduğu gibi:
"Tüm dünyanın ekonomik ve politik açıdan zor bir süreçte olduğu şu günlerde, problemlerin durarak ve bekleyerek aşılamayacağını düşünüyor, aksine her zamankinden daha hızlı hareket ederek daha çok şey üretmeye çalışıyoruz. Bu sebeple yeni mağazalardan yepyeni markalara kadar yoğun çalışma ve üretim içerisindeyiz."

Berlin'den e - posta gönderen okurumuz Burhan Civelek, "Referandum için ben de 5 milyar lira katkıda bulunmayı istiyorum," diyor.
Okurlarımız Sıtkı Kaylı ve Gürcan Küçük ise "Düşük ücretle çalışan işçileriz," diye başladıkları faks mesajını, "Halkın milletvekillerine ve hükümete vereceği cevabı görmek için, ücretlerimizin yüzde 5'ini, referanduma katkı amacıyla Yüksek Seçim Kurulu'na göndermek istiyoruz," cümlesiyle noktalıyorlar.
Burnundan soluyan, işinden çıkartılan, kuru ekmeğe talim edecek, ama onu bile bulamaz duruma gelen halkımızın öfkesi burnunda. Masamda yığılan faksları, bilgisayarımda dolup taşan e - postaları görseniz şaşarsınız.
Tek maddelik Anayasa değişikliğinin önünde şu andaki en büyük engel DYP'li milletvekilleri. Ak Parti de Saadet Partisi de olumlu oy taahhüdünde bulundu.
DYP Başkanı Tansu Çiller, erken seçimi zorlamak amacıyla Anayasa'ya yerleştirilen milletvekili zammını geri aldıracak değişikliğe sıcak bakmıyor. Siyasi taktik açısından haklı da olabilir, ama eğer itiraz ettiği konu bu ekonomik kriz ortamında milletvekili zammıysa, halk bunu affetmeyecektir.
DYP'li milletvekilleri eğer halkın nabzını bir nebze olsun tutuyorlarsa, genel başkanlarını ikna etmeleri ve Anayasa ayıbının ortadan kaldırılması girişimlerine destek olmaları gerekir.