Cumhurbaşkanı Erdoğan, mülteci  krizine ilişkin olarak “Yüksek sınır duvarları ve dikenli tel örgüler arkasına saklanarak huzur aranmaz” ifadelerini kullandı

Erdoğan, AP’nin Türkiye ile yürütülen tam üyelik müzakerelerinin askıya alınması yönündeki kararına ilişkin ise “Bunun bir kıymeti harbiyesi yok. Bu karar bizi bağlamaz”  diye konuştu


Cumhurbaşkanı Erdoğan uçakta, aralarında Genel Yayın Yönetmenimiz Mete Belovacıklı’nın da bulunduğu gazetecilere gündemi değerlendirdi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 7-8 Temmuz’da 12.’si düzenlenen G20 Liderler Zirvesi’ne katılmak üzere özel uçak “TUR” ile TSİ 20.55’te Almanya’nın Hamburg şehrine geldi. Uçakta gazetecilere gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: 

G-20 ZİRVESİ: Küresel ekonomik işbirliğinin ana platformu haline gelen G-20’de yapılan görüşmeler, alınan kararlar büyük önem taşıyor. İnşallah bu toplantıda küresel ekonominin mevcut durumunu masaya yatıracak; büyümeyi, ticareti, yatırımları ve ekonomiyle ilgili diğer konuları istişare edeceğiz. Ayrıca, G20 ülkelerinin uygulayacakları politikaları özetleyen Hamburg Eylem Planı’nı ve ülkelerin Büyüme Stratejileri’ni değerlendireceğiz. Bu eylem planı ve stratejiler; mali ve parasal politikaların yanı sıra; yatırım, ticaret, rekabet ve istihdam alanlarında da önemli yapısal reform taahhütlerini içeriyor. Bildiğiniz gibi küresel finansal krizden bu yana sektörün krizlere karşı direncini artırabilmek için önemli düzenlemeler yapıldı. G20 de bu düzenlemelerin hayata geçirilmesine öncülük etti. Uluslararası finansal mimarinin ve küresel finansal güvenlik ağlarının daha da güçlendirilebilmesi için de yine G20 olarak kriz sonrası dönemde ciddi adımlar attık. İnşallah bu zirve, tüm bu adımların etkilerini değerlendirmek için önemli bir fırsat teşkil edecek. 

SERBEST TİCARET VURGUSU: Serbest ve adil uluslararası ticaret, bugüne kadar küresel ekonomik büyümenin motoru oldu. Ancak, kriz sonrası dönemlerde bazı ülkeler, ekonomik toparlanmalarını hızlandırabilmek adına korumacılığa yöneldi. Biz, Türkiye olarak, başından beri korumacılıkla mücadele edilmesi gerektiğine ve ticaretin serbestleştirilmesine vurgu yaptık. 

Hamburg Zirvesi’nde de yine serbest ticaret vurgumuzu daha da güçlü bir şekilde yineleyeceğiz.

2015 yılındaki dönem başkanlığımızda en az gelişmiş ülkelerin kalkınmasını öncelikli konulardan biri yapmıştık. Bu yıl dönem başkanlığını yürüten Almanya, bizim bu çabamızı Afrika kıtasını bir odak noktası olarak belirleyerek sürdürüyor. 

Göç sebepleri ortadan kalkmalı

MÜLTECİ KRİZİ: Dönem başkanlığımız esnasında mülteci krizinin hafifletilebilmesine ilişkin çalışmalar düzenlemiştik. Alman dönem başkanlığı göç-mülteciler konusundaki bu çalışmayı da düzenli göçün ekonomik katkılarını da içerecek şekilde devam ettiriyor. Mültecilere ilişkin olarak, bizim perspektifimiz, bu meselenin hem orta ve uzun hem de kısa vadeli yönlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğidir. Kısa vadede, uluslararası dayanışma ve yardımlaşmayı bir an önce tesis etmeliyiz. Orta ve uzun vadede ise insanları göçe zorlayan esas sebepleri ortadan kaldıracak adımlara yönelmeliyiz. Yüksek sınır duvarları ve dikenli tel örgüler arkasına saklanarak huzur aranmaz. Mültecilerin dramlarını görmezden gelerek, bu insanları dışlayarak, gettolara mahkum ederek meselenin çözülemeyeceği ortadadır. Hamburg’da da tekrar bu hususların altını çizeceğiz. Barış ve istikrar, güçlü bir ekonomiye ulaşmada kritik öneme sahiptir. 

‘Kıbrıs müzakerelerini  konuşacağız’

Hamburg’da ayrıca Kıbrıs müzakerelerinde gelinen son nokta hakkındaki görüşlerimizi de paylaşacağız. İkili görüşme yapacağımız liderler arasında Almanya Başbakanı Merkel ve Rusya, İngiltere, Japonya, Meksika, Güney Kore, İtalya, Arjantin, Meksika devlet ve hükümet başkanları da var. 

‘Hiç kimsenin geleceğimizi karartmaya hakkı yok’

Bugün küresel istikrarı tehdit eden en ciddi bela; terördür, teröristlerdir. Son saldırılar, dünyanın hiçbir ülkesinin terör tehdidinden uzak olmadığını göstermiştir. Bakınız biz yıllardır, terörle mücadelede ilkeli, tutarlı ve kararlı bir duruş sergilenmesi gerektiğini vurguluyoruz. Farklı gerekçelerle teröre şaşı bakmanın, eli kanlı caniler arasında ayrım yapmanın yanlışlığını ifade ediyoruz. Unutulmamalıdır ki; terörle çuvala giren, ısırılmaktan kurtulamaz. Hiç kimsenin kısa vadeli hesaplar adına geleceğimizi karartmaya hakkı yoktur.

Katar gündemimizde olacak


Cumhurbaşkanı Erdoğan Hamburg’ta Türk vatandaşlarla fotoğraf çektirdi. 

ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ: Resmi toplantıların dışında pek çok ikili görüşme de gerçekleştireceğiz. Bu kapsamda dünyanın önde gelen ülkelerinin liderleri ve uluslararası örgüt yetkilileriyle bir araya geleceğiz. Yapacağım görüşmelerde  özellikle Orta Doğu ve Körfez bölgesindeki son gelişmelere değineceğim. Katar meselesi gündemimizde olacak… Körfez’deki kardeşlerimiz arasında gerginlik, kırgınlık, kriz arzu etmediğimizi her fırsatta ifade ettik, ediyoruz. Sorunun aşılması, sağduyu ve aklıselimin hâkim olması için ilk günden beri büyük çaba gösterdik. Bu krizin “devletlerin egemenliğine saygı çerçevesinde” çözülmesi için elimizden geleni yapmayı sürdüreceğiz.

‘Zulme rıza gösteremeyiz’

Körfez’deki gerilimde Türkiye Katar’ın hakkını korurken Suudi Arabistan ve diğer ülkelerle ilişkimizin zarar görmemesine de özen gösteriyor. Bu gerilim Suudi Arabistan’la ilişkilerimizin bozulmasına neden olabilir mi? Çünkü diğer ülkeler Türkiye’ye aynı özeni göstermiyor gibi... 

Biz, kendimizden sorumluyuz. Şüphesiz ki biz dostlarımızla münasebetlerin bozulmasını istemeyiz. Ancak zulme de rıza gösteremeyiz. Benim karakterim ve inancım bu. İlkelerimize riayet etmeyeceksek, batsın bu siyaset! Zulme rıza gösterilemez. Doğruları söylemekten çekinmemek lazım. Ben Katar’ın önüne konulan 13 maddeye baktığım zaman, bunu da bir siyasi intihar olarak görüyorum. Bunların ne devletler hukukunda yeri var ne de uluslararası ilişkilerde yeri var. Katar’a adeta “sen devlet değilsin” denilmek isteniyor. Bu iş değil. Hem basın özgürlüğü diyorlar hem El Cezire’yi kapat diyorlar. Basın özgürlüğünü savunanlar nerede? Bir tek Birleşmiş Milletler’den itiraz geldi, kabullenmek mümkün değil dediler.  Mesela “Türk üssü kapatılsın” deniyor. Ama ABD’nin Fransa’nın üslerine birşey dedikleri yok. France 24 kanalı bana bu üs meselesini sordu.  Jest olsun diye çekilir misiniz diye sordu. Ben anlaşmamıza sadık olduğumuzu belirttim. Niye çekilelim? 13 maddeyi verenler istedi diye çekilmeyiz. Bu Katar ile Türkiye arasında bir konu. Dolayısıyla böyle bir şeyi ancak Katar isterse, ancak Katar’a jest olsun diye yaparız. Kaldı ki 2014 yılında Suudi Arabistan için de bir üs önerisinde bulunmuştum. Katar’la ilk adımı attığımız o süreçte, Hadimü’l-Haremeyn Kral Selman’a arzu ederlerse Suudi Arabistan’da da bir üs düşünülebileceğini ifade etmiştim. Muhammed bin Selman da yanımızdaydı. Teklifimizi reddetmediler, değerlendireceklerini söylediler.  Ancak üzerinden 3 sene geçti cevap gelmedi. Katar’ın cevapları yerinde. Mesela, CENTCOM ve Fransa’nın Katar’da üs kurmak için Körfez İşbirliği Konseyi’nden izin almadıklarına dikkati çekiyorlar. Biz haklının yanında olmalıyız. Uluslararası camia bu gerilime sessiz kalmamalıdır. Bu, uluslararası hukuku da ilgilendiren bir konudur. Katar’a terör devleti demek de büyük iftiradır. Ben Baba Emir’i de hali hazırdaki Emir Temim’i de gayet iyi tanırım, Katar iddiaların tam tersine teröre karşı sürekli mücadele etmiş bir ülkedir.

‘Rakka görüntüsü DEAŞ’ı aratmıyor’ 

SINIRIMIZDAN DEAŞ’I TEMİZLEDİK: Suriye politikamızı, beklentilerimizi de bu zirve vesilesiyle muhataplarımıza bir kez daha aktaracağız. Fırat Kalkanı Operasyonu, sınırlarımızı DEAŞ teröründen temizlediği gibi, 100 binin üzerinde Suriyeli kardeşimizin de evine dönmesini sağladı. İhtiyaç ve gerek duyduğumuzda benzer adımları atmayı sürdüreceğiz.

YANLIŞTA ISRAR EDİLMEMELİ: Rakka operasyonunda taşeron rolü verilen terör örgütünün yol açtığı sıkıntıları, işkenceleri, insanlık dışı zulümleri hep beraber izliyoruz. DEAŞ terörünü aratmayan sahneler yaşanıyor. Meşru aktörlerle, sahanın gerçek sahipleriyle işbirliğine gidilmediği zaman, ortaya çözüm yerine işte böyle çetrefilli sorunlar çıkıyor. Temennimiz; yanlışta ısrar edilmemesi,  Suriye’nin ve bölgenin geleceğinin daha fazla tehlikeye atılmamasıdır. 

‘Kararın kıymeti harbiyesi yok’

Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Türkiye ile yürütülen tam üyelik müzakerelerinin askıya alınması yönündeki kararı hakkında ne düşünüyorsunuz?  

Bunun bir kıymeti harbiyesi yok. 

Bu karar bizi bağlamaz. 

Kıymeti yok dediniz ama AP’nin kararı bir ilk olma özelliği taşıyor. Merkel’le görüşmenizde bu konu da ajandanızda yer alacak mı?

Bu konu benim gündemimde yok. 

Ajandama alırsam önem vermiş olurum. 


‘Afrin’i ABD ile görüşeceğiz’

Afrin konusu masaya gelecek mi? Almanya’da Putin ile de görüşeceksiniz. Türkiye’nin Rusya’dan talepleri ne olacak?

Çatışmasızlık bölgelerine ilişkin atılacak adımlar zaten harita üzerinde de belli. Rusya’nın bu konuda bir rahatsızlığı yok. Biz Rusya ile bu bölgeyi belirlemişiz. Afrin’den bize olan saldırılar Rusya’nın kontrolü dışında olan olaylardır. Biz de bunlara angajman kuralları içinde karşılık vermeye devam ediyoruz. Bu Azez bölgesi ve Mümbiç için de geçerlidir. ABD Başkanı Donald Trump’la zaten telefonda yeni görüştük. Hamburg’ta bir görüşme fırsatı olur mu, bilemiyorum. Ama ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ile pazartesi günü İstanbul’da zaten görüşeceğiz. 

AVRUPA’YI UYARIYORUZ:  Ülke olarak, gerek DEAŞ, gerek PKK-PYD, gerekse FETÖ konusunda, muhataplarımızı bilgilendirmeye, uyarmaya devam edeceğiz. Her yıl PKK Avrupa’da on milyonlarca euro topluyor. Terörün finansmanının engellenmesinde Avrupa’ya önemli  sorumluklar düşüyor. 
 

Etiketler