Ziraat'te görev(!) zararı nasıl oluştu?

Ziraat'te görev(!) zararı nasıl oluştu?



TARİŞ eski Genel Müdürü, SBF öğretim üyesi Prof. Dr. Oğuz Oyan, kamu bankalarındaki görev zararının, aslında hortum zararı olduğunu, salı günkü Cumhuriyet'te mükemmel anlatıyor. Keşke 19 - 21 Şubat arası torpilli bankalara düşük kurdan yapılan döviz satışı nedeniyle oluşan Merkez Bankası'nın görev(!) zararını da birileri bir makaleyle döküverse önümüze...
Aşağıda yerim elverdiğince yaptığım alıntı sizi tatmin etmezse, makalenin aslına ulaşabilirsiniz. O da yetmezse, Prof. Oyan'ın elinde ayrıntılı raporlar var: (Yandaki liste ise, dönemin Ziraat Bankası ve Hazine müsteşarlarını anımsamakta zorlanmamanız için)
"(...)Ziraat Bankası'nın görev zararı alacakları sorununun kaynağı, 1993 / 94 alım döneminde pamukta prim uygulaması nedeniyle bankanın Hazine emrine tahsis ettiği 315 milyon dolarlık kredidir. 2000 yılı Sayıştay Mali Raporu'na göre Hazine, bu 315 milyon dolarlık borcuna karşılık 1997'de Ziraat Bankası'na 712 milyon dolarlık bir geri ödeme yaptığı halde, bu geri ödeme karşılığında anaparanın sadece 51 milyon dolarlık kısmı tasfiye edilmiştir!
Dünyadaki herhangi bir ticari banka söz konusu olsaydı, bu geri ödeme tüm borcun tasfiyesine yeterdi. Oysa dolar bazında yılda yüzde 128'lik bir faiz yürütülen bu Ziraat Bankası alacağı, dünya tefecilik tarihi rekorları arasına girebilecek şekilde, 1998 sonunda 7.4 milyar dolara yükselerek bankanın toplam aktiflerinin yüzde 39'u büyüklüğüne ulaşmıştır.
1999 sonunda Hazine'nin bankaya borcu 11 milyar dolara yükselmiştir. Sayıştay Raporu'nun 2002 sonu tahmini ise borcun son yıllardaki gibi artmaya devam etmesi durumunda 1.5 yıl sonra 34 milyar dolara ulaşacağı yönündedir.
(...)Aslında Hazine'nin Ziraat'e pamuk primi dolayısıyla hiçbir borcu yoktur. 1997'deki geri ödemeyle bu borç fazlasıyla kapatılmıştır. Ancak Ziraat'in açıklanması sıkıntı yaratabilecek öbür faaliyetlerinden doğan zararlarını kamufle etmek için, vurun abalıya örneğinde olduğu gibi olayı, köylünün ve tarımın üzerinden örtbas etme yoluna gidilmiştir.(...)"

1994 Cihan Paçacı
1997 Salih Şevki Doruk (vekil)
1997 Yener Dinçmen
1998 Selçuk Demiralp

1994 Ayfer Yılmaz
1995 Nevzat Saygılıoğlu
1996 Mehmet Kaytaz
1997 Mahfi Eğilmez
1997 Yener Dinçmen
1999 Selçuk Demiralp

Çikolatada yüzde 20 indirim
Adı bizde saklı bir okurumuzun, Suadiye Divan Pastanesi'nden 10 gün arayla 2 kez çikolata alması gerekmişti. İkinci aldığında ödediği paranın daha az olduğunu görünce, acaba yanlış anlayıp az mı koydular diye kuşkuya kapıldı. Tezgahtara sorunca çikolataya yüzde 20 indirim yapıldığını öğrendi. Bu arada akşamüstü olmadan tükenen küçük sandviç ekmekleriyle paskalya çöreklerinin, saatler 20.30'u gösterdiği halde tezgahta müşteri beklemekte olduklarını hayretle fark etti. Talebin bu denli azaldığına şaştı kaldı. Anlaşılan Divan, basiretli satıcı olarak piyasa koşullarına hızla uyum sağlayıp fiyat indirimine gitmişti.
Divan Pastaneleri üst yönetimini aradığımızda, tüm şubelerinde nisan sonuna kadar 1 kilo madlenin 15.5 milyon liradan 12.4 milyona, pralinin 22 milyondan 17.6 milyon liraya indirildiğini öğrendik. İzahat da hoştu: "Bu sıkıntılı günlerde halkın ağzını bir nebze tatlandıralım dedik."
Bize göre talebin kolay kolay artacağı yok. Bu durumda Divan epeyce bir süre ağzımızı tatlandıracağa benziyor...