'68 Mayısı: 30 Yıl Sonra

'68 Mayısı: 30 Yıl Sonra

       TARİHİ olaylar bir zaman parçası sonunda yeniden değerlendirmeye alınabilirler. Bir süreç içinde farklı görüşler belirmiştir. Perspektifler değişmiştir. Bazı tarihi olaylar bunun için ikiyüz yıllık bir süreye ihtiyaç gösterirler. Büyük Fransız İhtilali gibi. Bazıları içinse otuz sene yeterlidir. Paris'teki '68 Mayısı gibi.
       Bunu ilk 1989'da Fransız İhtilali hakkında bir araştırma dizisi çalışmalarına başladığımda farkettim. - Bu dizi 1989 Temmuzu başında MİLLİYET'te yayımlandı -. Fransızlar "200. yıl" için büyük hazırlıklara girişmişlerdi. Sadece Fransa'da değil, hemen her ülkede "Fransız Devriminin 200. yıldönümü komiteleri" oluşturulmuştu. Ancak bir soru, birden, bütün çapraşıklığıyla ortaya çıktı: Düzenlenecek törenlere ne denilecekti? "Kutlama töreni" mi? Fransız Devrimi hep insanlığın, hele hak ve özgürlükler alanındaki en önemli aşamalarından biri olarak değerlendirilmemiş miydi? Ancak artık madalyonun bir de öteki yüzünün bulunduğu hatırlanıyor, hatırlatılıyordu. Ünlü Le Monde'un okuyucu sütununda bir Fransız soruyordu: "Neyi kutlayacağız? Fransızların Fransızları kütle halinde katletmesini mi?" 200. yıldönümü vesilesiyle yayımlanan sayısız eserden bir tanesi şu dehşet verici ismi taşıyordu: "Fransızların Fransız soykırımı".
     
Fransa 200. yıldönümü "Anma" olarak değerlendirdi. MİLLİYET'teki yazı dizisi de "Fransız Devrimi yargılanıyor" başlığıyla yayımlandı. Tarihi olayın kutlanacak veya sadece anılacak taraflarını gözler önüne sermeye çalışmıştım.

       Bugün, 30. yıldönümünde '68 Mayısı da benzer bir kaderin sahibi. En fazla akis yapanı Paris'in öğrenci mahallesinde patlayan olay bazılarınca, 1917 Bolşevik İhtilali hakkındaki meşhur kitabın ismi "Dünyayı sarsan 10 gün"den esinlenilerek "Dünyayı sarsan gençlik ayaklanması" diye adlandırılmıştır. Buna karşılık şimdi "Salon İhtilali" yaftası aynı Fransa'da daha fazla revaç bulmaktadır. '68'lilerin ayaklanmayı başlattıkları Nanterre Üniversitesinin '98'li öğrencileri bunu "asla tekrar edilmemesi gereken bir hareket" olarak lanetlemekte ve onun kışkırtıcısı Kızıl Dany lakaplı "Alman yahudisi"ni, Cohn - Bendit'i "profesyonel anarşist" diye yerin dibine batırmaktadırlar.
       Yeni kuşaklar, yeni değerlendirmeler.
       Gerçek şudur ki '68 bütün Avrupanın bir şeyler aradığı yıldır ve ben o unutulmaz günlere Demir Perdenin iki yanında şahit olma fırsatını bulmuştum. Demir Perdenin komünist tarafındaki Romanya'dan başlayarak kaynayan Macaristan'ı, geçici "Prag ilkbaharı"nı yaşayan Çekoslovakya'yı, patlamak üzere olan Polonya'yı, Rus sultası altındaki Doğu Almanya'yı gezmiş ve Batı Berlin'den itibaren de İngiltere, Fransa, İtalya'daki "bambaşka amaçlı" gençlik hareketlerini izlemiştim. Bütün bunların hikayesi "Avrupa bir şeyler arıyor" adlı kitaptadır.
       Fransız İhtilali 200. yılını idrak ederken bir yazı dizisi hazırlamak üzere Paris'in Bastille mahallesinde bulunan ben, '68 Mayısının 30. yılında elbette Nanterre, Quartier Latin ve Elysee sarayının önünde olmak fırsatını kaçıramazdım. Aynı amaçla: Bu sefer "1968 Mayısı: 30 Yıl Sonra"sı için.. Onu yarından itibaren komşu sayfalarda bulacaksınız. Tıpkı "Fransız Devrimi Yargılanıyor"da olduğu gibi '68 Mayısının da kutlanacak veya sadece anılacak yanlarının gözler önüne serildiği bir dizide.
       * * *
       Türkiye de '68 Mayısından esinlenen Avrupa ülkeleri arasında bir yer, ama kendine özel bir yer aldı ve ne yazık ki Fransa'nın aksine, hareket Almanya'daki "Baader - Meinhoff çetesi" ve İtalya'daki "Kızıl Tugaylar" tarzında ne istediğini bilmez bir silahlı örgütün elinde dejenere oldu. Dizide elbette bizim '68'e de değinmek mecburiyeti vardı ve değinildi. Genel akış içinde ve esas konunun elverdiği ölçüde şöyle bir dokunulup geçilerek..


Yazara E-Posta: M.Toker@milliyet.com.tr