Geçen hafta “TEOG’u yanlış buluyorum, TEOG kaldırılmalı. Biz TEOG’la mı geldik?” diyerek gerek lise gerek üniversitelere giriş sistemini masaya yatıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin şu anda eğitim reformu yaşadığını söyledi.



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TEOG’un kaldırılmasının ardından üniversiteye giriş sisteminde de değişikliğe gidileceğini, Türkiye’nin şu anda eğitim reformunu tartışmadığını bizzat yaşadığını ifade etti. Geçen hafta katıldığı bir televizyon programında “Ben TEOG olayını istemiyorum ve bunun yanlış olduğunu düşünüyorum. TEOG kaldırılmalı. Biz TEOG ile mi geldik?” diyerek TEOG’un kaldırılmasını sağlayan Erdoğan, daha sonra üniversiteye giriş sistemini de tartışmaya açtı. Erdoğan, “Ben o açıklamayı yapmamış olsam TEOG hâlâ ülkenin gündeminde kalacaktı. Baktım ki bu işe yeterince kulak asılmıyor, en iyisi açıklama yaparak gündeme taşıyayım istedim bunu” dedi.

Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için bulunduğu New York’tan ayrılmadan önce temaslarıyla ilgili beraberindeki gazetecilere bilgi verdi ve soruları yanıtladı. İşte Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

IRAK VE SURİYE ÖNE ÇIKTI: BM 72. Genel Kurulu vesilesiyle bir çok görüşme, bir çok toplantı yapmış olduk. Bu toplantılarda özellikle de gerek ikili bazı görüşmeler, gerekse de BMGK bazında yaptığımız Arakanlı Müslümanlarla ilgili toplantı, yabancı medyaya verdiğim mülakatlarla birlikte 20’ye yakın ikili görüşme gerçekleştirdim. Gerçekten ara vermeden adeta nefes almadan diyebileceğimiz görüşmeler oldu. Bu görüşmelerde Irak ve Suriye en öne çıkan konular oldu. Irak’taki son gelişmeler malum referandum konusu, Irak’ı da öne çıkarmış vaziyette. Yaptığımız mülakatta aldığımız görüşmeler olumlu istikamette.

YÖK’LE GÖRÜŞTÜM (TEOG ile birlikte LYS’nin de kaldırılması gündemde mi?) Bizim eğitim öğretimde çok ciddi bir dönüşüme girmemiz lazım. Bunların hiçbiri bizim geçmişimizde olan sistemler değil. Sonradan siyasi yaklaşımlarla eğitim öğretimin içerisine girmiş sistemler. Ben YÖK ile de görüştüm. Milli Eğitim ile de. Başbakanla mutabık kaldık. En kısa zamanda gereken adımlar atılacak.

EĞİTİMDE REFORMU YAŞIYORUZ (Kapsamlı bir eğitim reformunu ne zaman tartışabiliriz?): Şu anda tartışmıyoruz, yaşıyoruz. Mesela TEOG, ben o açıklamayı yapmamış olsam hala ülkenin gündeminde kalacaktı. Baktım ki bu işe yeterince kulak asılmıyor. En iyisi açıklama yaparak gündeme taşıyayım istedim bunu. Çünkü ailelerin hali ortada. Çocuklar bindirilmiş kıta. TEOG ne kazandırıyor bize? Sadece, stres stres stres... Masraf masraf masraf... O sistem, paraların genelde o namussuzlara (FETÖ’ye) akmasını sağlıyordu. Bu nedenle dershaneleri kapattık, biz devlet olarak hafta sonlarına takviye kursları koyduk. Çocuklarına kurs isteyen göndersin kurslara. İnat etmenin hiçbir anlamı yok. Sen devlet olarak çocuklarını yetiştiremiyorsan bir yerde suç bizimdir. Bunu aşmamız lazım. Ortayı düz ortaokulda okudun, buradan fen lisesine gidecek. Kendisine en yakın yere gidecek. Fazla müracaat varsa lise kendi imtihanını yapar. (ETÜT merkezleri) ETÜT merkezlerinin kalktı diye biliyorum. Milli Eğitime talimatı verilmişti bunun. Takviye kursları var onların yerine.

‘Ey ahali duymadık demeyin’

(‘Ana muhalefetin lideri ziyaretinizde kimseyle yan yana fotoğraf veremeyeceğinizi ileri sürdü’ sözleri üzerine): (Gülerek) Ey ahali duyduk duymadık demeyin. Duyanlar duymayanlara, görenler görmeyenlere anlatsın. Burada kimlerle görüştüğümüz, kimlerle bir araya geldiğimiz, kimlerle görüştüğümüz, fotoğraflarıyla, videolarıyla basında yer almışken, o tür şeyler söylenebilmesi gerçekten gülünç.

‘FETÖ elebaşını her nedense göndermiyorlar’

İSTESELER RAHATLIKLA VEREBİLİRLER: Donald Trump ile yaptığımız görüşmede malum FETÖ meselesi vardı. Onların gündeminde de papaz (FETÖ’den İzmir’de tutuklanan ABD’li papaz) meselesi vardı. O tabii ki şu anda yargının hakkında tutuklama kararı verdiği bir kişi. Yargının verdiği karar nedeniyle içeride. FETÖ’nün başıyla ilgili olarak malum bizler, ABD makamlarına 85 koli belge-bilgi verdik. Kendisi ABD’de yargı ve benzeri bir sürecin içinde de değil. Ama buna rağmen bize vermiyorlar. Halbuki isteseler bunu kişisel tasarruflarıyla rahatlıkla Türkiye’ye gönderebilirler. Ama nedense buna yanaşmıyorlar. Bunlar düşündürücüdür. Vakti geldiğinde ne düşündüğümüzü çok daha açık ortaya koyarız. (İade etmemek için hangi bahaneyi kullanıyorlar?) FETÖ’nün ele başıyla ilgili olarak biz talebimizi bir kez daha tekrarladık. 400 dönümlük arazide beyler gibi yaşıyor. Kendilerine belgeleri bilgileri de gönderdik. Bahane üretilmeksizin, bize iade edilmesi lazım... Burada özellikle de Türk Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi’nin himayesinde Türk Amerikan ile Amerika Müslüman temsilcileriyle bir araya geldiğimiz toplantı önemliydi. 2 binin üzerinde katılımın olduğu ve sadece Türk-Müslümanlarının değil, dünyanın değişik yerlerinde bir çok ülke Müslüman halkının katılımıyla bir toplantı oldu. Doğrusu bundan önce ABD’de böyle bir toplantıyı yapmamıştık. Ondan dolayı da bunu düzenleyen arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.

‘Kan kaybediyorlar’

FETÖ DİASPORASINA İNANMIYORUM (Amerikalı Türkler FETÖ’nün diaspora oluşturduğunu ve finansal olarak eski güçlerine kavuşmak üzere olduğunu söylediler. Siz ne düşünüyorsunuz? sorusu üzerine): Ben bu tür bir şeye ihtimal vermiyorum. Olabileceğine de inanmıyorum. Çünkü bunların elindeki güç etnik milliyetçiliğe bağlı bir güç değil diğerleri gibi. Her yerde kan kaybediyorlar. Hele hele mahkumiyetler başladığı zaman bunların durumu çok daha farklı olacak. Mahkumiyet kararlarından sonra onlar düşünecek. Bu konu diğerlerinin durumuna benzemez. Diğer taraftan da tabii Türkiye’de barınma imkanlarının olamayacağız çok net ortada. Önemli olan bizim millet olarak kararlı duruşumuzu ortaya koymamızdır. 

‘Arakan’ konusunda yeni bir şey yok’

Arakan konusuna gelince. Dünya maalesef Arakan konusunda halen sessiz. Arakanlı Müslümanlarla ilgili biz bir toplantı yaptık. Bu toplantıya reisicumhur noktasında bir ben katıldım, bir de İran Cumhurbaşkanı katıldı. Başbakan olarak Pakistan ile Afganistan başbakanları vardı. Endonezya devlet başkanı yardımcısı katılmıştı. Bunun dışındakiler dışişleri bakanı düzeyinde veya mülteci konularıyla ilgili bakanların katıldığı bir toplantı yaptık. Katılımda sayı iyiydi ama bana göre genel itibarıyla katılımcılar düşük düzeydeydi. Kim nasıl bir noktaya gelecek, tam olarak ne yapacak? Görünürde henüz ciddi bir şey yine yok. Bangladeş Başbakanı, ülkelerinde bir adayı tahsil etmekten bahsetti. Biz bu adanın durumunu öğrenmek için Kızılay, AFAD gibi heyetlerle gidip adayı incelemekte fayda var.

‘Zarrab’ı da konuştuk’

(Trump ile görüşmeniz ne kadar sürdü? Hangi konuları görüştünüz?): Görüşmemiz yaklaşık 45 dakika sürdü. Ağırlıklı olarak Irak ve Suriye’yi konuştuk. Onun dışında Rıza Zarrab, İzmir’de tutuklu olan papaz gibi konular da görüşüldü. Ayrıca 16 Mayıs’ta geldiğimizde korumalarla ilgili konu vardı. Bunları tekrar gündeme getirdik. (S-400 konusunu) Şu anda anlaşmamız tamam. Bizzat Putin ile konuştuk. Balistik olayı S-400’lerden çok önce konuşulan bir konuydu. Balistik konusunda da biz  ABD’ye güvendik. Ama onlardan maalesef aynı tavır gelince biz bu konuyu uykuya aldık.

ABD BİZİM GİBİ DÜŞÜNÜYOR: Bir diğer konu Irak’ta yapılacak referandum konusu. MGK’ya bu konuyu getireceğiz. Hükümetimize teklifimizi yapacağız. Bakanlar Kurulu’nun ardından da ‘parlamentoyu toplantıya çağıralım’ dedik. Bu Irak merkezli bir adım. Bu adımı atmak suretiyle de herhangi bir durumda artık bütün adımlar atılmış olmalı ve buna göre de bu işin üzerine gitmeliyiz. Kuzey Irak yönetiminin de ne yapacağını düşünmesi lazım. Irak Anayasası zaten kararını verdi. ‘Attığınız adım yanlıştır. Geçerliliği yoktur’ kararını vermiştir. Ama hala direniyorlar. Gördüğümüz kadarıyla ABD de bizimle aynı düşünüyor.Tabii bu konuda İran ile görüşmemiz çok önemli. İran’ın kararı bizimle örtüşüyor. Geleceğe yönelik bazı yaptırımlar konusunda İran ile adımları atmamız lazım ki geri adım atılmasın.

BARZANİ BU HALE GETİRDİ (Türkiye’nin Barzani ile ilişkileri iyiydi, nasıl oldu da neredeyse kopma noktasına geldi?): Bunu Barzani bu hale getirdi. Memurlarına maaş ödeyemez hale geldiklerinde onlara biz yardımcı olduk. Başbakanlığım dönemiydi, 2 milyar dolar kredi verdik ki maaş ödesinler. Fakat bunlar kadir kıymet bilmiyorlar. Yoksa bizim onlarla alıp veremediğimiz bir şey yok. Ne ABD ne Rusya bizim gibi yardım etmedi.

İDLİB’DE DURUM: Suriye’ye gelince aslında Astana’daki son toplantıda alınan kararlara uyarak adımlar atılmaya başlandı. Ve bu konuyla ilgili olarak da İdlib, çatışmasızlık bölgesiyle ilgili sınırlarda dışarıdaki karakollar Rusya tarafından, içerideki karakollar ise bizim tarafımızdan kullanılıyor. ÖSO ile buradaki süreci kontrol altında tutuyoruz. Heyet Tahrir-i Şam burada dağılmaya başladı. Bunların dağılması güneydoğudaki terör örgütlerini zayıflatmış bulunuyor. El Nusra da dağılma sürecine girecektir diye düşünüyorum. Pazartesi günü okullar açıldı. İdlib’de ilk defa çocuklar okula gitmeye başladı. Ancak rejim tarafından hastanenin vurulması kötü oldu.

‘TIR’LARI SAVUNAMIYOR’ (ABD’nin Barzani konusunda birlikte hareket etmesi ancak PKK/PYD konusunda farklı hareket etmesiyle ilgili Trump’ın bir izahı oldu mu?): Bu konuyla ilgili söylediklerimize karşı herhangi bir olumsuz bir yaklaşım sergilemedi. TIR’ların gönderilmesiyle ilgili bir şey söyleyemiyor. Seri numaraları falan bu konulara da girdiğimizde oraları da savunamıyor. Onun dışında mesela Trump bana S-400 konusunu açma gereği hissetmedi. Bu bizim kararlı duruşumuzun önemini gösteriyor. Tabii bir de şu var; ABD’liler benzer bir şeyi bize sunabilme noktasında değillerse bize bir şey diyemezler. Mesela Sig Sauer’i verme hususunda kongreden onay çıkmamışsa bizim elbette bekleyecek halimiz yok. Biz o işi kendi yerli silahlarımızla da görürüz. Atmaca ile Sarsılmaz ile işimizi görürüz. Öbürü marka, bizimki henüz marka değil. Ama bizimki de kullanmaya başladıktan sonra marka olur.

‘İsrail’in tavrı doğru değil’

(Türkiye referandum konusunda ne yapacak?) Cuma ve cumartesiyi izleyelim. O günler çok önemli. (Sınırlarımızı kapatabilir miyiz?): Kararlarımızı açıkladıktan sonra ne olacağını görmüş oluruz. Ama o topraklar sadece Kürtlere ait değil. Orada Türkmen’i var, Arap’ı var. Dolayısıyla birilerinin orada sadece kendileri varmış gibi hareket etmeleri son derece yanlış. İşin tarihi boyutuna girersek işler değişir. Orada Türkmenlerin parti merkezini ateşe verdiler. Birilerinin giderek istikametlerini iyice kaybettiklerini görüyoruz. (İsrail’in tavrı) İsrail’in bu tavrını doğru bulmuyoruz. Bunu New York’ta görüştüğüm Yahudi kuruluşlarının temsilcilerine de anlattım. İsrail’in ilişkileri menfi yönde etkileyecek tavırlardan uzak durması lazım. 

Etiketler