Zamanımızı çalan THY’yi dava mı etsek?

Türk Hava Yolları’nın, başta rötarlar olmak üzere yerli müşteriyi bezdiren uygulamalarını, bu yazıyla noktalıyorum.
Eğer internet üzerinden çabucak bilet almak isteyenler, evde 3 saat
ekran başına çakılı
kalmak durumunda kalıyorlarsa, doğru-dürüst yolcu saymayı bile beceremeyen yer görevlilerinin sayısı giderek artıyorsa, gecikmeler nedeniyle aktarmalı uçuşlarda bavullar çıkmıyorsa sorun giderek büyüyor demektir.
İzmir’den yazan Zafer Yıldız, 9-10 saatlik Johannesburg uçağında 6 bin TL para verip, Business Class kabininde yatmayan koltukta uçmaktan, 4-5 saatlik orta mesafe yurt dışı uçuşlarına koltuk aralıkları çok dar uçakların konmasından yakınıyor.
Antalyalı okurum Özgür Berker, “THY yemekleriyle övünmeyi bıraksın; zamanında uçmaya baksın. O yemeklerin parası da benim cebimden çıkıyor. Bizler yemek değil, gideceğimiz yere zamanında varmak istiyoruz” diyor.

Kalite abidesiydi
Investment & Management’in teknik koordinatörü olduğunu belirten ve işi gereği çok sık uçak yolculuğu yapan okurum Tamer
Yavuz’un gözlemi şöyle: “THY’de hızla geriye giden bir kalite gözlüyoruz.
Kaliteli hizmet, kaliteli
servis, doğru program gibi insana değer veren unsurlar yerine, alt yapısı oluşturulmadan ve de yalnızca daha çok kâr etmeyi hedefleyen bir anlayışla yönetirseniz, YILLARIN KALİTE ABİDESİ bugün bu duruma düşer. Artık gecikmesiz hemen hiç uçuş olmuyor.”
Fransa’nın Lyon kentinden yazan ve “Zaman çalınması gibi büyük hırsızlık ve vurgunculuğu içime sindiremediğim için THY ile ilgili yazılarınızı üzüntüyle ama şaşırmadan okudum” diyen okurum Bora Akad ise bizlere mahkemenin yolunu gösteriyor:
“Bu laubaliliklere karşı verilecek en sağlıklı tepki, THY ile uçmamak değil, kanun yoluyla hak aramaktır. Sizin bir daha hiçbir şekilde ve hiçbir kimse tarafından geri getirilemeyecek değerli zamanınızı, hem de aldığınız biletin -yani elinizdeki KONTRATIN- geçerli garantisine rağmen çalan bu işletme ve servis anlayışı
dava edilmelidir. Ancak bu boyutta tepkiler -ki bildiğiniz gibi Amerika ve Avrupa’da çok yaygın- THY yöneticilerini zaman içinde müşterilerini sadece KOLTUK olarak görmekten caydırabilir.”

Zamanımızı çalan THY’yi dava mı etsek

Türk hukuku ne der?

Avrupa hukukunda bireysel haklara daha fazla saygı gösterildiğinden olsa gerek, benim yazıları okuyunca Bora Bey’in aklına hemen mahkemeye gitmek gelmiş.
Benim bildiğim kadarıyla zaman kaybı, Türk hukukunda yerleşik bir uygulama değil. Dahası sıradan insanımıza hakkını arama yolu neredeyse kapalı olduğu halde mahkemelerimizin iş yükü fevkalade yoğun. Hal böyleyken ben kalkıp da “THY zamanımı çaldı“ diye dava açsam, komik olurum herhalde!
Yine de gazetemizin avukatlarına danışmadan edemedim. “İş kaybınızı kanıtlamak şartıyla olabilir” dediler. Aslında “Üzüldüm, yoruldum, beni strese soktu” diye de dava açabilirmişim, ama böyle bir taleple
hâkimin karşısına
gittiğimde “Beni bununla ne meşgul ediyorsunuz?” diyebilirmiş.
Oysa bir hukuk devletinde herkesin yanlışından dolayı hesap vermesi gerekmez mi?