Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar krizinin diyalog yoluyla çözümünden yana olduğunu ifade ederek, “15 Temmuz’dan sonra bölgeye yapacağımız ziyaretle, diyaloğun artmasına belki katkı sağlayabiliriz” dedi



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, G20 zirvesinden ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmelerde Katar’a yönelik ambargonun da gündeme geldiğini belirterek, “Söylenen şey aynı; diyalog yoluyla çözüm. 15 Temmuz’dan sonra benim özel bir trafiğim olabilir” dedi.
Hamburg dönüşü uçakta soruları yanıtlayan Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

BÖLGEYİ DOLAŞMAK İSTİYORUM: (Putin ve Trump’ın Katar konusundaki tavrı) Söylenen şey aynı: Diyalog yoluyla çözüm. 15 Temmuz’dan sonra benim özel bir trafiğim olabilir. Bölgeyi tekrar dolaşmak istiyorum. Bölgeye yapacağımız ziyaretle, diyaloğun artmasına belki katkı sağlayabiliriz. Özellikle Katar, Kuveyt, Suudi Arabistan’a gitmeyi planlıyoruz. Arabuluculuk görevini Kuveyt üstlenmiş vaziyette. Kuveyt’in arabuluculuğunu biz de destekliyoruz. Benim kastettiğim, taraflar arasında diyaloğun artması için bir katkı sunmak...

İCRAATLARIMIZLA GÖSTERDİK: Hamburg’daki zirvenin aslında 5 başlığı vardı. Bunlar, terörizmle mücadele, küresel büyüme ve ticaret, sürdürülebilir kalkınma ve enerji, Afrika’yla işbirliği, göç ve küresel sağlık, son olarak da dijitalleşme, kadınların güçlendirilmesi ve istihdamı başlıklarından oluşuyor.

Hatırlarsanız, bizim ev sahipliğimizde 2015’te Antalya’da yapılan zirvenin ana teması, kapsayıcılık yani küresel adalet idi. Bu konular özellikle gündeme alındı. Afrika açılımımız meyvelerini vermeye başladı. Tüm dünyayı ilgilendiren meselelerle bizler gerçekten ilgileniyoruz. Bizler, ilgilenmenin lafını değil, uygulamasını yapan bir ülke olarak, 2005’i Afrika yılı ilan etmiştik. Nitekim, kapsayıcılık ve adalet anlayışımızı, gittiğimiz ülkelerde icraatlarımızla da göstermiş, göstermekte olan bir ülkeyiz.

Somali’de Türkiye imzası

Mesela herkesin donörler toplantısı deyip hiçbir şey yapmadığı Somali’nin başkenti Mogadişu’da bizler, dünyadaki en büyük büyükelçilik binamızı yaptık. Bunun dışında Somali’de üssümüz, yaptığımız hastanemiz ve sağlık elemanları yetiştirme programlarımız da var. STK’larımızın orada yaptığı birçok yatırımlar da var. Mogadişu Havalimanını bir Türk firmasının yapması, bizim bir Türk firmamızın işletiyor olması önemlidir.. Üstelik tüm terör örgütlerinin tehditlerine rağmen bizler, Türkiye merkezli STK ve firmalar ile birlikte Somali’de çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.

Bir diğer tema da kadının iş gücüne katılımı... Türkiye, kadının iş gücüne katılımındaki artış bakımından, gelişmekte olan ülkeler arasında en hızlı mesafe alan ülke. Bunun sebebi, kadınların eğitime erişimi ve fırsat eşitliği. Bu husustaki başarı da, Türkiye’nin yine kapsayıcılık ve adalet konsepti içerisinde gelmiştir. Özellikle ‘eşit işe eşit ücret’ anlayışımız bayağı ilgi görmüştür. 

İNSANİ KALKINMA YARDIMLARI: Kimin ne yaptığının  bilinmesi de elbette çok önemli. Örneğin İngiltere’nin hazırladığı bir raporda, şu anda insani kalkınma yardımı konusunda, 6.3 milyar dolar ile ABD ilk sırada görünüyor. İkinci sırada 6 milyar dolar ile Türkiye, üçüncü sırada ise 2.7 milyar dolar ile İngiltere var. Diğerleri çok geri kalıyorlar. 

Milli gelire kıyasla bir sıralama yapıldığında ise Türkiye birinci sırada. Bunlar Türkiye’nin bu konulardaki hassasiyetini göstermesi bakımından çok önemli. İkinci sırada ise Birleşik Arap Emirlikleri geliyor.

‘Dünyada örneği görülmeyen bir destan yazıldı’



(‘15 Temmuz darbe girişiminde sizi en çok etkileyen hikâye hangisiydi’ sorusu üzerine) Yaşananlar arasında, hikayeler arasında dediğiniz türden bir ayrım yapmak imkansız. Zira bu hikayelerin hepsi birbirinden değerli. Hele hele bazıları anlatılmaya gelecek gibi değil. Zırhlı araçlarla bariyerler arasına sıkışarak şehit olan hanım kardeşimiz Türkmenoğlu’ndan, Ömer’in (Halisdemir) hikayesine, yıllar yılı yanımda bulunan Erol Olçok’tan oğlu Abdullah Tayyip’in şehadetlerine varana kadar her bir hadise başlı başına bir değer. Rabbim bizleri de o makamlara ulaştırsın inşallah. İnsan bu hikayeler arasında bir ayrım yapamıyor. Aynı durum gazilerimiz için de geçerli. Geçen gün rehabilitasyon merkezine gittim, duygulanıyor insan. Kimisi ayağını kaybetmiş, kimisi kolunu, kimisinin nedeneyse başının yarısı gitmiş ama, hamdolsun hiç birinin imanı ve yüreği gitmemiş. Protezler takılmış yatağa mahkumlar ama, imanları ve yürekleri hala sapasağlam. Milletimiz 15 Temmuz’da, dünyada hiçbir örneği görülmeyen bir destan yazdı. Böyle bir milletin ferdi olmak hakikaten herkese nasip olmaz, milletimizle ne kadar gurur duysak az...

ASLA TAVİZ YOK: (FETÖ temizliği) Zaman verilemez buna. Virüsü iyice temizlemek zorundayız. İşte bu ByLock’larla, Eagle’larla, yeni haberleşme programlarıyla ortaya çıkıyor. Virüsü yakaladığımız yerde gerekeni yapacağız. TSK, Emniyet, yargı, bakanlıklar, aklınıza neresi gelirse gelsin, kurumlarımızı bu virüsten temizlemezsek yola nasıl devam edeceğiz, devletimizi nasıl ayakta tutacağız? Onun için bu konuda asla taviz yok! Yola kararlılıkla devam...

‘Büyükada’da yargı kararını bekleyelim’

(Büyükada’daki gözaltılar) Şu anda polis tutanaklarındaki bilgiler var sadece. Kastettiğim o tutanaklardaki iddialardır. Henüz erişemediğimiz, bilgimizin olmadığı konular da vardır tabii ki. Gözaltına alınan 9 kişiyle alakalı polis tutanaklarından yargı ne gibi bir sonuca ulaşır, ne tür bir karar alır onu bilemiyorum. Tabii o gruptan daha önce alınmış Taner Kılıç diye biri daha var ki onun durumu daha farklı. Onda Bylock çıktığı için FETÖ ile iltisaktan söz ediliyor. Büyükada’daki gözaltılarla ilgili temennim o ki bu süratle bu iş biter. Şu anda olay yargıda,yargının vereceği kararı beklemek lazım. Tabii bazı hadiselerde Batı’daki durum, hemen derlenip toparlanmaları da manidar. Bakın bu Deniz (Yücel) denilen şahsı, Hamburg’daki basın toplantımızda da yine sordular. Şansölye ile aynı şekilde, Norveç soruyor, takip ediyorlar yani. Hepsi belli merkezden hareket edercesine takip ediyorlar. 

‘Demelerine bakmayın’

Ayrıca, az önce değindiğim grubun, benim belediye başkanlığı yaptığım döneme atıfla, ‘Biz o dönemde, Erdoğan’ın kişisel düşüncelerinden dolayı mahkum edilmemesi yönünde açıklamalar yapmıştık’ demelerine bakmayın. Adamlar o dönemde biz onlara gittiğimizde bizi doğru düzgün kabul bile etmediler. Kaldı ki açıklama yaptınız da ne oldu? İçeri girdim, hapis yattım.

‘12 ikili görüşme yaptım hepsi çok verimliydi’



G20 zirvesi kapsamında ikili görüşmelerimiz de oldu. Almanya Şansölyesi ile zaten ilk akşam görüşmemizi yaptık. Ertesi gün BM Genel Sekreteri Guterres ile görüştük. Japonya Başbakanı, İtalya Başbakanı, Meksika Devlet Başkanı, Norveç Başbakanı, Gine Cumhurbaşkanı, Rusya Devlet Başkanı, Arjantin Devlet Başkanı, Dünya Sağlık Örgütü Başkanı, ABD Başkanı, en son da İngiltere Başbakanı ile görüştük. Toplam 12 ikili görüşme oldu. Ayaküstü görüşmeleri saymıyorum. Tümgörüşmeler verimliydi, genel itibarıyla memnun ayrıldık. Ayrılmadan önce basın toplantısı yaparak dünya basınına da soru cevaplar eşliğinde mesajlarımızı derli toplu verme imkanımız oldu. 

AYRIM YAPMAM: (En verimli görüşmenin sorulması üzerine) Ayrım yapmam, en sonuç alıcı şeklinde bir nitelemede bulunmam, doğru olmaz. Ben bütün görüşmelerin önemli olduğunu, verimli geçtiğini değerlendiriyorum. Dediğiniz türden bir niteleme yapmak, alınganlığa sebep olabileceği gibi görüşmelerden netice almayı da zorlaştırabilir. O yüzden şahsen ben, yaptığım tüm görüşmelerden gerçekten istifade ettim, çok faydalı görüşmeler yaptım. Nitekim onlar da, memnuniyetlerini, görüşmemizin ne denli faydalı olduğunu bizzat ifade ettiler. ABD, Rusya, İngiltere dahil tüm ülkelerle, üst düzeyde görüşmeleri sürdürme konusunda mutabık kaldık. İnşallah bu süreçleri elbette bakan arkadaşlarımız da devam ettirecekler.

SURİYE KONUSUNU GÖRÜŞTÜK: (Trump ve Putin ile görüşmeler) Her iki liderle de, Afrin, çatışmasızlık bölgeleri dahil Suriye konusunu en geniş kapsamda görüştük. Astana’yı görüştük, aynı şekilde Cenevre sürecini değerlendirdik. İlgili arkadaşlarımız, gerek ABD, gerek Rusya ile görüşmelerini devam ettirecekler. Dünya Petrol Kongresi nedeniyle İstanbul’a gelen ABD Dışişleri Bakanı Tillerson ile de bu konuları detaylıca görüşeceğiz. Bu konular, Putin’le olan görüşmemizde de gündeme geldi. Konuyla ilgili arkadaşlarımız Rusya’daki muhataplarıyla görüşmelerini sürdürecekler.

TÜRKİYE’YE KARŞI OLAN BİZİM DE KARŞIMIZDADIR: (‘FETÖ, PKK, YPG konularında Batılı ülkelerin tutum değişikliği var mı’ sorusu üzerine) Hangisiyle görüşüyorsak bize, ‘Bununla ilgili her türlü takibi yapacağız’ diyorlar. Tabii ki zaman zaman işin yargı boyutunda önümüze çıkarıyorlar; ‘Bunların yargıda da takibini yapacağız ama belgeler gerekiyor’ diyorlar. Bu konuda Türkiye’deki davaların neticelenmesi, yargının hüküm vermesi büyük önem arz ediyor. Akabinde diğer ülkelere mahkeme kararıyla gidildiğinde işimizin daha da kolaylaşacağını düşünüyorum. Bununla birlikte işin yargı boyutunu beklemeye gerek görmeyen, ‘Türkiye’ye karşı duranlar bizim de karşımızdadır’ diyen ülkeler de var. Ama biz elbette bu işin takipçisi olmaya devam edeceğiz.

‘Vicdansızlık kalpsizlik!’

Erdoğan, Sakarya’da yaşanan vahşetle ilgili soru üzerine “Suriyeli hanım kardeşimizle ilgili bu olay, tahammül edilebilir bir şey değil. Bu nasıl bir vicdansızlıktır! Bu nasıl bir kalpsizliktir! İnsanlıktan nasibi yok bunu yapanların” dedi. Erdoğan bu olayda sosyal medyada Suriyeliler aleyhine kampanyaların etkisi olmadığını belirterek “Onun bu hadiseyle bağlantısı olduğunu düşünmüyorum. Sapıklık bu. Dediğim gibi bunu yapanların insanlıktan nasibi yok” dedi.

‘Yolculuk esnasında millete çile çektirdi’

(Adalet yürüyüşü) Daha önce de söyledim. Bunların adaletle alakalı olduklarını düşünmüyorum. Benim belediye başkanı iken hapse atılmam Ecevit’in başbakanlığı döneminde gerçekleşti. O zaman DSP Genel Başkanı olsa da neticede CHP’nin her şeyiyle sahiplendiği biridir Ecevit. Merve Kavakçı’yı hatırlatmıştım size. Başörtüsünden dolayı, ‘Bu kadını atın buradan dışarı’ diye haykıran kimdi o vakit? Ecevit! Adalet falan dinlemediler. Kavakçı’yı başörtüsü nedeniyle Meclis’ten dışarı attıkları bile elinden vatandaşlığını bile aldılar. Bu ülkede tüm bunları yapanlar onlar işte. Şimdi bunlar mı adalet arıyor? Kendi partisinde genel başkanlığa aday olmak isteyeni dahi hazmedemeyip hemen disiplin kuruluna sevk ediyor. Bu mu adalet? CHP grup toplantısında kendisine karşı çıkan eleştirel sesler kesiliyor, tekme tokat dışarı atılıyor. Bunları yapan tutmuş adaletten bahsediyor. Yolculuk esnasında millete çektirdiği çileyi konuşmuyorum bile...

‘AB, yükümlülüğünü yerine getirmiyor’

(Mülteciler) AB’nin bu konuda yükümlülüklerini yerine getirdiğini maalesef söyleyemem. Bunu kendileriyle konuştuğumuz zaman, ‘Yerine getirdik, getiriyoruz’ diyorlar ama doğru söylemiyorlar. Mesela 3 milyar Avroluk taahhütleriyle ilgili olarak bunun finansını hazırladıklarından söz ediyorlar. Sayın Merkel’e dedim: ‘Bize böyle bir şey verilmiş değil. Finans olarak hazırladığınızdan bahsetmeniz bir şeyi halletmiyor. Zira böyle bir para gelmiş değil mültecilere’ Proje diyorlar. Kendilerine açıkça söyledim: ‘Biz proje safhasını çoktan geçtik. Şu anda projeyi görmek istiyorsanız, gelin Kilis’e, Gaziantep’e, Mardin’e gelin. Tüm sınır boyunda konteynırları, çadır kentlerimizi gelin görün...’ Batılılar bu konularda sürekli manevra yapıyorlar, dediğim gibi dürüst de davranmıyorlar.
 

Etiketler