AB'nin MGK'ya itirazı ne?

AB'nin MGK'ya itirazı ne?


       Geçende "Avrupa Birliğini bırak, kendi işine bak!" yazısını gazeteye fakslarken gülmeye başladım. O sırada günlük gazeteler gelmişti. "Askerin siyasi hayata egemenliği"ni Milli Güvenlik Kurulunun (MGK) asker - sivil üye sayısıyla ilgili sananlara takılarak "Ondaki asker üye sayısı 1'e indirilse ve sivil üye sayısı 100'e çıkarılsa o zamanın - MGK'nın Anayasaya konduğu 1961'in - siyaset adamı kalitesi geri getirilemedikçe bunun kıymet - i harbiyesi ne olur ki?" diye yazmıştım.
       Bir de baktım Genelkurmay Başkanı gece Çankaya'da bir yabancı misafir şerefine verilen davette bu hususu soran gazetecilere, hem de alaylı 100 rakamını da unutmaksızın aynı cevabı vermemiş mi? Orgeneral Kıvrıkoğlu "Sivil üye sayısını istiyorlarsa arttırsınlar; isterlerse 100 tane sivil üye koysunlar. Bizim için hiç bir sakıncası yok" demiş.
       Aynı anda gırgırımızı geçmişiz. Öyle ya, MGK parmak kaldırılarak karar alınan bir kurul değil ki.. Hatta o kurulda, bazılarının anladığı manada bir karar da alınmaz. Zaten AB'nin "onun terkibi" ile derdi yok.
       Fakat ertesi sabahki gazetelerde, başta Başbakan Ecevit, bir takım Bakanların bu sözleri yorumunu okuduğumda itiraf ederim ki bir gün önceki gülümsemem gırtlağımda düğümlendi ve "lafları da ters anlıyorlar" diye düşünmekten kendimi alamadım. Bunlar MGK'daki asker - sivil üye sayısını siviller lehinde değiştirdikleri takdirde AB'nin bu konudaki tereddüdünü gidereceklerini sanmaktalar. Belki düşünmekteler ki sivil sayısını 100'e çıkardıkları takdirde "Avrupalı komiser" kendilerini alınlarından bile öpecektir. Genelkurmaydan onay aldık diye sevinmişler.
       Gerçek, Türkiye'de askerin siyasi hayat üzerindeki egemenliğinin batılı demokratik ölçülerin ötesinde olduğudur. Ama bunun sebebini askerin böyle bir eğilim taşımasında değil, ülkenin mukadderatına hukuken egemen politikacıların tehlikeli çapsızlıklarında, seviyesizliklerinde aramak lazımdır.
     Fransa'da bunların düzenine karşı 1958'de bizimkilerden çok ilerde tepki gösteren askerin, ülkenin yönetimi güvenilir kimselerin eline geçmesinden itibaren - V. Cumhuriyet kurulduktan sonra - çıtının çıkmadığı hiç unutulmamalıdır.

Askerin sesine kulak tıkanmaz

       Askerini küçümseyen siyasi iktidar olur mu? Olursa, bizim DP iktidarının akibetine uğrar. Kendi adamı Genelkurmay Başkanını, ona bağladığı Milli Savunma Bakanının, herkesin içinde, kıvrık işaret parmağıyla çağırmasını fodulluk sayan; askerini Mecliste "Battal Gazi ordusu" diye küçümsemekten çekinmeyen; 27 Mayısa gidilirken başkent caddelerinde yürüyüş yapan Harp Okulunun ikazından hiç bir şey anlamayan o iktidar aslında MGK'nın temelindeki sebeptir. MGK, asker ciddi ve resmi bir forumda her mesele hakkındaki görüşünü serbestçe siyasi iktidara bildirebilsin diye kurulmuştur. 1961 Anayasasındaki ideal şekli ve fonksiyonunda Genelkurmay Başkanının yanında Kuvvet komutanları bile değil, onların sadece temsilcileri vardı. Bu, devlet adamı çapındaki siyasilerden kurulu bir iktidar için askere doğru teşhis koymak için yeterliydi. Sonradan, birinin ağırlığını kaybetmesi ötekinin ister istemez ağırlık kazanmasına yol açmıştır. Özellikle iktidarlar Cumhuriyetin temel niteliklerinin korunmasında kayıtsız, hele bazen ona karşı tehlikelerin teşvikçisi olunca bugünkü durum kendiliğinden ortaya çıkmıştır.
     Böyleleri MGK'da 1 değil, 10 değil, 100 olsa ne yazar?
       Bunun aday Türkiye için önemini, bazılarının sandığı gibi, AB anlamaz değildir. Hiç, kaygılanmayalım.


Yazara E-Posta: m.toker@milliyet.com.tr