Türk Hava Yolları’nın havaalanındaki bilet gişesinin önünde bir kişi vardı. Arkasında kuyruğa girdim.
Az sonra aralarında konuşan iki erkek, telaşla geldi. Ceketli kravatlı olanın elinde bir e bilet vardı. Diğeri, asık suratlı ve hödük tavırlı olanı, onun refakatçisi olmalıydı. Kravatlı olanı solumda ve biraz arkamda durdu. Hödük, gişede işini görmekte olan kişinin sağında, benim önümde mevzilendi.
Bu şekilde bir kütle meydana getirdik.
Eğer bir veya birkaç kişi daha gelirse, kimin kimin arkasında olduğunu bilemeyecekleri için kendilerini rastgele kütleye ekleyecekler. Sıraya girme kültürü veya eğilimine sahip olsalar bile, sıraya giremeyecekler çünkü kimin arkasında duracaklarını bilemeyecekler. Çünkü sıra yok. Kütle var.
Onlardan sonra gelenler de sıraya giremeyecekleri için kütle büyüyecek. Kütle ile birlikte kargaşa da büyüyecek.
Bu olgu bir hipotez oluşturuyor: Genel bir kural olarak, bir mal veya hizmetin sıra ile satıldığı mekanlarda Türkler sıra meydana getirmez, kütle meydana getirir.  
“Sıra kültürü olmaması”, terbiyesizlik, saygısızlık veya hödüklüğün bu olguda baş rol oynamadığını sanıyorum. Her ne kadar bunlar kişi bazında etkili olsa da.
Bence esas neden güvensizliktir.
Kişi, sıraya girerse, verilen mal ve hizmetin sıraya göre verileceğine, adil bir şekilde dağıtılacağına güvenmediği için sıraya girmek istemez. Ya gişedeki kayırmacılık yapacaktır, diye düşür. Ya birileri sırayı bozacaktır.
En iyisi, mümkün olduğu kadar gişeye yakın bir yerde durmak, hem gişedekini hem de sıradakileri denetlemektir.
Gişeye yakın olmanın ek bir avantajı da var. Memurla göz teması kurup “İşimiz çok acil, bi zahmet...” falan denebilir. Bu şekilde bir başkasının yapacağı veya yapmayı düşündüğü kesin olan şeyi yapmak için stratejik avantaj elde edilir.
Bir de, kütle yaparsan sıranın kimde olduğu kesin olmaz. Bir numara ile daha önce gelenlerin önüne geçilebilir.
Türkiye, yeryüzünde, insanların birbirine en az güvendiği üç ülkeden biridir. Türkiye’de insanların yaklaşık onda biri genelde insanlara güvenebileceğini söylerken, İskandinav ülkelerinde bu oran yüzde 80’ler civarındadır.
Bu bilgi de ikinci bir hipotezin oluşmasına yol açıyor:
Sıra düzen demektir. Kitle kargaşa demektir. Türkiye’de insanlar birbirine güvenmedikleri, haklarına saygı duyulacağına inanmadıkları için sıraya girmek istemez. Sıraya girmemek, yani düzen yerine kargaşayı seçmek, yaygın bir eğilimdir. Birçok alanda, değişik şekillerde tezahür eder.
Bu nedenle, Türkiye bir sıra değil bir kitledir.
Bu nedenle trafiği, mahkemeleri, eğitimi, değişik mezhep ve ırklara mensup kişilerin arasındaki ilişkileri düşünün, Türkiye’ye düzen değil kargaşa hakimdir.
Bilmiyorum bana katılıyor musunuz?
NOT: Ölü Mcbook ve ebediyen kaybetmek. Bu konudaki yazımı çarşamba günü okuyabilirsiniz.

Etiketler