Voleybola doyduk

14 Nisan 2014

Teledünya Süper Kupa erkekler finali beklediğimiz gibi başladı. Gücün çarpışmasında biri kırılacaktı. Kırılan Fenerbahçe oldu. Ama kilidin anahtarı Halkbanklı oyunculardan biri değildi. Ne yazık ki günün en başarılı oyuncusu Fonteles’in gereksiz yere Antrenör Castellini ile giriştiği diyalog sonrası tamamen oyundan kopmasıydı.
Castelliani’nin yaptığı oyuncu değişikliğine takılıp kaldı. Castelliani, Kemal’in yerine genç Uğur’u oyuna almıştı. Bence de gereksiz bir değişiklikti. Ama sen iyi oynuyorsun diye antrenörün de işine karışma hakkını alamazsın. Üstüne üstlük Aslan da ortadan üst üste attığı paslarda hata olunca oyundan düştü. Böylece Halkbankası beklemediği kadar kolay bir beşinci set oynayarak kazandı.
Fenerbahçe adına salonu dolduran seyirciye yazık oldu. Bütün bu anlattıklarım Halkbankası’nın kazandığı kupayı hak etmediği anlamına gelmesin. Sonuna kadar hak ettiler. Özellikle Djuriç girdikden sonra hücum problemini çözen Halkbank’da Hüseyin hiç oyundan düşmeden takımını çok iyi oynattı. Resul günün en etkili oyuncusuydu. Nuri göğsünü siper etti. Juantorena çok iyi oynadı. Kaziyski inişli çıkışlıydı. Emre az pas aldı ama özellikle servislerle çok iyiydi. Beni en çok şaşırtan antrenör Stoytchev’in gösterdiği oyuncuları motive eden yönetimiydi. Sezon başından beri böyle davransa şu an da Halkbankası belki de Şampiyonlar Ligi şampiyonuydu.
Kızlarda aralarındaki son maçı kazanmanın psikolojik avantajıyla Fenerbahçe çok iyi başlamasına rağmen 2-0 öne geçse de Vakıfbank muhteşem bir geri dönüşle Gözde’nin yıldızlaştığı maçı ve kupayı 3-2 ile kazandı. Fenerbahçe çok etkili servislerle Vakıfbank’ın hücumlarını hem blok, hem de defansta keserek çıkan toplarda Kim ve Fernanda Garayla sonuca gitti. Vakıfbank’ın maçı brakmayan ve agresif bir oyun ortaya koyan en büyük silahı Gözde’ye Brakoçeviç de destek olunca Naz da rahatladı. Orta hücumlarını iki pasör de az kullandı. Bunda iyi servis atılması da rol oynadı. Bir ara oyundan düşse de Costagrande de iyiydi. Her zamanki gibi kenardan da iyi destek alan Guidetti kazanan taraf oldu. Organizasyon seyircisiyle, voleybol kalitesiyle İzmirlileri voleybole doyurdu.

Yazının devamı...

Tarihe tanıklık

30 Mart 2014

Bir dakika bile yorulmayan, tempoyu maça göre ayarlayan özel teşekkürü sonuna kadar hak eden muhteşem bir seyirci vardı iki finalde de... Dile kolay iki ekol ülkeyi dize getirip şampiyon oldu Fenerbahçe. Önce şövalyeler İtalyan Latina’yı 3-0’la devirdi. Daha sonra sahaya Sarı Melekler çıktı. Onlar da Rus Uralochka’yı 3-0’la devirip mutlu sona ulaştılar.
Miljkoviç ile Aslan’ın yıldızlaştığı ilk maçta Serkan yaptığı defans ile maçın kolay kazanılmasını sağladı. Erkek voleybolunun güçle sahaya koyduğu mücadeleyi Marshall gibi uçan adamla beraber seyretmek keyifli oluyor. Antrenör Castelliani ve kenar ekibine ayrıca teşekkür etmek lazım. Bu kadar egoları yüksek oyunculardan böyle bir takım oyunu çıkarmak kolay iş değil.
Sarı Meleklere gelince; iyi başladıkları ilk setten sonra Chaplina ve Ruiz’le direnen rakibi karşısında zorlansalar da net bir skorla şampiyon olmayı başardılar. Bauer inanılmaz iyi blok yaptı. Ortadan Eda, özellikle pasör Elif girdikden sonra hücumda tutulamadı. Fernanda çok kaliteli bir smaçör. Oyunun her yerinde var. Libero Merve iyi bir sene geçiriyor. Ancak Kim en büyük farkı yarattı. Pasör çarprazı Anetta inişli çıkışlı oynasa da bileğini iyi kullanan smaçörlerden. Abondanza ilk senesinde Cev Kupası’nı kazanarak iyi sınav verdi. Salona girdiğinizde kulübün inancını her yerde görüyordunuz. En başta Başkan Aziz Yıldırım ve tüm yönetim maçtaydı. Koçların Koçu Ali Koç sempatik tavırlarıyla yine Rock Star tadında sahadaydı. Atmosferiyle tarihi bir an yaşadık. İnsanın tarihe tanıklık etmek için oradaydım demesi gereken bir andı. İyi ki bu ailenin bir parçasıyım. Voleybol ailesine ve Türkiye’ye kutlu olsun.

Yazının devamı...

SAĞLIK OLSUN

24 Mart 2014

M uhteşem bir atmosferde başladı Şampiyonlar Ligi finali. Maçın başında anladık ki, bir önceki maçın en iyi smaçörü Juantoreno pek gününde değil ama elinden geleni yapıyor. Niyeti iyi sonuçta. Hücumda Tzourıts ve Kazyski ile sayı aradık. Pasör Raphael inatla ortadan oynamayarak bizleri çıldırtsa da mücadeleye devam.
Rus Belgorod ise dev yıldızı Musersky yerine köşelerden İlnykh ve Teyukhin ve Grozer ile hücumda sayı bulurken, biz sadece köşelerden oynadığımız için pasör çaprazı Grozer blokda yıldızlaştı. İki gün de muhteşem oynayan liberomuz Nuri Şahin’in takımın oyundan kopmamasında payı çok büyük. İyi servis bu maçın ilacı. Kazyski ve Tzourts ile serviste ikinci sette üstünlüğü ele geçirdik. Üçüncü setin sonlarında Hüseyin, Emre Can ve Nuri’yle mücadele ederken bu tablodan çok hoşlandığımı fark ettim. Ne zaman ki erkeklerde de sonuca etki eden oyuncuların çoğunluğu Türklerden oluşacak o zaman erkek voleybolu istediğimiz yere gelmiş olacak.
Yüreklerimizin ağzımıza geldiği 4. sette 22-19 öndeyken kaybetmemiz bu güzel oyuna yakışmadı. 5. sete kalsa her şey olabilirdi. Ancak ben sporcunun mücadeleyi bırakmayanını ve sonuna kadar galip gelmek isteyenini seviyorum. Aslanlar gibi mücadele ederek finale yakışan mücadelelerinden dolayı tüm Halkbank ailesini kutluyorum. Bu kupa bir gün Türkiye’ye erkeklerde de gelecekse buna inanan Halkbank gibi öncülere ihtiyacımız var. Sağlık olsun.

Yazının devamı...

Kızlarımıza teşekkürler

17 Mart 2014

CEV Şampiyonlar Ligi final gününe Eczacıbaşı’nın mağlubiyet haberine üzülerek başladık. Tekrar olmasın diye nedenlerini konuşmaktansa hak eden kazandı diyelim. Yalnızca Skowranska gibi servis karşılama problemli oyuncunun üstünden neden oynamadığımızı merak ettiğimizi söylemekle yetinelim.
Vakıfbank’ın ise final maçını kazanacağına o kadar inanmıştık ki, son sayıya kadar geri dönüş bekledik. Önce iyi oynadığımız ilk seti Brakochevic’in kötü oyununa rağmen alabilirdik. Ancak Larson’u ve Gamova’yı durduramadık. Ama iyi servis atıp, iyi de blok yapıyorduk. Sorun hücumdaydı. İkinci sette ise hem kötü servis attık, hem de servis karşılamada Costagrande üst üste hatalar yapınca Naz takımı gerektiği gibi oynatamadı.
Yüksek Rus bloğu devreye girince farklı skorla bu seti de kaybettik, ancak biraz ürksek de Vakıfbank’ın geri dönüşünü bekledik. Ama bazen bu geri dönüş elinizde olamayabiliyor. Kazan, Gamova’yla buna izin vermedi. Çok iyi ve istekli oyunla şampiyonluğu hak ettiler. Rus kadın voleybolu önce son Avrupa şampiyonluğunu, şimdi de Şampiyonlar Ligi’ni kazanarak kupayı ülkelerine götürdüler. Gözde ve Costagrande ile sıkışık anlarda Kazan bloklarını aşamadık. Gamova gibi bir pasör çaprazının sonucu nasıl değiştirdiğini görmüş olduk. Her şeye rağmen özellikle son sette son ana kadar mücadele eden kızlarımıza teşekkürler.

Yazının devamı...

Kazanan Türk voleybolu oldu

16 Mart 2014

Türk voleybolu kadınlarda destan yazmaya devam ediyor. Dile kolay Vakıfbank’ın 4. finali. Bu kupanın en büyük favorisi olan Vakıfbank,
Eczacıbaşı’nı bir kez daha yenerek
finale adını yazdırdı.
Maç ile ilgili oyuncu özelinde çok fazla söze gerek yok. İki takım da kazanmak için ellerinden geleni yaptılar. Ama iki takım arasında en bariz fark, yönetimsel olduğu için ben biraz oralara dokunmak istiyorum. Önce buraya gelmeyi kafasına koymuş iki takımın transferleri ve oyuncu kurgusuna baktığımızda Eczacıbaşı yanlış transferleriyle sezona damgasını vurmuş durumda.
Bu kadar yabancı oyuncu alınıp Şampiyonlar Ligi yarı finalinde iki yabancıyla oynuyorsan burada bir hata var. Bu arada oynayan Neslihan, Asuman, Esra, Büşra ellerinden geleni de yaptılar. Ama en kritik sayılar dahil, takımın oluşması dahil, bu takımın saha yönetimi komple sınıfta kalmıştır.
İki takım arasındaki en büyük fark kenar yönetim farkıdır.
Guidetti oyuncularını kafaca ve fizikçe hazır tutma becerisinin meyvelerini toplamıştır bu maçta. Naz’ın, Çağla ile zorunlu gözüken oyuncu değişikliğinden bile fayda sağlamış bir takımdan bahsediyoruz. Tam yerinde Brakocevic-Polen değişikliği galibiyetin önemli bir faktörlerinden biri olmuştur. Bütün bunları sahada uygulayan kim? Sahanın tartışmasız kralı olan Guidetti’dir. Çok şey söylenebilir ama, yerli-yabancı tercihinde, iyi yabancı antrenörlere evet. Ama Michelli gibi sıradan yabancı antrenörleri ısrarla bu seviyede takımlarımızın başında artık görmek istemiyorum.

Yazının devamı...

Kayıp Sultanlar

12 Eylül 2013

Milliyet ailesine katılmaktan gurur duyduğum bu ilk yazımın galibiyet için olmasını isterdim. Akdeniz Oyunları’nda başlayan durgunluk Grand Prix’de devam ederken gözümüze giren sinyalleri görmemeyi tercih ederek Genç Rusları yeneceğimizi her yerde söyledik. Maçı izleyince aslında iyi ve gününde, pardon iyi yılında olan Sultanlar bu maçı alırdı diye düşünüyorum. Barbolini gerek kadro seçiminde gerekse de saha içi yönetiminde beklediğimiz performansı ortaya koyamadı, Bu takımda 12 kişi de katkı sağlardı.
Bir önceki Avrupa şampiyonasını hatırlayın... Kenardan ne çok oyuncu katkısıyla setler hatta maçlar aldık.. Şu anki takımda kimim hangi sayıda kimin yerine gireceği bile belli. Ağzıyla kuş tutsa o görev bittiğinde kenara dönecek. Bizim milli takımın modeli bu değil.
Barboli’nin kariyerini tartışmak emeğe saygısızlıktır. Ama bazen doku tutmuyor. Kötü servis attık. Çok kötü servis karşıladık. Seda’yı ve Gözde’yi Rus bloklarına yem ettik. Emektar yıldızımız Neslihan da olmasa ne işimiz var burada diyenler çıkabilirdi. Ancak asıl sorunları masaya yatırmazsak bu günleri ararız. En başarılı takım sporu olmaktan bahsedemez hale geliriz. Erkek basketçilerin haline acırken daha beter oluruz. Öncelikle derin kadro yapısını tekrar ayağa kaldırmalıyız . Esra Gülden ve Neriman’ın neden olmadığını iyi irdelememiz lazım. Eda’yı bir an önce iyileştirmeliyiz . Eğer iyileşmiyorsa acilen pasörün yanında oynayan, tek ayağı iyi yapan birilerini milli takıma monte etmeliyiz.

Yazının devamı...